23 Nisan törenlerini izlemiştim. Eve gelince nisan ayındaki önemli günlere göz attım ve 27 Nisan gününün “Mors Alfabesi Günü” olduğunu gördüm. Bu konuda bir yazı hazırlamak istedim. Yazının yarısına geldiğimde köpeğimiz yanıma geldi. Gözleri faltaşı gibi açık, ağzını açmış, hızlı nefes alır vaziyetteydi. Bu durumu gördükten 3-4 saniye sonra binada çalkalanma başladı. Apartmanın merdivenlerinde ve asansöründe yoğun bir hareketlilik yaşanıyor, aşağı inemeye çalışanlar her dairenin kapısını çalarak deprem olduğunu bildiriyordu.
Deprem hazırlıkları
Yalova depreminin üzerinden 16 sene, Maraş depreminin üzerinden de yaklaşık iki yıl geçti. Her yıl yapılan anma törenleriyle hayatını kaybeden insanlarımızın ve yakınlarının acısını yüreklerimizde hissediyoruz. Sağ kalanların yaşadıkları travmalar, yoksulluklar ve karşılaştıkları bürokratik engeller belki de hâlâ devam ediyor. Deprem tehdidi, unutulmuş gibi gözükse de bazı sağduyulu uzmanlarımızın açıklamalarıyla veya ülkemizin değişik yerlerinde meydana gelen küçük ölçekli sarsıntıların ekranlarda alt yazı şeklinde verilmesiyle tekrar gündeme geliyor.
Meslek hayatıma atılışımın ikinci yılında yaşadığım 1977 Çaldıran-Muradiye depremini kısmen atlattığım Erzincan depremi izlemişti. Çaldıran-Muradiye Ovası ve Esrük Dağı’nın üzerindeki köy ve mezralara çok yardım malzemesi taşıdır. Isı her zaman sıfırın altındaydı. 1999 Yalova depremi ise emeklilik dönemime isabet etmişti. Gönüllü olarak Beşiktaş Kaymakamlığında 20 gün çalışmış, insanımızın yaralarının sarılmasında önceki tecrübelerimden yararlanmıştım. Ve tabii ki, şimdi de 6,1’lik bir depremle daha karşılaştık.
Özellikle Yalova depreminde elimizdeki modern telefonlar çalışmamış, trafik allak bullak olmuştu. Çok sayıda insanımız ise hayatını kaybetmiş, yaralı sayısı giderek artmıştı. Bu depremle birlikte hemen haberleri takip etmeye ve telefonlara gelen uyarılara kulak vermeye başladım. Acaba aynı aksaklıkları yaşayacak mıydık?
O zamanki yazılarımda telgraf muhaberatıyla haberleşmeye önem verilmesini, bu yöntemin ilkel görülmemesini yazıştım. Aynı şeyler tecelli etmedi. Bazı yerlerde telgraf haberleşmesi yapıldı mı?
Mors alfabesi
Mors alfabesi ya da Mors kodu; alfabenin harflerini, sayıları ve noktalama işaretlerini nokta, çizgi ve boşluk dizgileriyle temsil eden sistemdir. Kodlar, çeşitli uzunluklarda elektriksel atımlar veya yanıp sönen ışıklar gibi mekanik veya görsel sinyallerle iletilir. Mors alfabesi, Latin alfabesinin her bir harfiyle ilişkilendirilmiş ve bilgi aktarmak için kullanılan bir iletişim yolu olmuştur.
Amerikalı bir ressam olan Samuel Morse, 1832 yılında Fransa’dan Amerika’ya dönerken gemide tanıştığı bir yolcunun elektrikli telgraf fikrini duydu. Bu fikir onu çok heyecanlandırdı ve kendi telgraf sistemini geliştirmeye karar verdi. 1835 yılında, elektrik akımını kesip bağlayarak farklı sinyaller üreten bir cihaz yapmıştır.
Mors alfabesi telgraf haberleşme dilidir ve Latin harfleriyle uyumlu hale getirilmiş, 1837'de kullanılmaya başlanmıştır. İlk iletilen telgraf mesajı da İncil'den bir cümleymiş: What hath god wrought.
Modern Uluslararası Mors Kodu ise, 1848 yılında Alman Friedrich Clemens Gerke tarafından geliştirilmiş ve ilk kez Hamburg ile Cuxhaven arasında Almanya'da kullanılmıştır. 1865 yılına kadar birtakım küçük değişiklikler yapılmış ve aynı yıl Paris'teki Uluslararası Telgraf Konferansı'nda Uluslararası Mors Kodu olarak kabul edilmiştir.
Çizgi ve noktalardan oluşan Mors kodu, yaklaşık 160 yıldır, diğer herhangi bir elektrik kodlama sisteminden daha uzun bir sürede hatta Dil, Havacılık, Amatör Radyo sektöründe bile kullanılmıştır. Acil durum yardımı için kullanılan SOS kelimesi, Mors alfabesindeki en kolay kullanılabilecek kelimedir. Üç kısa, üç uzun, üç kısa işaretle kodlanmakta ve Mors alfabesinde (SOS : ...---...) şeklinde ifade edilmektedir.
Bir düşünce ve teklif
Atatürk, Milli Mücadele’yi telgraf muhaberatıyla yürütmüş, harekât emirlerinden, istihbaratından lojistiğine kadar hiç aksatmadan ifa etmiştir. Bugün elimizde modern telefonlar olduğu halde eğitimsizlik nedeniyle kısa ve öz şekilde kullanamıyoruz.
Belediyeler zaman zaman etkinlikler yapıyor. Bu etkinlikler arasına Mors alfabesini bilen kişileri -ve özellikle gençleri- davet edebilirler.
1.Yarışma şeklinde yapılacak bu etkinlikte bir metni en doğru şekilde kodlayıp karşı tarafa en kısa zamanda ulaştıran birinci, ikinci ve üçüncüye ödüller verebilirler,
2. Bu yetenekli kişiler Belediyelere alınarak görev verilebilir,
3. tabii afetlerde görev verilebilir.