İnsan zihni sürekli kayıt halindedir. Ömür, zinde bir vücutla sürerse daha ileri yaşlara kadar sürer ve daha çok kayıt yapar. Görülenler, duyulanlar, tat alınanlar, okunanlar, izlenenler, ziyaretler, önemli günler, sergiler kayıtlarımız arasında mutena bir yer alırlar.
Karaköy Mimarlar Odası Sergi Salonu fırsat buldukça gittiğim bir yerdir. Yaşlanmış mimarlarımızın çırpınışları ve günümüze yansıttıkları izler ve iz düşümleri burada serilenir ve bizleri farklı düşünmeye götürür.
Pera Darmademans…
Refael Avidor’un 1981 yılında başladığı mimarlığının ve 34 yıllık hasılatını sergilediği öykü, Beyoğlu Taşlıtarla Sırtları, Haliç’in ötesinde Süleymaniye Sırtları, bu iki yer arasındaki Haliç kıyıları ve Galata Köprüsü’nde geçmekteydi.
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından kitaplaştırılmış olan çalışmalar, dönemin yaşanmışlıklarını, duygu ve izlenimlerini kapsıyordu. Aslında Batı ve Doğu’nun bir sentezini yansıttığını da söylemek mümkündür.
Bir bölümü çizgi ağırlıklı, büyük bölümü ise renk ağırlıklı olan yapıtların resimlerini çektikten sonra yaptığımız söyleşide Sayın Refael Avidor, rapido kalem ve rapido mürekkebi kullandığını belirtmişti. Renk ağırlıklı eserlerin altına yazılmış kısa tümceli açıklamaları çok ilginç bulmuştum. Bu sözcükleri alt alta getirdiğimde nasıl bir anlatım çıkacağını merak etmiştim.
Resimlerin Dili
Çıkarım Galata Evi’nin önüne
Görse de Kule beni
Ana kız geçerler, görmeden beni
Bir kız kaldırımda oturur.
Ona şöyle seslensem,
“Beni sever misin Sinem?”
Ya karşılık alamazsam,
yanar sinem…
Bankalar Caddesi’nde yürüyen kızın
Uğrağıdır Kurşunlu Han
ve devamında Bedesten…
Bestedir, Hırdavatçılar Çarşısı,
aheste çalışan insanların yuvalandığı
Öyle değil midir insanın fıtratı?
Gözden ırak gönülden ıraktır, dense de
Hafızamızda yaşatmak isteriz hatıratı
Nedense…
Bir yaşam öyküsünün
kesitleridir bu sözler.
Saint Michel Katedrali’ni arar
Kurşunlu Han,
mahcup ve nazenin
Bu da cilvesidir çökmüş mazinin…
(Refael/Cengiz)
Darmademans
Bu sözlerin temelini, Sn. Refael Avidor’un eserlerinin altına yazdığı açıklamalar teşkil etmiştir. Bunları küçük uyarlamalarla şiirsel anlatıma dönüştürmeye çalışmıştım. Bu uğraşı da başka bir “Darmademans” olsun. Haddimi aştıysam da bağışlanacağımı umarım.
İstanbul’u güzel sözlerle anlatmasının engin bir derinlik içerdiğini ve iki imparatorluğa başkentlik yapmış koca şehrin kültürüne kendi eserleriyle katkı sağlamış, ben de bu çizimlerin altındaki metinlerde kullanılan sözcüklerden şiir yazmaya çalışmıştım. Bu şiiri sergiyi gezerken ayak üstü oluşturmuş ve mutlu olmuştum.