Ekonomik kalkınmanın sadece büyük sanayi hamleleriyle değil, mahallemizdeki bakkaldan ve tarladaki çiftçiden başladığı bir döneme giriyoruz.
Bugün, dünyada "sosyal ekonomi" olarak adlandırılan ve yerel yönetimlerin başrolde olduğu yeni bir model, hem esnafı hem de üreticiyi korumanın anahtarı haline geldi.
Bu modelin merkezinde, ilçe belediyelerinin doğrudan kurucu ortağı olduğu Kent Kalkınma Kooperatifleri yer alıyor.
Mahalle kültürümüzün temel taşı olan bakkallar, bu kooperatifin doğal ortağı haline getirilebilir.
Bakkallarda kurulacak özel satış reyonları sayesinde, küçük esnaf sadece "aracı" değil, güvenilir bir "tedarik noktası" kimliği kazanır.
Rafları dolduracak ürünler için tarımsal destekleme bölgelerindeki belediyelerin kuracağı Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri devreye girer.
Yani, bir ilçe belediyesi bakkalını desteklerken, bir diğer ilçe belediyesi çiftçisinin ürününü doğrudan bu bakkala ulaştırır.
Bu "belediye, kooperatif, esnaf" zinciri, ürünün tarladan rafa geliş sürecindeki maliyetleri düşürerek hem üreticinin daha fazla kazanmasını hem de tüketicinin sağlıklı gıdaya uygun fiyatla ulaşmasını sağlar.
Gelişmiş ülkelere baktığımızda, bu modelin başarıyla uygulandığını görüyoruz.
Örneğin İspanya’daki Mondragon yapılanması veya İtalya’daki kooperatif ağları, yerel yönetimlerin desteğiyle milyarlarca avroluk hacme ulaşmış durumda.
Bu yapılar sadece ticari işletmeler değil, aynı zamanda mahalledeki sosyal dokuyu koruyan birer kalkınma kalesidir.
Türkiye gibi Avrupa Birliği (AB) uyum sürecindeki ülkeler için bu projeler stratejik bir öneme sahip.
AB Tarımsal Kalkınma Kooperatifler Birliği, yerel kalkınmayı odağına alan ve içinde belediyelerin bulunduğu bu tür modelleri hibe ve teknik desteklerle öncelikli olarak destekliyor.
Partiler üstü bir yaklaşımla, sadece dayanışma ve üretim odaklı bu model hayata geçtiğinde; çiftçi toprağına küsmeyecek, bakkal esnafı zincir marketler karşısında ezilmeyecek ve vatandaşımız mahallesinden güvenle alışveriş yapabilecektir.
Kendi imkanlarımızı ve uluslararası destekleri doğru bir potada eritmek, yerel kalkınmanın en kısa yoludur.