SON DAKİKA
reklam
reklam

Ruhuna Dokunmadan Hiçbir Şey Değişmez

Köşe Yazarı: Başak Ertekin   Eklenme Tarihi: 11 Mayıs 2026, Pazartesi - 11:53   Okunma Sayısı:

 

Bazen hayatın içinde öyle hızlı koşuyoruz ki…

Neye yetiştiğimizi, neyi kaçırdığımızı bile unutuyoruz.

 

Gün bitiyor, biz tükeniyoruz.

Ama asıl mesele şu:

Gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa sadece yetişiyor muyuz?

 

Birçok kadın gibi biz de güçlü olmaya programlanmışız.

Her şeyi yapabilen, her şeye yetişen, kimseye ihtiyaç duymayan…

 

Ama kimse bize şunu söylememiş:

Bu kadar güçlü olmak, bazen kendinden vazgeçmek demek.

 

 

Kendimizle temasımızı kaybettiğimiz anda başlıyor her şey.

Bedende ağrı, zihinde yorgunluk, ilişkilerde kopukluk…

 

Çünkü biz önce kendimize dokunmayı unutuyoruz.

 

Sabah kalktığında aynaya bakıp kendine gülümsemek…

Bir kahveyi gerçekten hissederek içmek…

Bir an durup “Ben ne hissediyorum?” diye sormak…

 

Bunlar küçük şeyler gibi geliyor ama değil.

Bunlar insanın kendine attığı en büyük adımlar.

 

 

Hayatta “geç kaldım” diye bir şey yok.

Sadece ertelenmiş hisler var.

 

İçine düşen bir istek, bir heves…

Eğer gerçekten sana aitse, bir gün mutlaka yolunu buluyor.

 

Yeter ki sen onu bastırma.

 

 

İlişkilerde de aynı hatayı yapıyoruz.

Her şeyi biz yaptıkça, karşı tarafın rolünü elimizden alıyoruz.

 

Sonra “neden kıymet görmüyorum” diyoruz.

 

Oysa bazen biraz geri çekilmek,

biraz yumuşamak,

biraz “her şeyi ben yapmak zorunda değilim” demek gerekiyor.

 

Bu zayıflık değil.

Bu denge.

 

 

Şunu kabul etmeden hiçbir şey değişmiyor:

Sen kendine şefkat göstermeden, kimse sana gerçek şefkat gösteremez.

 

İçindeki boşluğu ne bir eş doldurabilir,

ne çocuk,

ne de dış dünya…

 

O boşluk seninle ilgili.

 

Ve belki de en zor soru şu:

Sen kendinle gerçekten iyi misin?

 

 

Hayat aslında çok net.

Sinyaller veriyor, işaretler bırakıyor.

 

Ama biz o kadar hızlıyız ki…

Hiçbirini fark etmiyoruz.

 

Belki de artık yapman gereken şey çok büyük bir değişim değil.

 

Sadece biraz yavaşlamak.

 

Ve kendine şu soruyu sormak:

“Ben gerçekten ne hissediyorum?”

 

Çünkü cevap orada.

Hep oradaydı.

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam