***Irak Bağdat’ta ABD büyükelçiliğine saldıran Iraklılar ve Irak polisi,
***Pakistan’da ABD konsolosluğuna saldıran Şii gruplara karşı koyan Pakistan polisi,
***Bahreyn’e, Katar’a, BAE’ye, Suudî Arabistan’a düşen İran füzeleri…
***Suriye’de rejim devrildi. Bir süre iç çatışmalar yaşandı.
Ellerini ovuşturanlar hedeflerine kavuştular. Güç gösterisi sergilediler, kılıç dansları yaptılar, yakın tehdit senaryoları üreterek silah sattılar ve İslam ülkelerini birbirlerine hasım haline getirdiler. Planladıkları oyunların sonucunu da bugünlerde alıyorlar. Aslında ortaya çıkan sonuç oyunun birinci bölümüdür. Bu ülkeleri de İran’a karşı kışkırtarak savaşa sokmaları muhtemeldir ve ikinci perde tamamlanmış olacaktır.
1979 yılında mollalar devrim (!) yaparak iktidarı ele geçirdiler. Molla yönetimi, iktidarı ele geçirdikten sonra Şah rejiminin pilotlarını idam ettirdi. Hava Kuvvetlerinin gücünü ve etkinliğini kırdı. Bilim adamlarını öldürttü. Üniversitelerden değerli bilim adamlarını ve hocaları kovdu. Bunları tutuklamalar ve seri idamlar takip etti.
Sömürgeleşmenin tarihi
Aslında insanlığın var oluşundan itibaren sahip olma, hükmetme ve sömürme hep olmuştur.
Ne hikmetse sömürülmekten en büyük payı Afrika kıtası almıştır. Afrika kıyılarını keşfeden Portekizliler, 150 yıldan fazla bir süre boyunca, Sahra Altı Afrika'da karakolları olan tek Avrupa gücü olarak kaldılar. Fransa 1638'de Senegal'de bir ticaret noktası kurdu ve burayı kalıcı bir yerleşime dönüştürdü.
Onları, 1652'de Cape Kolonisi'ni kuran Hollandalılar takip etti. Britanyalılar Afrika'da aktif ticaret yapıyor, Kuzey Amerika kolonileri için köle satın alıyorlardı. Afrika'daki ilk ciddi sömürgeleştirme girişimleri, 1787'de kurulan Sierra Leone'ydi. İlk yerleşimciler, Amerikan kolonilerinden kurtarılmış Afrikalı kölelerdi.
Afrika'nın doğru sömürgeleştirilmesi, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hız kazandı. Koloniler çoğunlukla Avrupalı sömürge valileri tarafından yönetiliyor, valiye bağlı yerel güçler kendi halklarının kendi halklarının haklarını korumak yerine onların aleyhine davranıyorlardı. Çoğu para ve makamlar verilerek satın alınmışlardı. Valiler ve yerli yöneticiler küçük çaplı diktatörlerdi.
19’uncu yüzyılın sonunda ortaya çıkan ve 29’nci yüzyılda yaşayan diktatörler
***Francisco Franco, İspanya’yı 1938-1973 yılları arasında 35 yıl diktatör olarak yönetmiştir.
***Benito Mussolini’nin İtalya’daki diktatörlüğü 1922’den 1945’e kadar sürmüştür. 1945'te metresi Petacci ile birlikte kaçmaya çalışırken yakalanarak önce vuruldular ardından da bedenleri baş aşağı asıldı.
***Joseph Stalin, Komünist Parti Genel Sekreterliği görevini yürütmüş, 1924’ten 1953’e kadar 29 yıl Sovyetler Birliği’ni yönetmiştir. Diktatörlüğü sırasında SSCB halkı arasında terör estiren, milyonlarca insanın ölümüne neden olan zalim ve acımasız diktatör, geçirdiği felçten sonra 74 yaşında Moskova dışında feci şekilde can vermiştir.
***Antonio de Oliveira Salazar, baskıcı ve acımasız taktikleri ile bilinen Salazar, 1932’den 1968’e kadar Portekiz’i yönetmiştir. Musolini ve Franco hayranı olan diktatör, yazlığında bulunduğu sırada, 1968 yılında oturduğu sandalyeden düşerek beyin kanaması geçirdi. Bu olaydan iki yıl sonra 81 yaşındayken kalp krizi geçirerek ölmüştür.
***Adolf Hitler, milyonlarca insanın öldürülmesi emrini veren ve dünyanın en büyük sivil kıyımlarından birini gerçekleştiren diktatör 1934-1945 yılları arasında yaklaşık 11 yıl Almanya’yı sert tedbirlerle yönetmiş, Alman halkına II. Dünya Savaşı’nı acı sonuçlarla yaşatmıştır. Ayrıca 5,5 milyon insanın ölümüne sebep olmuştur. 30 Nisan 1945'te Berlin'de eşi Eva Braun’la birlikte intihar etmiştir.
***Josip Broz Tito, Yugoslavya’nın 1945-1980 yılları arasındaki Maksist-Leninist görüşe sahip olan devlet ve siyaset adamıdır. Siyasi rakiplerini ve muhaliflerini idam ettirmiş, 1967 yılında kendini ömür boyu başkan seçtirmiş, 1980 yılında ölmüştür. Cenazesine İspanya, Fransa, İngiltere ve Türkiye başbakanları ile dünyanın dört bir yanından devlet ve hükümet başkanları katılmıştır.
*** Mareşal Philippe Petain, Fransa… Ülkesini 1940’tan 1944’e kadar yönetmiştir. Vatanseverlik sloganıyla otoriter bir yönetim kurmuş ve Yahudilerin bazı mesleklere girmelerini yasaklamıştır. Mareşal Petain, II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerle iş birliği yaptığı gerekçesiyle tüm itibarını kaybetmiş, 1945’te yargılanarak idam cezasına çarptırılmıştır. Cezası daha sonra müebbete çevrilen Petain, Portalet Kalesi’ne hapsedilmiş, 95 yaşında burada ölmüştür.
*** Nikolay Çavuşesku-Romanya, 1969-1989 yılları arasında Romanya'yı 20 yılı aşkın süre demir yumrukla yöneten Komünist lider Nikolay Çavuşesku, Noel gecesi askeri mahkemede yargılandığı davada, eşi Elena ile birlikte soykırımdan suçlu bulunarak idama mahkum edilmiş, aynı gece infaz edilmiştir. Mahrumiyet, yoksulluk ve korku üzerine bir dikta rejimi kurmuştur.
*** Todor Jivkov-Bulgaristan'ı 1954'ten 1989'a kadar yöneten Komünist lider Jivkov, muhaliflere ve insan hakları gruplarına çok ağır bir baskı uygulamış, ülkedeki Müslüman, Türk azınlığa yönelik asimilasyon faaliyetlerini yürütmüştür. Sofya'da bulunan Merkez Mezarlığı'na gömülmüştür.
21’inci yüzyıl diktatörleri
Elbette Trump ve Netanyahu’dur. Her ikisi de insan kasabıdır, her ikisi de yakın tarihte yapılacak olan seçimleri kaybedeceklerdir. Bu liderler ülkelerinin imkân ve vurucu güçlerini orantısız şekilde kullanmışlardır. Her iki ülkenin istihbarat teşkilâtları Venezuela liderini yatak odasdından alabiliyorsa, Hamaney’i aylarca takip edip vurarak öldürebiliyorsa daha kansız şekilde operasyon yapamazlar mıydı?
ABD’nin savaşı başlatmasında öne sürdüğü gerekçe İran’ın nükleer silah üretmesini önlemek ve mevcut molla yönetimini devirmek idi. İki insan kasabı (!) el ele verdiler, insanları öldürmeye başladılar. Bu kadar insanın canına kıymaya değer miydi?
İran köşeye sıkışmıştır. Yaptığı füzelerle karşı koymayı “Misilleme” diye adlandırmak yanlıştır. Misilleme, karşı tarafın attığı mermi sayısının 4-5 katıyla karşılık vermek demektir. Şimdi İran ürettiği veya Çin’den aldığı füzeleri adeta rast gele göndermektedir. İki testiyi birbirine çarparsanız birisi kırılırsa diğeri çatlar veya canı yanan eşek beygiri geçer, demişler.