SON DAKİKA
reklam
reklam

Unutulan Sadece Adresler Değil

Köşe Yazarı: Erol Altunoğlu   Eklenme Tarihi: 29 Mart 2026, Pazar - 13:42   Okunma Sayısı:

 

Geçtiğimiz günlerde şahit olunan bir olay, modern hayatın hızı içinde neleri kaybettiğimizi tokat gibi yüzümüze çarptı. 

 

Metro istasyonunda kartını dolduramadığı için gençlerin azarlandığı o yaşlı amca, aslında bir "insanlık aynası" tutuyordu hepimize. 

 

Eski bir ağır ceza hakimi olması, onlarca yıl başkalarının hayatı hakkında kararlar vermesi, bugün ise bir makine karşısında çaresiz kalması... 

 

Hayatın ne kadar kısa ve rollerin ne kadar geçici olduğunun en çıplak haliydi bu.

Amcanın durumu tıbben "demans" olarak adlandırılabilir; yani geçmişini silmek, yolunu kaybetmek. 

 

Ancak hikayenin asıl can yakan kısmı, amcanın her şeyi unutsa da şehit oğlunun "Baba, seni Üsküdar Marmaray’da bekliyorum" sözünü unutmamış olmasıydı. 

 

Zihin her şeyi silebilir, ancak sevgi ve sadakat kalbin en derin yerine mühürlendiğinde, hastalık bile oraya dokunamıyor.

 

Peki, ya bizler? Bizim demansımız ne zaman başladı?

Sıradaki bir yaşlıya tahammül edemeyen, "flört mü ediyorsun makinayla" diye bağıran o öfke, aslında kendi geleceğine bağırdığının farkında değil.

 

Geçmişin tecrübesine hürmet etmeyi, bir yabancının gözündeki yardıma muhtaç ifadeyi okumayı bıraktık.

Amca gibi fiziken değil, ruhen savruluyoruz. 

 

Nereden geldiğimizi, bizi biz yapan değerlerin ne olduğunu hatırlamakta zorlanıyoruz.

Bugün toplum olarak yaşadığımız savrulmanın temelinde, kendi "kişisel ve toplumsal tarihimizi" unutmamız yatıyor. 

 

Kim olduğumuzu, bizi bir arada tutan o görünmez bağları unuttukça, kalabalıklar içinde yalnızlaşıyoruz.

 

Bir toplum, geçmişine ve yaşlısına gösterdiği hürmet kadar medenidir.

 

Eğer bugün o amcanın elinden tutacak bir el çıkıyorsa, hala umut var demektir. 

 

Ancak mesele sadece bir adresi tarif etmek değil; birbirimizin yarasına, acısına ve hatırasına sahip çıkmaktır. 

 

Belki de o amcanın beklediği oğlunu biz göremiyoruz ama o vefa duygusu, bize kim olduğumuzu hatırlatacak tek pusuladır.

 

Gittiğimiz yolu bilmek istiyorsak, önce nereden geldiğimizi ve kimin bekleyişine sahip çıktığımızı hatırlamak zorundayız.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam