SON DAKİKA
reklam
reklam

Rusya’nın çizgisi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 9 Şubat 2018, Cuma - 10:00   Okunma Sayısı:

YPG’ye karşı ÖSO mensuplarıyla birlikte Türkiye’nin yürüttüğü Afrin operasyonu olanca eziciliğiyle devam ediyor. Operasyonun gidişatı ve Türkiye’nin hedefleri Batı dünyasını çok ilgilendiriyor. Özellikle Türkiye’nin Rusya ile aynı kulvarda koşması ABD’yi rahatsız ettiği gibi NATO’nun Avrupa’daki ülkelerini de tedirgin ediyor. 

Rusya’nın çizgisi 
Rusya halen Suriye’de ve kilit pozisyondadır. ABD’nin Türkiye’yi hizaya getirmek amacıyla sarf ettiği sözlere Rusya da karşılık vermekle beraber zaman zaman çelişkili açıklamalar yaparak kafa karışıklığına yol açmaktadır.
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov 2013’te yaptığı bir konuşmada YPG’nin mücadelesini desteklediklerini ifade etmiş ve Kürt kasabası Afrin’in muhaliflerin ablukası altında olduğunu, Gıda, tıbbi malzeme ya da yakıt ulaştırılamadığını belirtmişti. YPG ve PYD arasındaki bağlar güçlenmeye başlayınca PYD Şubat 2016'da Moskova'da bir temsilcilik açmıştı.
Bölgedeki Rus askeri varlığı
Harekât öncesinde Moskova, Türk harekâtının yapılacağı sahada asker bulundurduğunu açıklamamıştı. İlk defa 2016 yılında Reuters haber ajansı, YPG’nin Rusya desteğiyle bir hava üssünü ele geçirdiğini aktarmıştı.
Rus Savunma Bakanlığı, ilk defa 16 Ekim 2017’de Afrin bölgesinde Rus askeri varlığından söz etmiş; ancak bu varlığın muharip güçlerden oluşmadığını, Afrin hastanesine ilaç teslim eden sıhhiye unsurlarından meydana geldiğini açıklamıştı.
Bu nedenlerle Türkiye’nin operasyonu başlayana kadar Afrin konusu Rus medyasında da pek yer almıyordu. Hatta devlet yanlısı bir haber sitesinde 17 Ekim 2017 günü yapılan bir analizde, Kürt güçlerinin Rusya’nın duruşuna yakın ve Şam’la yapıcı görüşmelere başlamaya hazır olduğu yansıtılıyordu...
Rusya Devlet Başkanı ise, Rus ordusunun Suriye’de görevini tamamladığını ve askerlerin Afrin’in güneybatısında kalan Hmeymim ve Tartus üslerinde konuşlandırılacağını açıklamıştı. Gnkur. Bşk. Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan, 18 Ocak’ta Rusya’ya bir ziyaret yapmışlardı. Ziyaret sonrası yapılan açıklamada ise dişe değer bir konuya değinilmemişti.

Haber akışı sıklaşıyor
20 Ocak’ta Rusya Savunma Bakanlığı çekilmeyi resmi olarak belirtmiş ve “Olası provokasyon eylemlerinin önüne geçmek ve Rus askerlerinin güvenliğini tesis etmek adına Afrin bölgesinde bulunan güvenlik güçleri Tel Acar ve Tel Rıfat bölgelerinde yeniden konuşlandırılmışlardır” demiştir. 
Kremlin yaptığı açıklamalarda Türkiye’nin harekâtının meşru olduğunu bildiriliyor, Rus parlamentosundaki milletvekilleri ise, ordunun Afrin harekâtına karşı Suriye hükümetine destek verilmesi görüşünü savunuyorlardı.
Yine aynı gün yani 20 Ocak günü Rusya Savunma Bakanlığı, ABD’nin YPG’ye yaptığı kontrolsüz silah yardımının bölgede tansiyonun yükselmesine neden olduğunu açıklıyordu. Hatta Türkiye’yi dolaylı yoldan bulaştırmak amacıyla da Afrin’deki bir hava üssünün ve ABD’den alınan silahların bir kısmının Türkiye’deki PKK’lılara ulaştırıldığını iddia ediyordu. 
PYD cephesinden
Zeytin Dalı Harekâtı başlayana kadar Rus basını sessiz iken harekâtla birlikte Rus medyası YPG’yi ABD tarafından silahlandırılmış olan ve Suriye'nin istikrarını bozan bir güç olarak tanımlamaya başlamıştı. 
Rus yetkililer, ABD tarafından YPG’ye verilen silahların Afrin üzerinden Türkiye’ye sokularak PKK’ya verildiğini söylüyorlardı. Rusya Savunma Bakanlığı ise ABD’yi bölgede sorumsuzca davranmakla suçlamıştı. YPG ise Rusya’nın değişen açıklamalarına tepki göstererek Moskova tarafından ihanete uğradıklarını söylemeye başlamıştı.

Sonuç nereye varır?
Rus yetkililerin harekâtın beş yıl kadar öncesiyle verdiği demeçlerle harekât sonrasında yaptıkları açıklamalar tezat teşkil ediyor. ABD ise müttefikimiz olmasına rağmen PYD yanlısı tavırlarıyla dikkat çekiyor. Türkiye’nin kararlı tutumu karşısında Pentagon-CİA-Trump yönetimi arasında farklı ve çelişkili açıklamalarla şaşkınlık içinde bulunan ABD, şimdi Türkiye’den yana tavır almış gözüküyor.
Bu kadar kısa zamanda koca koca devletler (tabii ki bu devletlerin yöneticileri) nasıl 180 derece değişebiliyorlar? Rusya’nın menfaatlerinde nasıl bir değişiklik oldu? ABD neden çark etti? Hollanda neden şirin sözler ediyor? Hele hele Fransa Cumhurbaşkanı, Türkiye hakkında ileri geri sözler etmişti. Dışişleri bakanı Çavuşoğlu’nun uyarıcı konuşması üzerine konuyu hemen anlamış (!). Ne zeki çocuk!
Bunlar göz önüne alındığında önümüzdeki yıllarda da çok değişiklik yaşayacağımız aşikâr görünüyor. Bize düşen Cumhuriyet’imizin kuruluş felsefesine sıkı sıkıya bağlı kalmak ve uluslararası ilişkilerde kararlı tutumumuzu sürdürmek olmalıdır. 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam