SON DAKİKA
reklam
reklam

SAĞLIĞIN ÖNEMİ -VI-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 1 Haziran 2026, Pazartesi - 12:24   Okunma Sayısı:

Efendim, bütün canlılar etten kemikten yaratılmış. En küçük bir bedensel ağrı veya ruhsal bozukluk bizi üzmeye ya da gece uykumuzu kaçırmaya yetiyor. Tedavi süreci, bitki karışımlarının kaynatılması, duaların okunması ve birtakım uyuşturucu maddelerle başlatılmış, hastanın uyuşturulmasıyla ağrının dindirilmesi esas alınmıştır.  

    Bir örnek vereyim: Çıkrıkçı Caize Hanım, çocukluk yıllarımdan aklımda kalan yegâne isimdir. Esas uğraşısı çıkrığıyla yün eğirmek olan Caize Hanım, kırık ve çıkık işlerinde, kulunç ağrılarında, kramplarda bir otoriteydi (!). İstanbul-Paşabahçe’nin yerlileri hastalık halinde bu otorite hanımı göz ardı etmezlerdi.

    Yapılanların veya yapılması gerekenlerin sağlıkla ilgili olduğunu Kuleli Askerî Lisesi’ne girdiğim zaman anlamıştım. Düzenli aşılar, periyodik muayeneler ve taramalar bizler için düzenli olarak yapılır, tarihleri sektirilmezdi. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözü, bizim için prensip haline getirilmişti. Şimdilerdeki tedavi süreçleri ise daha ileri seviyede tıbbî yöntemlerle ve modern tesislerde yapılmaktadır. 

    Ağrının gerçek nedenini belirlemek için ilk muayeneyi takiben kan tetkik ve tahlilleri, röntgen, MR, tomografi görüntüleri sıradaki yerini alıyor, hasta kendisini tecrübeli, müşfik ve kendini mesleğine adamış doktorların elinde buluyor.  

    TSK’da görevli olduğum yıllarda Kızılay kan ekibi gelir, TSK mensuplarından gönüllü olanlardan kan alırlar, beş altı kişinin kan vermesi karşısında bir futbol topu hediye ederlerdi. Biz boş zamanlarımızda maç yaptığımız için neredeyse 60-70 kişi kan verir, Kızılay ekibi de kışlaya üç dört top bırakırdı. 

 

Emeklilik dönemi

Yıllar geçti, emekli oldum. Her yıl zorunlu olarak yaptırdığımız periyodik muayeneleri aksatmaya başladım. İlk zamanlar kan vermeye devam ettim. Daha sonraki yıllarda “sizden kan alamayız” demeye başladılar. Sebebini hiç sormadım, çünkü “yaşınız ileri” diyecekler ve kocamış durumuna düşecektim.

    Bunun yanında hastane ziyaretlerini arttırdım. Her 15 günde bir eşimle birlikte seçtiğimiz bir hastaneye gider, hasta koğuşlarında onlarla konuşur ve küçük yardımlarda bulunuruz. Çalıştığım şirketteki gençler arasında da bu adeti yer ettirmiştim. Ziyaretlerimiz sırasında ana babasından miras kalmayacağını sezen çocukların hasta ana babalarını ziyaret etmediklerini öğreniyorduk. Bu çok acıydı bizim için...

 

Zor şartlar altında

    Sağlıklı bile olsak hepimiz mutlaka kontrol ve tahlil yaptırmak için hastanelere gidiyoruz. İnsan sağlığı konusunda titiz çalışmalar yürüten sağlık personelinin çabalarını görüyoruz. Hele hele pandemi döneminde sağlık çalışanlarımızı yere göğe sığdıramadık; ama dövmekten de geri kalmadık. Bu çalışmaları sırasında bazı hoyrat kişilerin saldırılarına uğrasalar da çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları girişimlerden sonuç alamasalar da ettikleri yemine son derece sadık kaldılar. 

    Arka planında hasetlik ve hainlik yatan bu davranışlar, ancak bizim gibi olgunlaşmamış toplumlarda görülebilirdi, öyle de oluyordu. Doktorlar hakkında, “aç ağzını yum gözünü” diyerek hastaya az zaman ayırdıkları, çok para aldıkları gibi çirkin yakıştırmalar yapıldığına da tanık oluyorduk. 

 

Doktor De Bakey 

    Doktor De Bakey, arabası bozulunca tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey’e dönerek, 

    ---Size bir şey soracağım. Neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Meselâ ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım. Kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim; hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım! Söylesenize nasıl oluyor bu iş? Siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz da ben meteliğe kurşun atıyorum? Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve; 

    ---Bunların hepsini bir de motor çalışırken denesenize! demiş…

 

    Ben de tanık olduğum bir olayı anlatayım:12 Eylül öncesinde her gün yürüyüşler, protestolar yapılıyor, ücret dengesizliğinden, çalışma koşullarından ve iş kanunundan şikâyetler yapılıyordu. Büyük yürüyüşü durdurmak için bir tank birliği set oluşturmuştu. Tank subayı halkı teskin etmeye çalışıyor, istekleri alıp ilgili makamlara ulaştıracağını söylüyordu. İşçi temsilcilerinden biri doktorların maaşlarıyla kendi aldıklarını anlatmaya başlayınca tankın üstündeki subay,

    ---Bir doktorun yaptığı ameliyatı yapabilecekseniz sizi hemen hastaneye götürelim ve ameliyathaneye sokalım. Aynı ücreti alacağınızı garanti edeceğim, demiş ve sızlanmalar kesilmişti. 

    Sağlık personelimize her zaman şükran borçluyuz. Elleri dert görmesin…

 

TEŞEKKÜR

 

28 Mayıs 2026 akşamı düşme sonucu sağ kol omuz ve dirsek arasındaki 

kemiği kırılan eşimin kardeşi Zekiye Görgün’ün Bodrum Memorial Hastanesindeki ilk tespitlerin ve tomografi çekiminin ardından başarılı bir operasyonla yeniden sağlığına kavuşturan, ameliyat sonrasında kontrol ve ilgisini sürdüren

 

Opr. Dr. Can Hürel’e

(Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı)

                                                    Acil Servis Doktoru Bora Ünal’a

 

Acil Servis Hemşiresi Aylin Ekinci’ye, Hasta Kabul Yetkilileri Rabia Demir

ve Muhammed Yaşar ile ameliyat sonrası hemşireleri Simge Çakır ve Yelda Çakmak’a

sonsuz şükranlarımızı sunar, sağlıklı günler ve meslek hayatlarında başarılar dileriz.

                                                                                (Ailemiz adına E. Yarbay Cengiz Baysu)

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam