Bir şehrin damarları yollarıysa, o damarların tıkanmaması için en hayati ihtiyaç doğru kurgulanmış otopark planlamasıdır.
Günümüzde modern şehircilik, sadece binalar inşa etmek değil, o binaların ve içinde yaşayan insanların hareketliliğini yönetmektir.
Otopark planlaması olmayan bir şehir, trafik kargaşasına, zaman israfına ve çevre kirliliğine mahkûmdur.
Şehir merkezlerinde alan kısıtlılığı bir gerçek.
Ancak bu durum, sokakların birer açık hava otoparkına dönüşmesine gerekçe olmamalıdır.
Tokyo ve Berlin gibi
gelişmiş dünya metropollerinde uygulandığı üzere, atıl durumdaki küçük parsellerin altına "çok katlı mekanik ve otomatik otoparklar" inşa edilerek alan verimliliği maksimuma çıkarılmalıdır.
Uygun meydan ve geniş caddelerin zemin altı, kamusal otopark alanlarına dönüştürülmelidir.
Emniyet koşulları tam sağlanarak ve giriş çıkışları okuldan tamamen izole edilerek, okul bahçelerinin altı otopark olarak değerlendirilebilir.
Bu, mahalle aralarındaki park sorununa kalıcı bir çözümdür.
Otopark sorununun temel çözümü, mevzuatın tavizsiz uygulanmasından geçer.
Mevcut sistemde "otopark bedeli" ödenerek bu yükümlülükten kaçınılması, sokaklardaki yoğunluğun ana sebebidir.
Binanın iskânı alınmadan önce otopark yapımı şart koşulmalı; bedel ödeyerek imtina etme yolu kapatılmalıdır.
Vatandaştan tahsil edilen otopark bedelleri, yasaya uygun şekilde sadece yeni otopark alanlarının geliştirilmesi için kullanılmalı; başka bir amaca asla tahsis edilmemelidir.
Trafiği şehir merkezine sokmadan çözmek en akılcı yöntemdir.
Şehir çeperlerinde, toplu taşıma ve aktarma istasyonlarına en fazla 500 metre yürüme mesafesinde kurulan "Park Et – Devam Et" noktaları, hem karbon salınımını azaltır hem de şehir içi trafiği rahatlatır.
Avrupa Birliği’nin Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planları (SUMP) ve BM-Habitat kriterleri, yaşanabilir şehirler için otopark yönetimini bir zorunluluk olarak görür.
Bu projeler için AB hibe fonlarından ve Habitat desteklerinden faydalanmak, yerel yönetimlerin üzerindeki mali yükü hafifletecek ve uluslararası standartlarda tesislerin kurulmasını sağlayacaktır.
Sonuç olarak; dikey mekanik otoparklardan elde edilecek gelirlerin yine otopark projelerine aktarıldığı, teknolojiyle barışık bir sistem, şehirlerimizi kaostan kurtaracak tek yoldur.
Şehir planlaması, araçların duracağı yeri belirlemeden, insanların yürüyeceği yolu açamaz.