Altıncı his
İki arkadaş aralarında konuşuyorlar:
---Altıncı His” isimli filmi izledin mi?
---Hayır ama çok övdüler, der sorulan kişi… Diğeri,
---Bende filmin CD’si var, istersen vereyim izle, ben çok beğendim.
---Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce...
Herhalde susmak gerekir bu cevap karşısında?
Öncelik
Evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşı soruyor
---Benden önce biriyle oldun mu?'
---Buraya gelmeden önce mi?' (Herhalde erkek evlenmekten vaz geçmiştir?)
Danger
Önde giden tankerin üzerindeki 'DANGER' yazısını görünce,
---Allah'ın akıllısı, tanker yazacağına danger yazmış' diyen teyze… Güldürme bizi…
Kıbleye çevirin
Bu zamana kadar hiçbir şeyi alkışlatamamıştım kısmet bugüneymiş. Lütfen o büyük alkışlarınız,
---Uçağı kıbleye çevirin, namaz kılacağım, diyen gurbetçi vatandaşımıza gelsin.
Balıkçıda
Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp;
---Bunlar taze mi? diye sormuştu. Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:
---Yok abi, pil takıp oynatıyoruz.
Hadi biraz da ciddi konulara girelim
Tabiat, yüce Tanrı’nın bahşettiği nimetleri bizden mi esirgiyor yoksa bilinçsizce kestiğimiz ağaçlar, kuruttuğumuz göl ve göletler, taşlaştırdığımız verimli topraklar bizden öç mü alıyor? Şu son altı ay içinde yakılan ormanlarımızı, içlerinde heba olup giden kuş yumurtalarını, böcek, kertenkele, tavşan, yabani keçi gibi hayvanlarımızı, kurumalarına sebep olduğumuz Salda ve Tuz Gölü’müzü, denizlere adeta boyalı su taşıyan nehirlerimizi düşünebiliyor musunuz?
Emekli olduğum 1998 yılında başlamıştım yazmaya… 2003 yılında İstanbul için deniz suyundan tatlı su üretecek tesisler kurulmasını yazmıştım. En azından ikinci kalite ve kullanma suyu olarak hastanelere ve okullara verilebilirdi. İşimiz Allah’a kalmış, barajlar bazen lastik patlatabiliyor (!), bakalım ne olacak?
*** *** ***
Hatalı basılan paralara değerinin çok üzerinde fiyat isteniyormuş. Biriktirenlere tavsiyem: uğraşmayın bu işlerle. Aslı ne işe yarıyor ki, eksik harf veya figürlü olanı ne işe yarasın?
*** *** ***
Sağlık personelimiz, elinden gelenin fazlasını yapıyor. Günlerce evlerine gidemeyen, çoluk çocuğuyla hasret gideremeyen, kiralık ev peşinde koşan nice vefalı insan tanıyorum. Onları sözle tahkir, eylemle darp etmekten uzak kalmalıyız. Çoğumuz öbür tarafa (!) gitmeden önce bu sağlık personelinin önünden geçeceğiz. Hepsi yemin etmiş insanlar, inanıyorum görevlerini sonuna kadar yapacaklardır, ama içlerinden ya haklarını helâl etmeyenler çıkarsa? İşte o zaman işimiz zor, halimiz harap…
*** *** ***
Her akşam uyku makinesinin karşısına geçiyoruz. Günün yorgunluğunu, hayat şartlarının ağırlığını yaşayan bizler, siyasilerin gereksiz üfürme ve palavralarını dinliyoruz. Bu yetmiyormuş gibi bir de yine her akşam aynı kişiler tartışma programlarına çıkartılıyor. Türkiye bu kişilerin ürettikleri fikirler doğrultusunda mı yol almaya itiliyor? Neden memleketin evlâtları olan işçi, köylü, sanatkâr, esnaf veya öğrenci kitlesinden birer kişi çıkartılmıyor? Bu yöntem elbette bir farklılık yaratacak, programa bir renk katacaktır.
*** *** ***
Türkiye üzerine oynanan oyunlar ve baskılar hiçbir zaman bitmez ve bitmeyecektir de. Daha düne kadar her çeşit entrika taşeron terör örgütleri vasıtasıyla daha küçük alanlarda yaptırılırken şimdi alan genişledi. Doğu Akdeniz’den Libya’ya kadar uzandı.
Konu, küçük alanda terör örgütleri çapından daha geniş alana ve dolayısıyla taşeron devlete –Yunanistan- dönüşmüştür. Bu yapı, ülkemizi çok tehlikeli sonuçlara götürür. Bir örgütle 1984’ten beri uğraşan Türkiye, bir taşeron devletle daha fazla uğraşacaktır.