Varlığımın vaz geçilmezi kitaba
Saygılıyım ben sonsuza dek.
Göze nur gerektirir, ele emek
Lâyıktır o övgülerin en yücesine
ve en kibar hitaba!
(Cengiz Baysu)
Kitaplar yazının icadıyla ortaya çıkmıştır. Yazılar runik, çivi, hiyeroglif şeklinde önce taş ve kaya yüzeylerine sonra kil tabletlerine yazılmak suretiyle “tablet kitaplar” şeklinde adlandırılmıştır.
Yazıların papirüslere yazılmasıyla başlayan çocukluk evresi, hayvan derilerine yazılmalarıyla gençlik çağına kavuşmuş, kâğıdın elde edilmesinden sonra da “kitap” şekline dönüşerek olgunluk dönemine erişmiştir.
Geçmişin kültürlerini zamanımıza taşımaları ve eski uygarlıkların tarihini anlatmalarıyla çok eski dost, günümüzde bilimsel konuları yansıtmalarıyla aydınlatıcı kabul edilir kitaplar. Edebiyatın şiir, roman ve tiyatrosunu hatta sanatın diğer dallarını sunmalarıyla da öğretici rolü vardır kitabın…
Kitap vardır kendisini okutur, kitap vardır okuyanı okutur. Yani kendi kültür seviyesinin üzerinde kitap okuyanlar bazen gösteriş için bu bilgiyi satmaya kalkışırlar. İşte kitap, okuyanı okutmuştur.
Okula giden bizler, velilerimiz ve öğretmenlerimiz sayesinde kitabın hak ettiği değerin bilinciyle yetiştik, yetiştirildik. Çoğumuz kitabın kapağına, kalınlığına ve sayfa yapısına kanmadan içeriği, ifade üslubu ve akıcılığına bakarak beğenmeyi tercih ediyoruz.
Öğrenim süremizce okul kitaplarımız, bizleri geleceğimize bağlayacak rotanın temel taşlarıdır. Genel kültür amacıyla okuduğumuz kitaplardan ise hepimizin evinde ve küçük kütüphanelerimizde bulunmaktadır. Ben okumadığım zamanlarda bile kütüphanemin yanına gider, kitaplarımla konuşarak onları okşar ve tozlarını alırım. Sayfası kırışan ya da eğri duran bir kitabımı görmek bile istemem.
Kitapların yakıldığı dönemler olmuş tarihte. İskenderiye kütüphanesindeki binlerce kitap yok edilmiş. Onların günümüze gelebilmiş olmasını ne kadar isterdim. Bu konu beni her zaman üzmüştür. Elektriğin olmadığı bir dönemde mum ve kandil ışıkları altında el yazısıyla yazılmış Yıldız Sarayı, Beyazıt kütüphanesinde ve diğer kütüphanelerde mevcut olan eski kitapları görünce onlara şefkatle ve ibadet anlayışıyla yaklaşıyorum. Bu kitaplar tamamen el emeği ve göz nuruyla yazılmıştır. Ne kadar büyük değerleri vardır!
Bu nedenle kitaplarımı başka bir arkadaşıma vermek pek de hoşuma gitmiyor. Ben de kimseden istemiyorum. Zorunluluk hissedersem mutlaka ilçenin kütüphanesine gidiyor ya da okulumuzun kütüphanesinden yararlanmayı tercih ediyorum.
Yeni çıkan kitapları takip edebilmek için gazetelerin kültür sanat sayfalarını ve hafta sonu eklerini dikkatle inceliyorum. Ayın kitabı olarak seçilenleri, çok satanları ve ilgi çekecek konuları yansıtan kitapları seçiyorum. Her kitap bir dünyadır. Yazarın düşüncelerini ifade etmesinin ötesinde onun his ve heyecanlarını, içinde bulunduğu ruh halini ve yaşadığı dönemi de yansıtır bizlere…
Kitap hakkında sizlere sunduğum bu yazıyla ben de kitaba karşı beslediğim hisleri yansıtmış oldum. İtibarın en büyüğüne lâyık olan kitaplar, evimizin ve okulumuzun kütüphanelerini doldursun.
Hepimizin birer “kitap kurdu” olması ısrar ve dileğiyle!