SON DAKİKA
reklam
reklam

BARIŞI TAŞIYAN VAPUR “KURTULUŞ” -II-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Mayıs 2026, Pazar - 13:46   Okunma Sayısı:

Mürettebatın durumu

 

Talihsiz Kurtuluş vapurunun 34 kişilik mürettebatı, Marmara Adası’na sığınarak kurtulmuş, saatler süren yürüyüşten sonra Pulatya köyüne varan kazazedeler, daha sonra İstanbul’a getirilmişti. Batışının üzerinden 81 yıl geçen Kurtuluş vapuru, kayıtlarda Hayırsız Ada açıklarında battığı sanılmasına rağmen, bugün Marmara Adası’nın Saraylar Köyü yakınlarında 25 ile 43 m derinliklerde yatmaktadır.

 

Kurtuluş gemisinin batışıyla Yunanistan'a yapılan insani yardım seferleri, 6 ay kadar aksamış, ancak konuya olan hassasiyetini koruyan Türkiye, toplam 50.000 ton gıda yardımını “Dumlupınar”, “Tunç”, “Konya”, “Güneysu” ve “Aksu” gemileri ile 1946 yılına kadar Yunanistan’a göndermiştir.


Kızılay, o dönemin parasıyla 28.861 lira harcayarak kuru sebze, meyve, tuzlu balık, yumurta gibi erzakın Türk vapurlarıyla 12 seferde Pire Limanı’na taşınmasını sağlamıştır. Kurum, halkın topladığı başka tüketim malzemeleri ile 505.908 lira 51 kuruşu da üzerine 43.398 lira, 5 ton sabun, ayrıca yiyecek ve içecek de katarak Konya Vapuru ile Yunanistan’a göndermiştir.

 

Kurtuluş’u ölümsüzleştiren belgesel

 

Yunanistan’da halen sevgi ile hatırlanan Kurtuluş Vapuru, sonunda belgesel olmuştur. Erhan Cerrahoğlu yönetiminde 15 kişilik Demo Productions ekibi tarafından 1,5 yıllık çalışma sonucu hazırlanan belgesel ‘Barışı Taşıyan Vapur: Kurtuluş’ adını taşımaktadır. Tarihin tozlu sayfalarında kaybolan bu öykünün Yunanistan’da halen hatırlandığını da belirleyen ekip, dönemin canlı tanıklarına ulaşarak bir dizi de röportaj yapmıştır. 

 

Özellikle II. Dünya Savaşı’nda 70.000 kişinin açlıktan öldüğü Pire ve Atina’da sağ kalanlar Kurtuluş vapurunu, kurtarıcıları olarak görmüşlerdir. Usta oyuncu Çetin Tekindor’un seslendirdiği “Barışı Taşıyan Vapur: Kurtuluş” belgeselinin müzikleri Derya Köroğlu tarafından belgesel için Kurtuluş vapurunun az sayıdaki fotoğrafından yola çıkılarak 3 boyutlu animasyonları yapılmıştır.

 

Kurtuluş’un Anıtı Yapılmalı

 

Yunanlı tarihçi Dr. Georgeos Margaritis: “O dönem durum gerçekten çok acıklıydı. Kurtuluş gerçekten gözle görülür biçimde ulaşan tek yardımdı ve bunun sonucunda; insanların gözünde değeri ölçülmez oldu. Onu hatırlatacak bir anıt yapılmalı”,

 

Basiliov Miholis: “İnsanlar şehirden Pire’ye gidiyorlar ve sabırsızlıkla Kurtuluş’un gelişini bekliyorlardı, bir ihtimal indirilen çuvallardan biri delinip de bir şeyler kapabilirim düşüncesiyle...”,

 

Koulis Georgiadis: “O zamanlar tüm ailelerin, ekmek gibi ihtiyaçlarını cüzi de olsa karşılayabilmeleri için verilen, ekmek karneleri vardı. Aileden biri öldüğü zaman, ölümü kaydettirmiyor ve gizlice mezarlığa taşıyıp terk ediyorlardı. Böylece karne ellerinde kalıyor ve biraz daha yemek alabiliyorlardı.” demişlerdir.

 

Günümüze gelirsek: 

Bir büyük deprem felâketi yaşadık. Kızılay gibi yüce bir kuruluşun adı şaibelerle dillerde dolaşmaya başlamıştı. Bu kuruluşun geçmişte nelere imza attığını ortaya koymak için Kızılay arşivinden çıkarttığım bu yazıyı yayımlamak ihtiyacını hissettim. Kurumun zarar görmemesi esas olmakla birlikte bu şaibelere bulaşanların da adaletin önüne çıkarılması gerektiği kanısındayım.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam