ABD Başkanı seçilen Donald Trump, Kuzey Kutbu'nda Danimarka'ya bağlı büyük ölçüde özerk bir bölge ve dünyanın en büyük adası olan Grönland'ın kontrolünü ele geçirmeye yönelik ifadeleri ilk olarak 2019'da, ilk başkanlık döneminde kullanmıştı. Trump, sonradan daha da ileri giderek ekonomik veya askeri güç kullanma ihtimalini de göz ardı etmemişti.
Danimarkalı ve Avrupalı yetkililer ise Grönland'ın satılık olmadığını ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini söyleyerek olumsuz yanıt vermişlerdi. Her iki ülke de NATO müttefiki olmasına rağmen yüzde 80'i buzla kaplı ancak maden zenginliğine sahip bir bölge üzerinde neden anlaşmazlığa düşüyor? Üstelik Grönland, 300 yıldır Danimarka'nın kontrolü altında bulunmaktadır.
Çin ve Rusya faktörü
Rusya ve Çin, Afrika’da olduğu gibi bu bölgede de nüfuz arayışına girmiştir. Danimarka, Kuzey Kutbu için 1,5 milyar dolarlık yeni bir askeri malzeme almak için atağa geçmiştir. Bu malzeme alımı Trump'ın sözlerinden birkaç saat sonra bunun açıklanmış, ama Trump’ı tedirgin etmemek için bu açıklama Danimarka Savunma Bakanı tarafından "kaderin bir cilvesi" olarak nitelendirilmiştir.
Politiken gazetesinin baş muhabiri Elisabet Svane, "Trump'ın söylediklerinde önemli olan Danimarka'nın Kuzey Kutbu'ndaki yükümlülüklerini yerine getirmesi ya da ABD'nin bunu yapmasına izin vermesi gerektiğiydi" demiştir. Trump’ın Grönland'a olan ilgisi kaybolsa bile, sonraki Amerikalı yöneticiler bu ilgiyi devam ettireceklerdir.
Grönland bağımsızlık oylamasına gider, ABD ile daha yakın bağlar arar. Grönland'da bağımsızlığın eninde sonunda gerçekleşeceği ve Grönland'ın bağımsızlık için oy kullanması halinde Danimarka'nın bunu kabul edip onaylayacağı konusu şimdilik belirsizdir. Konu ciddi şekilde gündeme gelirse Danimarka’nın bölge halkına önemli ölçüde sosyal yardım ve mali destek sağlaması bağımsızlığın kabulüne esas teşkil edecektir.
Ada oyuncak olmuş
Bir sonraki olası adım, ABD'nin şu anda Pasifik devletleri Marshall Adaları, Mikronezya ve Palau ile sahip olduğu gibi bir serbest birlik. Danimarka daha önce hem Grönland hem de Faroe Adaları için bu statüye karşı çıkmıştı. Grönland Danimarka'dan kurtulabilse da ABD'den kurtulamayacağı anlaşılıyor. Amerikalılar İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra adayı güvenlikleri için hayati önemde görüyorlar.
1951'de yapılan bir anlaşma gereği Ada Danimarka'nın mülkiyetinde görülmekte ama ABD'ye istedikleri verilmiş durumdadır. Trump ekonomik söylemlerle- gümrük tarifelerini büyük ölçüde yükseltilmesi- ABD’yi Grönland konusunda taviz vermeye zorlayabilir.
İran Savaşı, bir yerde Avrupa’nın NATO’ya bağlılık sınavı olmuştur. İspanya ile başlayan, İngiltere ile devam eden mesafeli duruş, Trump’ın artık AB’ye güvenmediğini ve Grönland’a daha fazla yükleneceğine de işarettir. Bu durumda Trump, Avrupa'nın büyümesini sekteye uğratabilecek ABD ithalatına yüzde 10 gümrük vergisi tehdidini de tekrarlayacak hatta uygulamaya koyacaktır. Analistler, bu cezalandırmalar sonucunda özellikle ilaç fiyatlarında önemli artışlar olacağını ve halkın yoğun tepki göstereceklerini söylemişlerdir.
Grönland el değiştirirse
Grönland'da üsleri ve çok sayıda askerleri olduğu bilinen ABD'nin kontrolü ele alması zor olmayacaktır. "Grönland'ı işgal edilirse NATO'yu da işgal edilmiş olur" diyor. Bu durumda bir NATO ülkesi NATO'yu işgal ederse o zaman NATO diye bir şey kalmaz."
Askeri müdahalelerin yarattığı otorite boşluğunun ve kaosun daha fazla yıkım getirebileceğine ve devlet kurumlarının işlevsizleşmesinin ülkeyi uyuşturucu kartelleri ve organize suç örgütleri için denetimsiz bir alana dönüştürebileceğine vurgu yapmışlar.
Sonuç
ABD’nin müdahalesinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek bunun yalnızca İran’ı değil tüm bölgeyi tehdit edeceği,
***Askeri üstünlüğün siyasi tercih dayatmanın aracı haline getirilmesini “küresel ölçekte kuralsızlığın ilanı” olduğu,
*** *** ***