SON DAKİKA
reklam
reklam

Belen Boğazı Bakras Kalesi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 17 Mayıs 2026, Pazar - 12:24   Okunma Sayısı:

 

Kalenin yeri

Silpius üzerindeki en geniş yapı olan Orta Çağ Kalesi Amik Ovası’na ve Asi Vadisi’ne hâkim konumdadır. Şehir surları, Habib-i Neccar Dağı’nın Silpius olarak adlandırılan kısmında en yüksek noktasında Orta Çağ kalesine bağlanmaktadır.

Kızıldağ eteğinde inşa edilmiş olan Kale’nin, birkaç kademe halinde yapılan yuvarlak ve yüksek kale burçlarının mevcut kısımları taşıdıkları özellikten dolayı Orta Çağ’a ait olduğu ihtimal dahilindedir.

    Kale, Antakya – İskenderun karayolunun 25’inci km’sinden batıya ayrılan yol ile buraya 7-8 km. kadar uzaklıkta, ilçenin en kalabalık köyü olan bu günkü adıyla Ötençay’da (Bakras) köyünden almaktadır.

 

Kale’nin tarihteki yeri

Bakras Kalesi’nin tarihi Helenistik   devre kadar çıkmaktadır. Ünlü coğrafyacı Strabon’un Bakras Kalesi’nden bahsetmiş olması kalenin çok eski bir tarihi olduğuna işaret etmektedir. İnşa tarihi bilinmeyen kale, önceleri Belen Geçidi’nin girişini, Antakya kurulduktan sonra ise Seleukos başkentini koruma görevi görmüştür. 

Kale’nin İskender’in M.Ö. 304’te buradan geçtiği sırada var olduğu düşünülmektedir. Belen geçidinden Arabistan’a inen eski yolu kontrol etmesi bakımından önem taşımakta idi. Kale sonraları Romalılar, Bizanslılar ve Haçlılar tarafından kullanılmıştır. 

Haçlılar döneminde Gaston Kalesi olarak bilinen kale, 1171 yılında isyancı Ermeniler tarafından ele geçirilmiştir.,

Kale 26 Eylül 1183 tarihinde Selâhaddini Eyyübi’ye Haçlılar tarafından teslim edilmiştir. Selâhaddin’in kumandanı Alemüddin Süleyman bin Candar, Kale’yi 1191 yılında yıktırınca, Ermeniler bir süre sonra bu bölgeyi ele geçirmiş ve kaleyi yeniden inşa ederek müstahkem bir mevki haline getirmişlerdir.

    Birkaç defa el değiştirdikten sonra Templier Şövalyelerinin eline geçen kale, 1268 yılında Baybars tarafından kuşatılarak zapt edilmiştir. Zaman zaman Haçlılarla Eyyubiler arasında el değiştirmiştir. Son olarak Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında 1516 yılında Osmanlıların ellerine geçerek son zamanlarına kadar kullanılmıştır. Bugün kalenin surları tahribata uğramakla beraber ayakta durmaktadır.

    Araştırmalar bu kompleks yapının Haçlı döneminde (1097-1268) kullanılan Orta Çağ Kalesi olduğunu göstermekte, 1216'da Tapınakçılara geri verilmesinden ve son olarak Memlük Sultanı Baybars tarafından fethedilmesine kadar olan tarihsel süreci anlatmaktadır. Roma Dönemi duvarlarının kullanılmış olması bu kalenin Roma Döneminde de var olduğunu göstermektedir. Günümüze yüksek tepe üzerine yerleşen kalenin iç çevre duvarları, kalenin doğusunda Orta Çağ inşaat evresine ait en az bir ev ve birkaç sarnıç korunagelmiştir. Ayrıca Kale’nin güney tarafında Roma Dönemine ait geniş bir sarnıç kalıntısı da mevcuttur.  

Kale’nin kuzey ucu Silpius’un dik yamacı üzerindeki duvara bitişmektedir. Bu duvar Hacıkürüş Deresi’ni Demirkapı ile aşarak Staurin’e devam eden duvara bağlanmaktadır. Birkaç duvar ve farklı inşa teknikleriyle yapılmış, farklı evreleri işaret eden bir yapıdan oluşmaktadır.

    1516 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında Osmanlıların eline geçen kale, yeni sınırlara uzak kalmış ve bu stratejik önemini kaybetmiştir. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde, birkaç katlı ve bir alay askerî barındıracak büyüklükte olarak tarif ettiği kale, günümüzde oldukça yıpranmış durumdadır.

 

Kale’nin durumu

    Tarihi oldukça eskiye dayanan Bakras Kalesi yaşanan depremlere rağmen ayakta dimdik duruyor ve zamana direniyor Tarihte birçok imparatorluğa ev sahipliği yapmış ve sarp geçitler, dik yamaçlarla komşu olmuş olan Bakras Kalesi, ilk dönemler geçit olarak kullanılmıştır. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde beş köşeli bir yapı olarak tasvir edilmiştir. Çoğu mimarî özelliği bugün silinmiş durumdadır. 

    Kalenin doğusunda giriş kapısı vardır. Başka bir girişi yoktur. Bakras Kalesi; kare bir plan görünümünde olmasına rağmen, doğu ve güney cephesi bir yay çizmekte, güney ve batı kısmında dar bir koridor, kuzey tarafında ise çok derin bir uçurum bulunmaktadır.

    Kale girişi tamamen yıkılmış ve belirsiz bir vaziyettedir. Geniş ve kemerli bir kapısı olduğu rivayet edilen kale girişinden sonra, sola doğru uzanan koridor, kuzeybatı köşesine kadar bütün kaleyi çevrelemektedir. Bu bölgede iç tarafa açılmış hücreler bulunmaktadır.

    Kale merkezindeki salondan, batı tarafında bulunan, kuzeyi tamamen açık tonoz kubbeli bir bölüme geçiş vardır. Bu mekân, batı kısmını çevreleyen koridor ile orta alan bağlantılıdır. Buradan güneydeki dikdörtgen salona geçilir. Bu kısmın, batı cephesindeki üst odaların sahanlığı olduğu tahmin edilir. Evliya Çelebi, güneyde bulunan ikinci salonun önceleri kilise olarak kullanıldığını anlatır. Bu iç mekândaki kısımlar dışında kalenin hemen tamamı tanınmayacak kadar harap olmuş ve taş yığını haline gelmiştir.

    Bakras Kalesi, çoğunlukla kesme taştan inşa edilmiş, bazı kaba duvarlarda yığma taş kullanılmıştır. Kalenin suyu güney tarafındaki vadideki su kaynaklarından temin edilirdi. Bu kanalların izleri bugün neredeyse tanınamayacak haldedir.

 

    Bölge, yayla özelliğinde olup sizlere yazın sıcağında tatlı bir serinlik sunar. Elinizde haritanız, başınızda şapkanız, kemerinize takılı pusulanız ce tablet bilgisayarınızla tarihimizi soluyacaksınız. Kaynaktan, pınardan veya çeşmeden içeceğiniz suyun ayrı bir soğukluğu ve ferahlatıcı özelliği olduğunu göreceksiniz. Yaza hazırlığımızı böyle yapalım mı?  

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam