SON DAKİKA
reklam
reklam

Düşünmek ve gülmek arasında

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Mart 2026, Pazar - 12:07   Okunma Sayısı:

Kadın: Rakı içer misiniz?

Erkek : Evet

Kadın : Ne kadar?

Erkek : Günde bir ufak 

Kadın : Bir ufak dediğiniz kaç TL dir

Erkek : Bu günün parasıyla yaklaşık 30 TL 

Kadın : Kaç yıldır içiyorsunuz?

Erkek : Yaklaşık 25 yıl

Kadın : Bu, ekleriyle birlikte toplam yaklaşık 300 bin TL eder

Erkek : Evet

Kadın: Bu parayla iyi bir 'sıfır ' Mercedes çekebilirdiniz, eğer içki içmemiş olsaydınız. 

Erkek : Bir soru da ben sorabilir miyim?

Kadın : Elbette, buyurun

Erkek : Siz rakı içer misiniz?

Kadın : Hayır 

Erkek : Pardon. Bugün Mercedesinizi nereye park ettiğinizi sorabilir miyim?

 

***                             ***                          ***

    Hastanedeyiz. Daha önceki gelişlerimden tanışıklığımız olan güvenlik görevlisi hanıma bazı sorular sordum. Beni hatırlayamadı. Sonra bir erkek güvenlik görevlisi geldi ve geçmişteki konuşmaları hatırlattı, Hatta kendileri bana çay ikram etmeden önce “Çay kalmadı” demişti. Görevli hanım hatırladığını belirterek özür diledi. Bunun üzerine erkek görevli

 

—-Çok yaşlandı, bazı şeyleri hatırlayamıyor, onun için de morga yakın yerde görevlendirdik, dedi.

***                             ***                          ***

İstiklâl Caddesi’nde yürüyorum. Para istemek için yanıma gelen gençler var. Tinerciler azalmış. En azından ana caddede yok. Akşam saatlerinde sarhoşlar ortaya çıkıyor. Yakaladım, tayyare olmuş ve beş bin feette (fit) uçan birini;

 

    ---İstiklâl Caddesi’nde vapur nereye yanaşıyor?

---Abi ben sana sorayım önce; İstiklâl Caddesi nerede?

 

***                             ***                          ***

13 Eylül 2024 Beykoz-Sultaniye yolu akşam saatleri… Paşabahçe’den Beykoz istikametine giden siyah aracı bir hanım kullanıyordu. Araçta iki de çocuk vardı. Trafik neredeyse durma noktasına gelmişti. Beykoz istikametinden Paşabahçe’ye gitmekte olan beyaz araçta ise sürücü ve yanında bir hanım vardı. Her iki araç da yana yana pozisyonda durma noktasına gelmişlerdi. Siyah araçta arkada oturan çocuk,

 

---Aaa anne, bak babam, dedi. Anne başını çevirince kocasını bir hanımla aynı araçta görmüş oldu. Baba ise,

---Ne arıyorsunuz burada? demek zorunda kaldı. Bundan sonrasında kimse konuşmamıştı. İçimden geçen ise “yandı gülüm keten helva” demek oldu. Bu aile akşam fırtınalı (!) bir muhabbete girmiştir herhalde? 

  

***                             ***                          ***

Köylüler ve çiftçiler tarımsal faaliyetlerini devam ettiremeyeceklerini haykırıyorlar. Tarladan topladıkları ve satamadıkları ürünleri otoyollara döküyor, traktörleriyle gösteriler yapıyorlar. Maden alanlarında olan köylüler ise, tarlalarının usulsüz kamulaştırılmasından, patlatılan dinamitlerin huzursuzluk ve korku yaratmasından, yer altı sularının siyanürle kirletilmesinden ve ağaç kesilmesinden yakınarak konuyu adli makamlara taşıyorlar. Ülkemiz sadece bu sıkıntılarla çalkalanmıyor tabii… Sınai tasarım ve tesislerin belli yerlerde ve düşünülmeden inşa edilmesi çevre anlayışıyla ters düşüyor. 

**Deprem olgu yüzeysel şekilde ele alınarak orman ve mera alanlarının bir bölümünün yok edilerek inşaat alanı haline getirilmesi,

**Büyük şehirlerin havaalanlarına iniş kalkış yapan uçakların yakıt gazlarının aeresol halde halkın üzerine inmesi, 

**Her alanda üretime ağırlık verilmesi istenirken yeni ekilecek ve dikilecek alanlar ihdas edilmeden tarımın ayağa kaldırılmak istenmesi ithalatın daha da arttırmasına neden olmasına yol açıyor.

 

Nerede kaldı sakinlik?

    Yunanistan gezimiz sırasında Korent Kanalı kuzeyinde Delphoi tapınağını gezdik. Tapınağın girişinde “Kendini bil” yazısı vardı. M.Ö. yıllarda bile insanlar eğitime önem vermiş, amfiteatrlar tesis etmiş, erdemli olmayı düşünmüşler. Bilgeler, filozoflar halkın sivri taraflarını törpüleyerek (!) onları eğitmeye özen göstermişler.

    Konuşma özürlülüğü sadece insanlar arasında mıdır? Bu çiğlik, hastanelerde, okullarda, kamu vasıtalarında ve hatta son olarak camilerde bile görülmektedir İnsanlar küfürleşmenin çok ötesine geçerek birbirlerini yaralamaya hatta öldürmeye cüret etmektedirler. 

    Bu kadar gerginliğin temelinde eğitim sisteminin bozukluğu, bireylerin her şeyi kolay elde etme isteği, siyasetin ülkeyi aşırı derecede germesi, iktisadi mekanizmanın kül yığını gibi insanların üstüne çökmesi gibi nedenler yatmaktadır.

 

sordum. Beni harlayamadı. Sonra bir erkek güvenlik görevlisi geldi ve geçmişteki konuşmaları 

harla", Ha$a kendileri bana çay ikram etmeden önce “Çay kalmadı” demiş(. Görevli hanım 

harladığını belirterek özür diledi. Bunun üzerine erkek görevli

    —-Çok yaşlandı, bazı şeyleri harlayamıyor, onun için de morga yakın yerde görev

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam