Gazze katliamı 7 Ekim 2023'te Hamas ve diğer Filistinli militan grupların İsrail’e sürpriz bir saldırısıyla başlamış ve halen de devam etmektedir. Birleşmiş Milletler, dost devletler, STK’lar ve dini kuruluşlar krizin ve katliamın durması için acil ateşkes, insani yardımın ulaştırılması ve adaletin sağlanması için çağrılarda bulunmuşlardır.
Sivil gruplar
Müslüman camia direnişi hukuki bir zorunluluk olarak görmekte ve uluslararası toplumun sorumluluk alması yönünde güçlü talepleri dile getirmekte, ancak İslam Alimlerinin yaptıkları "mezhep anlayışıyla" harekete geçme ve sessizliği bozma çabaları cılız kalmaktadır.
ABD’deki Siyahi Liderler, Gazze'de acil ateşkes ilan edilmesi için tam sayfa gazete ilanları vermekte, İsrail'in saldırılarına karşı uluslararası kanunlara dayalı hukuki ve vicdani direniş çağrıları yapmaktadırlar. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin savaşı durdurma konusundaki başarısızlığı dikkat çekicidir.
Filistinli Hristiyan Liderler ise bölgedeki Hristiyan din adamlarını ve dünya genelindeki kiliseleri İsrail'in saldırılarına karşı harekete geçmeye ve Filistin halkının haklarını savunmaya çağırmaktadır...
"Barış İçin Yahudi Sesi" (Jewish Voice for Peace) gibi yapılar, inançları gereği Gazze'deki operasyonların durdurulması ve kalıcı barışın tesisi için gösteriler düzenlemekte ve çağrılar yapmaktadır.
Vatikan’ın tutumu
Ben 26 Haziran 2024 tarihinde Gazze’deki ölümlerle ilgili olarak “Papa aynı acıyı duyacak mı?” başlığıyla bir yazı yazmıştım.
Vatikan’daki en büyük Hristiyan Katolik dini lider olan Papa Francis, çatışmaların başlangıcından bu yana düzenli olarak acil ateşkes, tüm rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze'ye kesintisiz insani yardım ulaştırılması için çağrılar yapmıştır. Bu çağrıların ilki 16.05.2018 tarihlidir. Vatikan'ın resmi haber sitesi Vatican News'de yayımlanan Papa Franciscus çağrısında, İsrail'in Gazze'deki katliamına ilişkin,
"Ortadoğu'da ve kutsal topraklarda gerginliğin tırmanmasından, barış, diyalog ve müzakere yolundan gittikçe daha da uzaklaştıran şiddet sarmalından son derece endişeliyim. Ölüm ve yaralanmalardan dolayı büyük keder duyuyorum. İlgi ve dualarımla bütün acı çekenlerin yanındayım. Şiddetin asla barışa götürmeyeceğini bir kez daha yineliyorum." ifadelerini kullanmıştır. Bir başka demecinde de;
“Savaşları, varış noktası ve kazananı olmayan bir yolculuğa benzeten Papa, "Savaşa 'hayır' demek için, silahlara 'hayır' demek gerekir. Çünkü kalbi yaralı ve dengesiz insan, elinde ölüm aletlerini bulursa er ya da geç onları kullanacaktır. O zaman silah üretimi, satışı, ticareti artıyorsa barıştan nasıl söz edebiliriz?" demiş ve şöyle devam etmiştir.
"Gazze'deki ve tüm kutsal topraklardaki Hristiyan toplumu başta olmak üzere herkesi kucaklıyorum. 7 Ekim'deki menfur saldırının kurbanlarının acısını yüreğimde taşıyor ve halen rehin tutulanların hemen serbest bırakılması için çağrımı yineliyorum. Askeri operasyonlara ve bunların beraberinde getirdiği masum sivil kurbanlar üzerindeki dehşet verici etkilerine son verilmesi için yalvarıyorum ve insani yardım sağlanması için bu vahim insani duruma bir çözüm bulunması çağrısında bulunuyorum.”
29 Ekim 2023'te Angelus konuşmasında Papa Francis, Gazze'de ateşkes çağrısında bulundu ve insani yardımın Gazze'ye girmesini ve tüm esirlerin serbest bırakılmasını istedi. "Savaş her zaman bir yenilgidir! Her savaş bir yenilgidir!" demiştir.
3 Aralık 2023'te Papa Francis, geçici ateşkesin ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının yeniden başlaması nedeniyle duyduğu derin üzüntüyü dile getirmiştir.
Papa Franciscus, Sahel Bölgesini, Afrika Boynuzu'nu, Sudan'ın yanı sıra Kamerun, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Güney Sudan'ı sarsan gerilim ve çatışmaları da unutmadıklarını söylemiştir.
03 Mart 2024’te3 Mart 2024'te Papa Francis, "Gazze'de derhal ateşkes" çağrısını yineleyerek "Filistin ve İsrail'deki halkların devam eden düşmanlıklar nedeniyle çeken acılarını her gün kalbimde taşıyorum," demiş
Ocak 2025'te Gazze'deki insani krizi "çok ciddi ve utanç verici" olarak nitelendirmiş ve "Sivillerin bombalanmasını hiçbir şekilde kabul edemeyiz” demiştir.
Dikkat çeken hususlar
1.Müslüman ülkeler;
a. Arap Ülkeleri: Bunlar hiçbir zaman bir araya gelememişlerdir.
b. İran gibi Şİİ anlayışta olan ülke: Her zaman bölgede lider olmaya heves etmiş ve İsrail’e karşı çeşitli örgütleri desteklemiştir.
c. Türkiye ve Pakistan: Türkiye bir NATO ülkesi, Pakistan ise nükleer silah sahibi bir ülkedir. Her iki ülke gerek diplomatik alanda gerekse kardeşlik bazında gayet iyi anlaşmaktadırlar. İsrail’in Gazze’de yarattığı soykırımı birlik olup topluca kınayamamışlardır.
2. Papa, Hristiyan Katolik din adamıdır. Afrika coğrafyasındaki olaylara da değinerek dünyanın diğer bölgelerindeki insan hakları ihlâllerini dile getirmekte ve çağrılar yapmaktadır. Yani çağrısı tüm dünya ülkelerinedir.
3. Yahudi örgütlerinin kınama çağrıları yok denecek kadar az ve cılız seslidir.
4 İslam din adamlarının bireysel veya toplu anlamda bir kınamasına tanık olamadık. Tepkiler sadece camilerde dua etmekle olmuyor, olmamalıdır. Neden her dinin yetkin adamları toplanmazlar, BM’ye gidip protesto etmezler?