SON DAKİKA
reklam
reklam

Geçmişte rüşvet nasıl alınırmış?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 17 Mart 2026, Salı - 10:19   Okunma Sayısı:

 

Rüşvet son derece önemli bir suçtur. Toplumların yapısına ve yönetim şekline göre kendisine yer bulabilmektedir. Osmanlı devlet yapısı 16’ncı yüzyıldan itibaren bozulmaya başlayınca yaşam koşulları giderek ağırlaşmış, kişilerin refah isteği artmış, hantal bürokrasiyle rüşvet önlenemez hale gelmiştir.

 

Rüşvet olaylarına örnekler

***1546 yılındaki Yemen ayaklanmasında komutan olan Üveys Paşa, askerlere para dağıtıp onları tahrik ederek ayaklanma çıkartmak istemiştir. Yabancı elçiler yanında çalışmak için bizzat elçiye para veren askerler vardır. 16’ncı yüzyıl başlarında sipahilerden para alıp onlara izin veren ve kalede hiç asker bırakmayan alay beyleri görülmüştür.

***1565 yılında Sinop’ta bir Musevi’yi öldürdükleri sabit olanlar, hapsedildikleri kalenin kethüdasına önemli miktarda mal vermişler ve serbest bırakılmışlar. Lubenau, Galata hapishanesini yöneten kişinin bir dönme olduğunu, Hristiyan elçilerden sık sık para alarak kölelerin kaçmasına göz yumduğunu anlatır.

***1595 yılında Lâzkiye kadısı olan Mehmed, huzuruna gelen davacıdan birkaç bin akçe alır ve onun lehine hüküm verirmiş. Davalı kendisine daha fazla verirse bu defa önceden verdiği hükmü bozar, davalının lehine hüküm verirmiş.

***Kadı ve naiplerin eşkıyalık yapanlarla da ortak çalıştıkları, eşkıyaların varlıklarını sürdürebilmek için kadılara rüşvet verdikleri de bilinmektedir. Bu olaylar 16’ncı yüzyıl sonlarından itibaren yoğunluğunu arttırmış, 19’uncu yüzyıl ortalarına kadar sürüp gitmiştir.

***Azledilenler

      ---Edirne vakasında zorbalıkla İstanbul kadısı olan Akmet Efendi, 1703 tarihinde azil ve Magosa’ya sürgün edilmiştir. 

      ---1707 yılında İstanbul kadısı olan İmam-ı Sultani Mehmet Efendi, uygunsuz halleri ve ihtişama düşkünlüğü yüzünden,

      ---1715 tarihinde Edirne kadısı Kebirizade Abdürrahim Efendi, halktan “tahammüllerinden fazla akça aldığı” gerekçesiyle,

      ---1717’de Rumeli Kazaskeri İsmail Efendi, hükümlerinin doğruluğundan şüphelenildiği için,

      ---1719’da İstanbul kadısı Dürri Mehmet Efendi, veziriazamın ekmek narhına ait emirlerini iyi uygulamadığından,

     ---1812 yılında Anadolu Kazaskeri Ağazade Efendi, “”masum mizacı makamının vakarı ile bağdaştırılmadığından tayininden dört ay sonra azledilmişlerdir.

 

26 Nisan 1916 tarihinde Kut’ta İngiliz ordusunu teslim aldık. Kut’un 4 km. yakınındaki bir mekânda 6’ncı Or. K. Halil Kut Paşa ile General Charles Townshend’in teslim konusunu görüşürlerken Townshend’in Halil Paşa’ya rüşvet teklif etmiştir.

    Medine-i Münevvere'de şimendifer memurlarının hacılara kararlaştırılan fiyattan daha fazla paraya bilet sattıkları şikayet edilince tahkik edilmesi emri verilmiştir. (Dahiliye; 286902)

 

Keçecizade İzzet Molla

    Doğum tarihi 1786-Ölüm tarihi Sivas 1829’dur. 18’inci ve 19’uncu yüzyılın divan şairlerindendir. Asıl adı Mehmet İzzet olup, aslen Konyalı bir aileye mensuptur. Tanzimat döneminin üç ünlü simasından Keçecizade Fuat Paşa’nın babasıdır. Padişah I. Abdülhamit döneminde Rumeli kazaskerliği yapmıştır.

Keçecizâde İzzet Molla da söylediği bir beyit ve sadrazam aleyhindeki bazı sözleri sebebiyle sürgüne gönderilmiştir. Molla’nın hâmisi olan Hâlet Efendi öldürülünce ondan gördüğü iyilikleri unutmayan İzzet Molla, Hâlet Efendi’nin düşmanlarını eleştirmiş ve,

 

“Hâlet’in canın Hâk aldı mâlını mîri,

                                       Kaldı ehl-i hasede hâyeleriyle (haya) kîri” beytini düşmüştür.

 

Sosyal hayatın içinde rüşvet

    Sosyal bir varlık olan insanın, sosyal etkileşimden anladığının kuru bir selam olması, insanların yabancılaşıp içe kapanmalarına zemin hazırlayacak, yabancılaşmayı başlatacak bireysel ve dolayısıyla bireyin etkilenmesiyle toplumsal bir sorun olarak algılanması eleştirilmeye sebep olmuştur: Osmanlı Devleti’nde Rüşvet, 

 

“Dünya talebiyle kimisi halkın(a) emekde (emek vermekte)

Kimi oturup zevk ile dünyayı yemekde” (Ruhi)

 

“Eline zer (altın) alıp varsan efendi gel buyur derler

Eger destin (testi) tehi (boş) varsan efendiyi uyur derler.”

 

“Zemanın şimdi budur muktezâsı

Hem yiyesin rüşveti hem de yediresin”

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam