SON DAKİKA
reklam
reklam

Grönland

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 10 Nisan 2026, Cuma - 12:17   Okunma Sayısı:

 

Uluslararası Çalışma Grubunun (IWGIA) yayımladığı 2025 yılı raporunda, Grönland’ın iki milyon kilometrekare yüz ölçümüne sahip olduğu ve bu adada 56 bin 562 kişinin yaşadığı ifade edilmiştir.

   ABD, 1814'ten beri Danimarka’nın kolonisi durumunda olan Grönland’ı satın alma fikrini ilk kez 1867'de dile getirmiştir. II. Dünya Savaşı öncesinde Grönland’ın hem İngilizlerin hem de Nazilerin eline geçme olasılığı varken ABD tarafsız konumundaydı. Almanya, 09 Nisan 1940’ta Norveç ve Danimarka kıyılarını işgal edince Grönland’ın durumu iyice belirsizleşmişti. Durum böyleyken hem ticari gemiler hem de yolcu gemileri Atlantik’teki savaştan dolayı etkileniyorlardı.

 

İşgaller

Ayrıca İngilizlerin Norveç ile İzlanda arasındaki Faroe Adalarını işgal edeceği haberleri yayılınca ABD, sivil gemilerin güvenliğini sağlamak maksadıyla aynı tarihte Grönland’ın ABD, Kanada kıyılarına yakın yerlerini işgal etmiştir. İşgalin arkasından 1940 ve 1941 yılları arasında ABD, Ada üzerinde iki tane hava üssü (Batı Bluie ve Doğu Bluie') ve bir deniz üssü kurmuş, böylece sivil Amerikan gemilerinin güvenliği sağlanmıştır.

ABD, II. Dünya Savaşı içinde 1946 yazında radyo ve hava durumu istasyonunu çakıl pisti ve hava (balon) gözlemevi ile güçlendirmiştir. Thule (Dundas) üssü köyden ana karadaki Pituffik'e taşınmış, bu tarihten 1951'e kadar havaalanı, Arktik ikmal, hava haritalama, araştırma ve arama-kurtarma çalışmalarına zemin teşkil etmiştir.

 1946 sonrası Grönland Adası bağımsızlığını ilan etse de Danimarka hükümeti tarafından tanınmamış, ancak iki yıl sonra tekrar Danimarka Krallığı’na bağlanmıştır. Danimarka ile ABD arasında yapılan bir savunma anlaşması gereği Grönland kuzeybatı kıyısında bir Uzay Kuvvetleri Üssü kurulmuştur.

 

Thule Hava Üssü

1949'da Danimarka, kurucu üye olarak NATO’ya katılınca Amerika Birleşik Devletleri üslerini kaldırma girişiminden vazgeçmiştir. Kore Savaşı başlayınca Amerikan Hava Kuvvetleri, küresel bir üs inşası programı başlatmıştır. Burada konuşlandırılan bombardıman uçakları,

 

***Birleşik Krallık'taki üslere göre erken uyarı riski açısından daha az risklidir,

***Savunma açısından Thule, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nin kuzeydoğu yaklaşımlarında bombardıman saldırılarını engellemek için güvenli bir üs olarak hizmet edebilir. 

Danimarka ve Amerika Birleşik Devletleri NATO üyesi kaldığı sürece üs NATO çerçevesi altında işletilecektir.

Anlaşmaya göre, Amerika Birleşik Devletleri üsteki tesisleri üzerinde münhasır yetkiye sahip, ancak Danimarka bayrağının üs üzerinde Amerikan bayrağı ile birlikte dalgalanması ve Danimarkalıların üsse danışman yerleştirme hakkı olması zorunludur. 

 

Grönland’ın önemi

*** Savaş, Grönland'ın dış dünyaya kapalı yapısını bozmuş ve Danimarka'nın adadaki sömürge politikasını sorgulatarak daha modern bir yönetime geçişi hızlandırmıştır. 

 

*** Amerika'nın bölgeyi işgal etmesi, savaştan sonra ABD'nin Sovyetler Birliği'ne karşı Arktik'teki nükleer izleme ve hava üssü (Thule) ihtiyacıyla kalıcı hale gelmiştir.

***2023'te yapılan AB Komisyonu sınıflandırmasına göre kritik kabul edilen 34 mineralin 25'i ve grafit, bakır, nikel ve titanyum gibi nadir toprak elementlerini barındırmaktadır.

***Arktik bölgesi açısından stratejik bir konumda bulunması.

***İklim krizi buzulları erittikçe yeni askeri rekabet alanları ve yeni ticaret rotaları ortaya çıkmaktadır,

***Grönland, Danimarka ile ilişkilerini tamamen değiştirerek daha özerk bir yapıya giden sürecin temellerini atmıştır.

*** ABD'nin Norveç'te depoladığı ağır silahlar ve Varanger üssü, İzlanda'daki Keflavik üssü, Alaska'daki Eielson Hava Kuvvetleri Üssü ve Fort Greely'deki füze savunma sistemleri ile birlikte, tam kontrol altına alınan bir Grönland, bütün bu güvenlik şemsiyesinin ana üssü olma potansiyeli taşıyor. 

 

 

    Sonuç: ABD'nin Grönland'a olan ilgisi, Amerikan siyasetinin jeopolitik çıkarları bakımından aslında Trump'ı da aşan bir geçmişe sahiptir.  ABD, ilk olarak 1867'de Alaska'yı aldıktan hemen sonra, 1910'da, Filipinler, Batı Hint Adaları ve Kuzey Schleswig', 1917'de yeniden, 1946'da ise 100 milyon dolar artı toprak takası önerisiyle defalarca kontrol altına almayı denemiş, ancak hiçbirinde başarılı olamamıştır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam