Bu sürecin en önemli anlaşmazlık konusu İran’ın on yıllardır süren nükleer silah geliştirme isteğidir. İran ise, nükleer silah arayışında olmadığını ve zenginleştirme faaliyetlerinin sivil kullanım amaçlı nükleer enerji üretimine yönelik olduğunu ifade etmiştir. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Genel Direktörü, İran’ın atom bombası yaptığına dair kanıt bulunamadığını belirtmiş olsa da ABD 2018 yılında Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan çekilmiş, İran’a maksimum baskı politikasını uygulamayı benimsemiştir.
Trump yönetimi, Şubat 2026’da İran’ın nükleer programına hız kesmeden devam ettiğini ve Amerika sınırlarına ulaşabilen uzun menzilli füzeler geliştirdiğini iddia ederek 28 Şubat’ta İran’ı vurmaya başlamıştır.
7 Nisan ateşkes tarihine kadar olan süreçte İran’ın dini lideri ve hükümet yetkilileri öldürülmüş, İran da Körfez ülkelerine, Güney Kıbrıs’taki İngiliz üslerine ve İsrail’e yüksek tonajlı füzelerle saldırılar düzenlemiştir. İran’ın vekil örgütü Hizbullah da İsrail’e karadan saldırılar düzenlemeye başlamıştır. Dünya deniz ticaretine büyük zarar veren petrol nakli, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin İran tarafından kontrol altına alınmasıyla tamamen durmuştur.
Ateşkes sonrasında
Pakistan’ın aracılığıyla başlatılan barış görüşmeleri olumlu sonuç vermemiştir. Bugüne kadar yüzlerce insanın hayatını kaybettiği, büyük bir tahribatın yaşandığı, harp malzemeleri üretim tesislerinin üretemez hale getirildiği İran’da Rusya veya Çin’den alınacak füzelerle ne kadar karşı konuşabilir? Savaş bittikten sonra bunların geri ödemesi nasıl yapılır? Bunlar ayrıca konuşulacak konulardır?
Şimdi üzerinde durulacak konu Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışının nasıl sağlanacağıdır? Hürmüz Boğazı'ndan petrol ve doğalgaz sevkiyatının durma noktasına gelmesi ve İran'ın bölgedeki petrol rafinerilerini hedef almasının da etkisiyle petrol fiyatları savaş öncesine göre yaklaşık %50 artmış durumdadır.
Bundan sonrası için de Hürmüz Boğazı her türlü seyrüsefere müsait olacak mı? İran’ın Körfez’e saldığı mayınların miktarı, yeri ve cinsleri bilinmemektedir. Bu hususta ABD net bir açıklama yapmıştır. Küresel petrol ticaretinin kilit noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın uzun süre kapalı kalması riskini de beraberinde getirecektir. Yeniden başlatılacak olan savaşla birlikte enerji fiyatlarının artmasının yanısıra Ortadoğu ile ticaret de büyük ölçüde aksayacaktır.
Türkiye’ye etkileri
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nden Dr. Tuğçenur Ekinci Furtana, mevcut savaş ortamını 1990'lardaki Körfez ve 2000'lerdeki Irak savaşlarıyla kıyaslayarak "Bugün biraz daha farklı bir krizden bahsediyoruz" demiştir.
Ortadoğu'daki son savaşta yalnızca petrol arzı değil, aynı zamanda LNG, tanker sigortası, liman güvenliği, siber risk ve insansız hava aracı saldırıları gibi sivil gemi güvenliğinin de devreye girdiğini vurgulayan uzman, Körfez'in Türkiye'nin dış ticarette çok önemli pazarlarından biri olduğunun altını çizmiş, pazarın daralmasının Türkiye ekonomisini gerçekten olumsuz etkileyebileceği yorumunda bulunmuştur.
TEPAV Enerji ve İklim Çalışmaları Merkezi Direktörü Mühdan Sağlam'ın paylaştığı verilere göre, savaşla birlikte LNG taşıyan gemilerin navlunu %600 artmış ve 300 bin dolar seviyesinin üzerine çıkmıştır. Aynı verilere göre sevkiyat ücretlerinde %10'luk bir yükseliş olmaktayken, bazı ürünlerde artış %400'ü bulmaktadır. Bunun özellikle tekstil, otomotiv yan sanayisi, makine ve beyaz eşya sektörlerini etkilediği söylenmektedir.
Büyük petrol üreticileri arasında yer alan Körfez ülkeleri plastik ve petrokimya ürünleri gibi petrol yan sanayinin başlıca tedarikçileri arasındadır. Mühdan Sağlam, Türkiye'nin polyester lif ve PET üretimi için kullanılan girdilerde Körfez bölgesine bağımlılığının %35 ile 40 arasında olduğunu söylemiştir. Bu girdiler, tekstil ve ambalaj gibi sektörler için oldukça kritiktir.
Hürmüz krizinin Türkiye'ye etkileriyle ilgili TEPAV araştırmasına liderlik eden Sağlam, benzer bir durumun alüminyum için de geçerli olduğunu belirtmiştir. Türkiye'nin alüminyum ihtiyacının %15-20'lik bir kısmını Körfez'den uygun fiyata aldığını söyleyen Sağlam, "Burada yeni bir tedarikçi bulmamız gerekecek gibi görünüyor" demiştir.
Savaş bitse de
Evet, savaş bitse de sorunların bıçak gibi kesileceği, ihtiyaçların hemen karşılanacağı beklenemez. Bunun için uzunca bir süreç gerekecektir. Savaşın devam edeceğini düşünmek dahi istemiyorum.
Türkiye’nin şimdiden yapacağı işler arasında Irak ile yeni petrol anlaşmaları yapmak, yeni boru hatları tesisi edilmesini sağlamak olmalıdır.