1973 Yom Kippur Savaşı’nda iki ülke arasında Süveyş Krizi’nden sonra büyük bir kriz yaşanmış ve Londra, Amerikan uçaklarının Kıbrıs’taki İngiliz üslerinden yakıt ikmali yapmasına izin vermemiş, Washington buna büyük tepki göstermişti. Vietnam Savaşı da iki ülke ilişkilerini bu dönemde bozan en önemli olaylardan birisi olmuştu.
2 Nisan 1982’de Arjantin kuvvetleri Falkland Adalarını işgal etmiş, ancak Arjantin'in Falkland üzerindeki kontrolü 14 Haziran'da Arjantin kuvvetlerinin teslim olmasıyla sona ermişti. İngilizler, BM’nin arabuluculuk yapması için iletişime geçmesini istemesi de nafile çıkmıştı. Reagan iki ülke arasındaki anlaşmayı yumuşatamamıştı ama savaş sonrasında Birleşik Krallık’ın ekonomik krizden kurtulması büyük ölçüde Amerikan yardımları sayesinde mümkün olabilmişti.
İngiltere, 2003 yılında, ABD ile Irak'a yönelik son derece tartışmalı bir askeri harekata katılmıştı. Amaç, Irak'ı "kitle imha silahlarından" arındırmaktı. O silahların ise aslında yıllar önce tamamen yok edildiği ortaya çıkmıştı.
İngiltere’nin çekinceleri
İngiltere, İsrail’in Gazze’de yaptıklarını tasvip etmiyor ve dolayısıyla ABD’nin yanında durmak istemiyordu. İran Savaşı süresince de İngiltere’de İsrail’i protesto eden gruplar İngiliz hükümetine baskı yapıyorlardı.
Trump’ın NATO ülkelerine rencide edici sözler söylemiş, İngiltere’ye de ABD’nin yanında durmayışından ve destek vermeyişinden ötürü kızdığını söylemişti. İran’ın Kıbrıs’taki İngiliz üslerine etkisiz kalan füze göndermesi üzerine Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İngiltere Büyükelçisi tarafından İngiliz hükümetinin daha ciddi tedbirler almasını ve ABD’nin yanında yer almasını istemesi İngiliz hükümeti için başka bir baskı meselesiydi.
Korkaklar, bunu unutmayacağız
Bu ifade, İngiltere için bir tehditti. Geçmişte de ilişkilerin pek iyi gitmediğini yaşamış olan İngiltere, şartlı olarak ABD’nin yanında yer alacağını duyurmuş ve ABD’nin kolektif meşru müdafaası için İngiliz üslerini kullanmasına onay vermiştir.
İngiltere, Hürmüz Boğazı’nda gemileri hedef alan füze sahalarını etkisiz hale getirmeye yönelik savunma operasyonlarına katılacak, saldırılara doğrudan katılmayacaktı. İngiltere’nin bu çıkışından sonra Fransa ve Almanya da ABD’ye destek vermeye başlamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, konuyla ilgili açıklamasında İngiltere'nin hamlesinin "çok geç verilmiş bir yanıt" olduğunu söylemişti...
İngiltere’deki muhalif görüşler ve uyarılar
***İngiltere’de Liberal Demokrat Parti'nin dışişleri sözcüsü Calum Miller, hükümetin kararının İngiltere'nin "Trump'ın kaygan yokuşuna giderek daha fazla sürüklendiğini" gösterdiğini söylemiş, Starmer'ın ABD'nin İngiliz üslerini kullanmasına ilişkin anlaşmanın şartlarının Parlamento tarafından oylanması çağrısında bulunmasını istemiştir.
Yeşiller Partisi lideri Zack Polanski ise, bunun "endişe verici" olduğunu ve milletvekillerine "müdahil olma konusunda oy hakkı verilmesi gerektiğini" belirtmiştir.
***İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi İngiltere'nin kararıyla ilgili X üzerinden yaptığı paylaşımda, "İngiltere halkının büyük çoğunluğu, İsrail ve ABD'nin İran'a karşı tercih ettiği savaşta herhangi bir rol almak istemiyor. Kendi halkını görmezden gelen Starmer, İngiliz üslerinin İran'a yönelik bir saldırganlık için kullanılmasına izin vererek İngilizlerin hayatını tehlikeye atıyor. İran, meşru müdafaa hakkını kullanacaktır" uyarısında bulunmuştur.
***Trump’ın liderlik tarzı ve yönetim şeklinin Birleşik Krallık’ta pek de onaylanmadığı da bir gerçektir.
Yorumlama
ABD Başkanı, İsrail'in İran'ın nükleer programını ortadan kaldırmasına yardımcı olmak amacıyla Amerikan kuvvetlerini harekete geçirmeye karar verirse, İngiltere'ye ne gibi bir rol biçileceği şimdilik ortadan kalkmış durumda, çünkü İsrail-İran çatışmasında İngiltere, olayların merkezinde yer alan bir aktör değildir.
İngiltere, Almanya ve Fransa’yı da kendi safına çekerek tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunmaktadır. İngiltere-İsrail ilişkileri, iki İsrailli bakanın Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddeti teşvik etmeleri nedeniyle bozulmuş durumdadır. İsrail’in, İran'a yönelik saldırısı hakkında İngiltere'yi önceden bilgilendirmemiş olması da ayrı bir konudur.
Dünyanın çeşitli bölgelerinde ABD ve İsrail arasındaki gösteriler, ABD vatandaşlarının bazı ülkelere gitmemeleri konusundaki uyarılar, gelecekte yaşanması muhtemel gıda krizinin belirmesi ve petrol fiyatlarındaki yükselişler karşısında her kararı tartışmalı olan Trump, şimdilerde bir iyimser hava yaratmaya başlasa savaş baltasını elinde tutmaya devam etmektedir.