SON DAKİKA
reklam
reklam

Bir aferin çok görülmüş

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Mayıs 2026, Pazartesi - 11:47   Okunma Sayısı:

 

Dünyada ilk olarak güherçile, kükürt ve kömür tozu karışımından yapılan barut kullanımı Çin’de görülürken, 8’inci yüzyılda Müslümanlar tarafından öğrenilmiş, Haçlı Seferleri’nin sonucunda Avrupa’ya taşınmıştır. Topun ilk olarak kullanılmaya başlanması ise Avrupa’da görülmüştür. 

Topun ilk kullanıldığı savaş 1314 yılında Flamanlarla Fransızlar arasında meydana gelen, “Flandre Savaşları”dır. Bu savaştan yaklaşık olarak yedi yıl sonra İngiltere’de top kullanıldığı bilinmektedir. 

Zaman içerisinde, Almanya, Hollanda ve İtalya’da da top kullanılmaya başlanmıştır. Avrupa’da görülen bu toplar, yapımında kullanılan teknolojiler ve kullanımı bakımından oldukça basit toplar olarak değerlendirilmektedir. 1360 yılında Mısır’da Kölemenlerinde top kullanmaya başladıkları bilinmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu’nda 14’üncü yüzyıldan itibaren gelişme olanağı bulan topçuluk, imparatorluğun yükselme döneminde zirveye çıkmış; ancak 17’nci yüzyıldan itibaren Avrupa topçuluğu karşısında duraklamaya ve daha sonra gerilemeye başlamıştır. 

19’uncu yüzyılda ise İmparatorlukta topçuluk konusunda çok önemli bir gelişme meydana gelmiş ancak hak ettiği ilgiyi ve takdiri görmekten uzak kalmıştır.

 

Osmanlılarda ilk top dökümü

Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul’un fethinden önce, Bursa ve Edirne olmak üzere iki yerde tophanelerinin olduğu tahmin edilmektedir. İstanbul’un fethinden sonra da Bursa ve Edirne tophanelerinin yanında birçok yerde daha tophane kurulmuştur. 

İstanbul’da Fatih Sultan Mehmed’in kurduğu Tophane-i–i Âmire’den sonra kurulan bu tophaneler; Avlonya, Semendire, Novaberda, İşkodra, Belgrad, Budin, Erzurum, Mısır, Basra, Birecik, Hasköy ve Van Tophaneleridir. Osmanlılar, fetih alanlarının genişlemesi ile birlikte mevcut tophanelerin yanı sıra seyyar tophaneler de kurmuş ve top dökmüşlerdir.

Osmanlı İmparatorluğunda Fatih Sultan Mehmed’in yaptırdığı ve uzun yıllar top dökümünün gerçekleştirildiği Tophane-i Âmire binası zaman içerisinde birçok padişahın eklemeler yapması ile iş hacmini genişletmiş ve imparatorluğun en önemli askeri sanayi teşekkülü olma özelliğini uzun süre korumayı başarmıştır.

 

Osmanlılarda seri atışlı toplar

Ahmed Süreyya Emin Bey (1848-1923), seri atışlı bir top yapılabileceğini kanıtlayan dünyadaki ilk insan olarak çok parlak bir başarıya imza atmıştır. Bu başarı Ahmed Süreyya Emin Bey’in zamanının çok ilerisinde bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir. 

Ahmed Süreyya Emin Bey, bu icadının yanı sıra topların ateş ettikten sonra falya deliklerinden dışarıya çıkan gazın, güllelerin sürat ve kuvvetini azaltmakta olduğunu tespit etmiştir. Fransa hükümetinin böyle bir zafiyetin giderilmesi konusunda mühendisleri araştırmaya çağırması duyurusunu haber almış ve yaptığı çalışmalarla bu sorunu çözmüştür.

Ahmed Süreyya Emin Bey, yeni usulde bir barut haznesi kapağının falyayı kapatarak ateş edici bir alet ile kuyruktan ortaya çıkan gaz kaçaklarını engelleyen biri çelik ve diğeri tunç toplara mahsus olmak üzere iki çeşit gaz halkasıyla bir de ayrıca barut haznesi kapağının icadına muvaffak olmuştur. Ancak bütün bu çalışmalar devletten hak ettiği ilgiyi görmemiştir.


Topların Döküm Aşamaları

Top dökümünde takip edilen üç temel aşama vardır: Bu aşamalar; ergitme, (toplanılan malzemenin ocaklarda belli bir ısıda belli bir süre ateşe maruz bırakılarak katı halden sıvı hale geçirilmesi), dökme (katı halden sıvı hale getirilen malzemenin top kalıbına dökülmesi) ve soğuk işçilik (namlu ucunun kesilmesi, falya deliğinin açılması, iç kısmının kaygan bir hale getirilmesi, cilâlanması ve topun üzerine top ile ilgili olarak bazı bilgilerin yazılması) safhaları olarak sıralanabilir.


Falya Deliğinin Açılması

Falya deliği, top içerinde yer alan gülleyi harekete geçiren barutun ateşlenebilmesi için topların kuyruk kısımlarında, haznenin üstünden hazneye kadar açılan deliktir. Deliğin açılacağı yer hususunda tarih boyunca değişik denemeler yapılmıştır. İlk olarak ateşin bir anda iki tarafa da aynı anda yayılabilmesi için barut haznesinin tam ortasına delik açılmıştır. Ancak daha sonra bunun istenilen amaca ulaşmada faydası görülmeyince barut haznesinin sonuna ve kuyruğa yakın bir yere açılmıştır

Falya deliği, barutun yanmasından kaynaklanan yüksek ısı sebebiyle zamanla erimeye yüz tutar ve giderek büyürdü. Ayrıca barutun tutuşmasından oluşan sert ve kuvvetli gaz, bu delikten çıkarken falyanın içinden bazı parçaları da beraberinde götürürdü. Bu durum kullanımına bağlı olarak topun ömrünü oldukça olumsuz etkilerdi. Falya deliği büyüyen toplar harice gaz çıkışının fazla olmasından dolayı merminin namludan çıkış süratini olumsuz etkilerdi. Falya deliği büyüyen toplar çoğunlukla kenarlarına parça konularak tamir edilir ve kullanılırdı. Ancak bu tür toplar kalitesinden büyük ölçüde kaybederdi.

İfade edilen bu sakıncaların giderilmesi, XIX. yüzyıla kadar hem Osmanlı Devleti hem de Avrupalı devletlerin teknoloji mühendislerinin zihinlerini uzun süre meşgul etmiştir. Nihayetinde Ahmed Süreyya Emin Bey adlı bir Türk, yapmış olduğu kişisel çalışmaları ile bu sorunun üstesinden gelmeyi başarabilmiştir. Bu konu ile ilgili olarak Ahmed Süreyya Emin Bey’in 29 Mart (1)303 tarihli istidası vardır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam