SON DAKİKA
reklam
reklam

Geçmişe kısaca göz atacak olursak

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 9 Nisan 2026, Perşembe - 12:52   Okunma Sayısı:

 

ABD-Arabistan ilişkilerinde

Dünyanın birçok yerine demokrasiyi götürüp ülkeleri demokrat yapan dünya lideri Trump (!), eza cefalar içinde büyük gayretler sarf ediyor, ama kimse onu anlamıyor. Her türlü Amerikan çıkarını gözeten Başkan Trump, Suudî Arabistan Veliahtı Prens Muhammed bin Selman ile kılıç dansları yapıyor, ABD’ye geldiğinde en üst protokol düzeyinde karşılıyordu. Bu karşılamanın elbette bir sebebi olmalıydı: Suudî petrolüne çökmek…

Geçmişte Libya, Irak, şimdilik yüzde kaç hissesine sahip olacağını bilmediğimiz Suriye, Venezuela, henüz çözümleyemediği İran petrolleri… Suudî Arabistan ile arası iyiydi. Canım cicim ayları, geçim ayına ve sonunda sı.ım ayına dönüşmüştü… 

 

Geçmişe kısaca göz atarsak

Amerikan şirketlerinin 1935 yılında Suudî Arabistan topraklarında başlattıkları arama çalışmaları 1938 yılında semeresini vermişti. Fırsat kaçırılmamalı ve hemen sözleşme yapılmalıydı. Sonraki yıllarda da hisse miktarları ve sözleşmeler güncellenmişti.

İsrail’in 2000 ve 2001 yıllarındaki yükselişi Suudi prens tarafından Amerikan’ın İsrail ile savaş suçu işlediği şeklinde yorumlanmış, 11 Eylül 2001 saldırılarıyla başlayan korku ve şiddet ise Afganistan ve Müslüman Orta Doğu insanlarına bakışta bir soğukluk yaratmıştı... Riyad hükümeti, soğuklukları şu başlıklarla ifade etmektedir:

 

***İran’ın nükleer silah üretme çabalarının devam etmesi ve ABD’nin buna göz yumması,

***Yemen’deki Husilerin İran tarafından desteklenmesi,

***IŞİD’in Orta Doğu bölgesinde etkisi…

 

ABD, İran’dan henüz hırsını alamadı. Sağımlık ülke olarak gördüğü Suudî Arabistan’ı pohpohlayarak parlattı. En pahalı silahları sattı. Bu silahların basit seviyede eğitimini verdi. Etrafındaki ülkeleri öcü gibi göstererek tehdit senaryoları oluşturdu. Sanal düşmanlar yarattı. Koca ramazan ayı boyunca Müslüman ülkelerin halklarını birbirlerine kırdırttı. 

 Teknoloji, savunma, enerji ve kritik madenler gibi alanları kapsayan anlaşmalar imzalandı. Suudî Arabistan ile arasındaki stratejik ortaklık tamamen silah satışıyla ilgiliydi…Açıklamalardan elde edilen bilgiler;

 

***Hava kuvvetlerinin geliştirilmesi ve uzay kabiliyetleri, 

***Hava ve füze savunması, 

***Deniz ve kıyı güvenliği, 

***Sınır güvenliği şeklindeydi.

 

Savunma, yatırımlar ve yüksek değerlerdeki Amerikan askeri ve güvenlik eğitimleri, yeni nesil ve yüksek değerli silâh satışları bu konuda Suudî hazinesini kemiren hususlar olmuştur. ABD, yine Suudîlerin Amerikan silahlarına olan bağımlılığını arttırmıştı. Ancak Suudî Arabistan Silahlı Kuvvetlerinin İran’ın attığı füzeleri önleyecek sistemlere olmadığını gördük.

 

Günümüze gelecek olursak 

Geçen yıl 142 milyar dolar olan "tarihteki en büyük silah satış anlaşması"nın imzalanması yeterli olmamış, ABD Başkanı Donald Trump, ikinci döneminde ilk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan'a gerçekleştirerek 600 milyar dolarlık yatırım taahhüdü elde etmiştir. 

***Kara kuvvetlerinin modernizasyonu ile bilgi ve iletişim sistemlerinin güncellenmesidir. Ayrıca her satışta olduğu gibi kapsamlı eğitim desteği de verilecektir.

 

Selman’ın ABD’ye gidişi

Halen Arap siyasetinin merkezinde bulunan Suudî Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz günlerde ABD’ye gitmiş ve Trump tarafından karşılanmıştır. Trump’ın söylediğine göre,

***Stratejik savunma anlaşması gözden geçirilmiş, bir trilyon dolarlık yatırım sözü alınmış

***Trump, Suudî Arabistan’ın NATO üyesi olmayan önemli Amerikan müttefiki olduğunu, F 35 savaş uçakları konusunda da Arabistan’ın en iyi uçaklara layık olduğunu vurgulamıştır.

***Gazeteci cinayetinde de Selman’ın dahli olmadığını öğrendik, şükürler olsun (!). Ayrıca Prens Selman bol övgüler almıştır. Bunlar tam bir yontma (!) yöntemidir.

 

Kime veya neye karşı?

Bu kadar silah alımı kime veya neye karşıdır? Suriye ve Irak kolunu kıpırdatacak durumda olmayıp İran ise Batı’nın ve ABD’nin kıskacında… Yoksa bu kadar silahlanma güneydeki gariban ülke Yemen’e mi, Kızıldeniz’in öte yakasındaki Sudan ve Somali’ye mi karşı?

Amerikan Başkanı Trump’ın keyfi yerindedir. Tanrı’nın verdiği serveti Müslüman kardeşleriyle paylaşmayıp onları bayram seyran demeden vuran Suudî yönetimi Hristiyan ve emperyalist ABD’ye aktarmaktadır. İran’a karşı da Sünnî-Şiî ayırımı yapmaktadır.

Bu kadar büyük petrol geliri olan Suudî Arabistan’ın petrodolarları yabancı bankalarda muhafaza edilmektedir. Yoksul Arabistan halkı çilelidir. Servet eşit şekilde bölüşülmediğinden Yönetim kendisini garantiye alma çabası içindedir. Esasen Suudî Yönetimi’nin saltanatı söz konusudur.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam