SON DAKİKA
reklam
reklam

ABD-İran Savaşı’nda Çin hamlesi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Nisan 2026, Pazartesi - 10:13   Okunma Sayısı:

ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken, Çin’in Tahran’a yönelik olası askeri desteğine ilişkin dikkat çeken bir iddia gündeme gelmiştir. İddiaya göre Pekin yönetiminin İran’a hava savunma sistemleri sevk etmeye hazırlandığı öne sürülmüştür.

Aslında Çin, törenlerde bütün dünyaya kara, deniz ve hava kuvvetlerinin nükleer kabiliyetlerini ve yeni stratejik silahlarını sergilemekte, donanmasını sürekli olarak yenilemekte ve gücünü çeşitli tatbikat ve manevralarla göstermektedir. 

 

Çin’in yayılması

Çin, karadan dünyaya yayılmakta sıkıntı çekmesine rağmen bu emelini dünya denizlerinde faaliyet göstererek yapmaktadır. Çin Denizi’nde ve Pasifik Okyanusu’nda sürekli olarak icra ettiği tatbikatlar basında yer almakta, deniz gücünü modern su üstü ve su altı vasıtalarıyla güçlendirmektedir. 

Her türlü sınaî casusluktan istifade ederek, kendi mühendislerini Batı ülkelerine göndererek gelişmelerini sağlamak ve AR-GE çalışmalarına ağırlık vermek ve tersanelerini çoğaltmak istemektedir.

    ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde İran üzerinde düşürülen bir F-15 savaş uçağının ‘ısı güdümlü, omuzdan atılan bir füze’ ile vurulduğunu kabul etmişti. Basında çıkan haberlerde İran’ın söz konusu saldırıda, “Yeni bir hava savunma sistemi” kullandığını açıkladığına dikkat çekilmiş, ancak sistemin detaylarına ilişkin bilgi paylaşılmamıştır.

Bu durum, Tahran’ın savunma kapasitesini hızla geliştirdiğine işaret eden önemli bir veri olarak öne çıkmakta, planlanan sistemlerin omuzdan atılan hava savunma füzeleri (MANPADS) olduğu belirtilmektedir. Bu tür silahların özellikle düşük irtifada uçan savaş uçaklarına karşı etkili olduğu vurgulanmıştır.

 

Çin’den sevkiyat

    ABD istihbaratı, Pekin yönetiminin olası sevkiyatları üçüncü ülkeler üzerinden gerçekleştirdiği yönünde olmasına rağmen Çin’in Washington Büyükelçiliği iddiaları kesin bir dille reddetmiştir. Yapılan açıklamada, Çin’in hiçbir tarafa silah sağlamadığı belirtilerek ABD, “asılsız suçlamalar ve provokatif söylemlerden kaçınmaya” çağrılmıştır.

    Hal böyle de olsa uzmanlar bu stratejinin, Çin’in bir yandan İran ile ilişkilerini derinleştirirken diğer yandan uluslararası arenada ‘tarafsızlık’ görüntüsünü koruma çabasının parçasıdır diye yorumlamaktadır, demektedirler. Ve yine uzmanlara göre, Çin ve Rusya ile geliştirilen askeri ve ekonomik iş birlikleri, İran’ın uzun vadeli direnç stratejisinin temelini oluşturduğu bir gerçektir.

Haberde son olarak, “Çin’in İran’a yönelik olası desteği, sadece askeri değil aynı zamanda jeopolitik bir mesaj taşıyor. Pekin, İran petrolüne olan bağımlılığı nedeniyle Tahran’la ilişkilerini korurken, doğrudan çatışmanın dışında kalarak küresel dengelerde ‘sessiz ama etkili’ bir aktör olmayı sürdürüyor” değerlendirmesine yer verilmektedir. Çin sessiz ve derinden giderek küremiz üzerinde dolar hâkimiyetini kırmak ve deniz gücünü arttırmak suretiyle dünya egemenliğine sahip olmak istemektedir. Bunun için -en azından şimdilik- ABD ile karşı karşıya gelmeden küpünü doldurmaya çalışmaktadır.

 

Deniz gücünün hedefleri

** ABD ile boy ölçüşmeye girmeden gözdağı vermek veya tedirgin etmek,

**Japonya ve Avustralya kıyılarına kadar harp gemilerini göndererek bayrak göstermek,

** Donanması sayesinde dünya denizlerine yayılmak,

** Başka bir ülke olarak görmediği Tayvan’ı kesinlikle Çin hâkimiyeti altına almak (Çin bu hedefi biraz riskli görmektedir. ABD’nin müdahil olma ihtimalinin göz ardı etmemekte, savaşın geniş bir alana yayılacağını hesaba katmaktadır. Bekle-gör politikasını tercih etmektedir.)

    Bir büyük sorun da Spratly Adalarıdır. Bu adalar, Güney Çin Denizi’nde100’den fazla küçük ada, resif, ve kayalardan oluşan bir gruptur. Çin’in olduğu gibi Vietnam, Filipinler, Malezya ve Brunei gibi ülkelerin de toprak anlaşmazlıklarına konu olmaktadır.

 

Çin’e ait tersaneler

 Çin'in en büyük tersanelerinden birisi Sarı Deniz'deki Dalian’dadır. Tersane, dünyadaki siparişlerin %60’ına cevap verebilecek niteliktedir. Kapasitesi çok geniş olan bu tersane sayesinde Çin, dünya ülkelerinin toplamından daha gazla gemi inşa edebilmektedir. Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nde denizcilik uzmanı Nick Childs,  Çin'in gemi inşa kapasitesi ABD'nin toplam kapasitesinin yaklaşık 200 katı olduğunu belirtmiştir.

Çin'in en büyük dört tersanesi Dalian, Guangzhou, Jiangnan ve Hudong-Zhonghua 2019-2023 yılları arasında toplam 550 bin tonluk taşıma kapasitesine 39 savaş gemisi üretecek şekilde planlanmıştı. Gerçekleşmiş olabilir veya olamaz. Bir gerçek var ki, diğer ülkeler ve rakipler arasında hoşnutsuzluk yaratmıştır. Esasen denizaltı sayısında ve üretiminde ABD’nin gerisindedir. Böyle olmakla birlikte her denizaltıda 12 adet nükleer füze bulunduğu belirtilmektedir. Uçak gemisi sayısı da ABD ile boy ölçüşecek sayıda ve nitelikte değildir. Ancak Rusya ile askerî alandaki iş birliği ABD’yi de tedirgin etmektedir. 

 

Görüşler

Bu gelişmeler karşısında Çin, Tayvan’ın yeniden işgalini düşünmeye başlamıştır. Herkesin bir şeylerle meşgul olduğu ve kimsenin itiraz etme çıkışının olmayacağı bir ortamı beklemektedir. Dolayısıyla üç büyük ülke birbirinin kuyruğuna basmamaya özen göstermekte ve fırsat kollamaktadır.

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam