Türkiye Afrin’de bir harekât yapıyor. Uluslararası kurallara ve harp hukukuna son derece titiz şekilde riayet edildiğine hiç şüphem yok… Özellikle sivillere zarar verilmemesi konusunda titiz davranıldığına da adım kadar eminim. İçinden çıktığım ocağı, bizlere verilen eğitimi, tatbikatlarda yaşadıklarımı bilmez miyim?
Gelin görün ki, uçaklarıyla, tank ve roketleriyle Afrin’de operasyon gerçekleştiren TSK bu kadar titiz davranmasına rağmen bizim sınırlarımız içinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı daha fazla gibi. Belli mesafelerde sınırlarımıza yaklaşan PYD/YPG’liler, meskûn mahallere rastgele roket atıp derinliklere kaçıyorlar.
*** *** ***
2004 yılından beri yazdığım yazılarda 16’ıncı yüzyıldan itibaren İngiltere, Fransa ve Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu ile sürekli didişme halinde olduğunu yazdım durdum. Rusya ile aramızın iyi olduğu dönemlerde İngiltere ve Fransa’nın karşımıza geçmiş, tersi durumda da Rusya ile limonî olmuşuz…
19’uncu yüzyılın sonlarında Almanya ilgisi ve sevdası başlamış. Bugün için sevda kalmamış; ama ilgi devam ediyor. Fransa hakkında yazdıklarımda ise hiç yanılmamışım. Bölücülük yapan Kürt militanlara enstitü açan, onların hâmiliğine soyunan, mahkemelerde duruşmalarına katılan Fransız yetkililer, bu tavırlarını günümüzde de sürdürmektedirler.
Fransız liderin tavrı
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Fransız lider Makron arasında yapılan görüşmede “Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi” anlaşması imzalanmıştı. Eurosam’dan yapılan açıklamalarda konsorsiyumun, Aselsan ve Roketsan ile ortak çalışma yürüteceği, hava savunma sisteminin 2020’lerin ortalarında üretileceği duyurulmuş, sistemin hayalet uçaklara, insansız hava araçlarına ve füzelere karşı savunma amaçlı kullanılacağı belirtilmişti. Fazladan bir de teröre vurgu yapılmıştı.
Her iki ülke liderinin görüşmesinin ardından daha iki hafta geçmedi. Fransa, Türkiye’nin Afrin’e yaptığı harekâtı kınayan bir tavır aldı ve konuyu BMGK’ye taşıdı. Alın size Fransa’nın son numarası… Fransa’ya karşı şimdi nasıl bir tavır uygulanır veya uygulanabilir mi? Bu da ilgililerin düşünecekleri bir konudur.
Leopar tanklarının kullanılmasına tepki
Afrin Harekâtı devam ederken, Türk ordusundaki Leopard tanklarının bakım ve tamiratının Berlin yönetimince askıya alındığına dair haberler ortaya çıkmıştır. Almanya aksini düşünse şaşardım. Önce elinizden geleni ardınıza koymayın derim.
Bizim ayağa kalkmamız için bu tür davranışlar gerekiyor galiba? Leopard tanklarının modernizasyon sürecine yönelik iddialara ilişkin, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, AR-GE Projeleri Sözleşme İmza Töreni’nde bir açıklama yapmış ve
“Şu anda önümüzde kısıt vesaire olarak getirilen herhangi bir kalemle ilgili hiçbir endişeye sahip değiliz. Kendimizin yapabileceği şeyler var, alternatif kaynaklarımız var. Bu yönde daha kuvvetle özgür olabilmek, şunun bunun ambargosuna, tehdidine boyun eğmemek adına yüksek teknolojili ürünlerin oluşması, bağımlılığımızın azalması ve özellikle savunma sanayiinde yetkin hâle gelmemiz gerekiyor” demiştir.
ASELSAN
Leopard tank modernizasyonu için ASELSAN tarafından yürütülen projede, tankın içindeki elektronik, elektro optik, elektro mekanik ve elektro hidrolik sistemlerin çıkartılarak, yerlerine son teknoloji ürünü sistemlerin entegre edileceği çalışmalar sürdürülmektedir.
Leopard 2A4 tankının atış gücü ASELSAN’ın ALTAY tankı için özgün olarak geliştirmiş olduğu Yeni Nesil Atış Kontrol Sistemi, Elektrikli Top Kule Takat Birimi ve Uzaktan Kumandalı Silah Sistemi ile arttırılacaktı.
Dostluk lâstik patlatınca aklıma bu şiirim geliyor. Bir daha yazayım:
Haykırış
gecenin karanlığında
ilk kez övgüler düzüyorum
yağmur sesini bahşeden ıssızlığa
damlalar toprağa düşerken
pervasızca…
ağlamayı bilmeyen bulut
dumanlı dağlara yaslanmış
yalnızlığın efkâr ve yarenliğinde
yanağıma düşerken gözyaşları
sayısızca…
sükûnet bekleme benden, unut!
güneşe aya, dağa taşa, kurda kuşa
haykırmak istiyorum bu çarpıklığı
isyan eden sözlerim dile geldikçe,
hayasızca…
(Cengiz Baysu-1977 yılı Çaldıran Ovası)