SON DAKİKA
reklam
reklam

Öylesine yazdım, okumasanız da olur

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 16 Nisan 2026, Perşembe - 12:42   Okunma Sayısı:

 

    Tarih boyunca harplerle boyun eğdirilen insanlar baskıyla yönetilmişlerdir. Bu anlayışa son vermek zaman zaman vicdan sahibi insanları aklına gelmiştir. 1215 yılında İngiltere Kralı'na kabul ettirilen bildiri olan Magna Carta Bildirisi ilk belge sayılabilir. İnsan hakları konusunda yayımlanan bir diğer önemli bildiri, Amerika'da yayımlanan Bağımsızlık Bildirisi’dir. Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi kavramlar, 1789 yılında gerçekleşen Fransız Devrimi’yle vücut bulmuştur. Bütün bunlar 10 Aralık 1948’de BM’de kabul edilen "İnsan Hakları Bildirisi"nde gerçek yerini almıştır.

Bu bildirilerin tamamı günümüzün uygar ve modern ülkelerinin bulunduğu Avrupa Birliği’nde ve Amerika’da uygulanıyor mu ya da kimlere karşı uygulanıyor? 

***Akdeniz’de meydana gelen mülteci ölümlerine seyirci kaldılar. Mültecileri ülkelerine sokmamak için derme çatma gemileri kendi karasuları içine almadılar veya geri gitmeleri için zorladılar. 

***Rusya Ukrayna’ya, İsrail Gazze, Lübnan ve İran’a, ABD ise İran’a tonlarca tonlarca bomba ve füze yağdırıyor. Bu ülkelerin liderlerine insan hakları ihlâlleri ve soykırım suçlamasıyla ihbarlar yapıldı mı, davalar açıldı mı?

***Venezuela Devlet Başkanı yatağından alındı, AB ülkelerinin liderleri tepki gösterdiler mi?

Aslında farkına varamadıkları bir şey vardı: Mazlum duruma düşmüş olan milletler, insan hakları savunucularının sınırlarını deliyorlardı.

 

*               *              *

    Aralarında Kenya, Mısır ve Çin’in de aralarında bulunduğu bazı ülkelerde, güvenlik güçlerinin veya hükümetlerin terör tehditlerine,  insan haklarını ihlâl eden politikalarla cevap verdikleri ve sonunda krizleri şiddetlendirdikleri bir gerçektir.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü, yasaları çiğneyen ve eylemci olan kişileri zapt etmenin güvenliğe yönelik tehditleri ortadan kaldırmayacağını biliyor ve yapılması gerekenin toplumsal ve siyasal düzenin temelini ahlâki dokunun da yeniden kurulmasından geçtiğini söylüyor.

 

*                *              *

    Hollywood, dünya siyaseti için film çevirmeye devam ediyormuş. CIA eski hukuk Başmüşaviri John Rizzo, geçtiğimiz yıl yayımladığı anılarında pek çok Hollywood yıldızının CIA için ajanlık yaptığını itiraf etmişti.

*                *              *

 

    İslam coğrafyasındaki kaos ve iç savaş sebebiyle tarihi miras yok oluyor, kültürel kodlar siliniyormuş. Irak’ın işgalinde 15 bin tarihi eserin ülke dışına kaçırılmış olmasını, Afganistan ve Suriye’de bu durumun hâlâ devam ediyor olmasına ne diyeceğiz? Hiç istemediğimiz İran’a karşı Amerikan askerlerinin kara harekâtı gerçekleşirse Fars mimarisi, arkeolojisi, tarihi, gelenekleri ve edebiyatının silineceği, Merkez Bankası’ndaki altınların ve devlet arşivlerinin  ABD’ye taşınacağı, nükleer bilgi tecrübenin tamamen yok edileceği kaçınılmaz olacaktır. Bunları hafife almak veya göz ardı etmek seyirci olmak demektir. Seyircilere de bir gün sıra gelecektir. 

*                *              *

    Fransa’nın antisemitizm içerdiği için silinmesini talep ettiği 350 milyon tweet için olumlu yanıt veren Twitter, Türkiye’nin PKK ile ilgili taleplerini ciddiye almamıştı. Başkan Trump, dış temsilciliklere gönderdiği yazıda Amerikan karşıtlığını kıracak yumuşatmalar yapılmasını istemiş. Bunlar zorla olacak işler değil ki?

 

*                *              *

    Kadına şiddet konusu Batılı devletler ve kurumlar tarafından başta Türkiye olmak üzere gelişmekte olan pek çok ülkeye karşı bir hesap sorma aracı olarak kullanılıyorsa da, AB Temel Haklar Ajansı (FRA)’nın yayımladığı “Kadına Yönelik Şiddet: AB Düzeyinde Araştırma” adlı rapor bunu yalanlıyormuş. Rapor, AB ülkelerinde 15 yaşından itibaren her üç kadından birinin fiziksel ve cinsel şiddete maruz kaldığını belgeliyormuş.

 

*                *              *

    Boşanma sayısı tehlikeli oranlarda artıyor, aile kurumu zayıflatılıyor ve yerine “partnerlik” kavramı yerleştirilmeye çalışılıyormuş. Tamam, ama partnerler de pek maymun iştahlı oluyor. Birliktelik üç aydan beş aydan fazla sürmüyor.

 

*                *              *

Televizyon dizileri reyting uğruna ahlâki değerleri yok saymaya devam ediyormuş. Akşam oturmalarını, sohbetleri ve kitap okuma alışkanlıklarını unutturdular bu millete… Akşamın ilk saatlerinde keskin bakışlı, sakallı, kara gözlüklü cins adamların vurdulu kırdılı sahneleri toplum kültürü için gerekli mi? Bunların yerini alan dizilerle gayrimeşru ilişki biçimleri meşrulaştırılmaya mı çalışılıyor, nedir?

 

*                *              *

    Ben de bu konuda çok yazı yazdım. Kime ne oluyor, kime hesap soruluyor, hangi yayın durduruluyor Allah’ınızı severseniz? Az gelişmiş ülkeler, kendilerini Avrupa’yı, Amerika’yı etle sütle besleyen işgal edilmiş toprakların mazlumları olarak görmeye başlamışlar. 

    Yine bu ülkelerin insanları, eski teknoloji ürünlerinin hurdalığı olarak görüldüklerini ve ana dillerini kaybettiklerini söylüyorlarmış. Bu değerler, karanlıkta aranmaz veya adalet kavramı su içip göğe bakan tavuk gibi algılanmaz. Size zavallılıklarınızı kimse hatırlatmaz…

    Toprakta eşelenerek yıkandığını sanan tek hayvan tavukmuş. Ne kadar doğru!

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam