SON DAKİKA
reklam
reklam

Savaşın getirdikleri ve götürdükleri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Haziran 2026, Perşembe - 11:43   Okunma Sayısı:

 

28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik koordineli saldırısıyla başlayan savaş, kısa sürede bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini köklü biçimde sarsan çok katmanlı bir krize dönüşmüştür. 

ABD'li siyasi analist Ian Bremmer, ABD'nin "bazı hedeflere ulaştığını" söyleyerek, "İran'ın askeri yeteneklerine, konvansiyonel balistik yeteneklerine ve deniz kuvvetlerine verilen zarara bakarsanız, bunların büyük bir kısmının ciddi şekilde gerilediğini görürsünüz" demiştir. 

    İran'ın nükleer programının bazı bölümleri de ciddi şekilde zarar gördü. Bu, "İran'ın nükleer silah edinmesini engellemenin temel amaçlarından biriydi. Ancak ABD’nin de kayıpları oldu. İran'ın saldırıları, milyarlarca dolar değerindeki Amerikan radar sistemleri ve uçaklarına zarar verdi veya imha etti.” Demiştir.

İran'ın misilleme olarak Körfez ülkelerindeki altyapılara da saldırması, ABD'nin Körfez müttefiklerinin koruyucusu olduğuna dair itibarını ciddi şekilde zedelemiştir Avrupa ve NATO'ya danışılmadan başlatılan savaş, müttefikler arasındaki ilişkileri germiştir. Hakikat, teferruatta ise ayrıntılara bakalım:

 

İlk hedefler ve sonrası

    Başlangıçta sınırlı operasyonel hedefler vurulurken zamanla tüm askerî, nükleer ve enerji altyapısını kapsayan geniş çaplı bir çatışma ortaya çıkmıştır. Hava üslerinden enerji ticaretine kadar tetiklenen savaş, hem askerî-teknolojik hem de siyasi-jeopolitik boyutlarıyla ele alındığında saldırı ile savunma dengelerini yeniden şekillendiren bir görünüme dönüşmüştür. 

Savaş; hava gücü, yapay zekâ, elektronik harp, ağ merkezli operasyon kabiliyeti ve kritik altyapı hedeflemeleri üzerinden geleceğin çatışma ortamına ilişkin önemli veriler ortaya koymaktadır. Yapay destekli sistemlerin istihbarat, gözetleme ve keşif, hedef tespiti, önceliklendirme ve hava savunma süreçlerinde yoğun biçimde kullanılması; karar alma süreçlerini hızlandırmıştır. Bu durum, modern savaşta karar üstünlüğünün insan kapasitesinin yanında; veri işleme, algoritmik analiz ve gerçek zamanlı entegrasyon kapasitesiyle şekillendiğini göstermektedir.

 

Etkenler

Radar sistemleri, veri bağları, uydu muhabere altyapısı, elektronik harp kabiliyeti ve iletişim ağları savaşın sonucu üzerinde belirleyici olmuştur. İran’ın düşük maliyetli kamikaze dronlar ve çoklu füze saldırıları, çok katmanlı hava savunma sistemlerinin dahi belirli ölçülerde aşılabildiğini göstermiştir.

 Bu süreç, modern hava savunmasının yalnızca savunma sistemlerinden değil; erken ihbar, elektronik harp, siber güvenlik ve taarruzî kapasiteyi arttırmaktadır. Bu gelişmelerin ışığında kritik altyapılar, enerji tesisleri, radar ağları, iletişim sistemleri ve lojistik merkezler; savaşın öncelikli hedefleri hâline gelmiştir. 

İran’ın “Mozaik Savunma” taktiğinde yarı otonom ve dağıtık yapılar, sistemin çökmesini engelleyebilmektedir. Savaşın vaz geçilmez unsuru mühimmat ekonomisidir. İsrail, hassas güdümlü mühimmatı kontrolsüz şekilde tüketmiş, üretim kapasitesini zorlamış ve dengesizlik yaratmıştır. Stok seviyesi ve tedarik güvenliğinin birbirini karşılamaması dış tedarikte risklere neden olmuştur.

Uçak gemilerinin, tanker uçaklarının ve havadan erken ihbar platformlarının hareket alanı yoğun füze ve dron tahdidi altında daralabilmiştir. Dezenformasyon ve psikolojik etki üretme kapasitesi, askerî operasyonların tamamlayıcı unsuru hâline gelmiştir. Bu durum, toplumsal dayanıklılık ve bilişsel güvenlik kapasitesinin ulusal güvenliğin ayrılmaz parçasına dönüştüğünü ortaya koymaktadır. 

 

Türkiye için son savaşlar

Komşu ülkeler gözlerini Türkiye’nin harp sanayiine dikmişler, bütün gelişmeleri ilgiyle takip edip karşı tedbirler almaya devam ediyorlar. Türkiye ise, gerek Ukrayna-Rusya gerekse ABD-İran Savaşları ve İsrail’in Gazze, Lübnan, Suriye’nin güneyi ve İran’a karşı yaptığı saldırıları takip ederek dersler çıkarmıştır.

Gerek Doğu Akdeniz’de, Arap Yarımadası ve Mezopotamya sahasında coğrafî konumlanma ve gerekse yapay destekli istihbarat, gözetleme ve keşif, hedef tespiti, hava savunma tedbirleri gibi teknolojik gelişmeler yoğun biçimde kullanılmış ve kullanılmaktadır. Bu durumla bağlantılı olarak vekil aktörlerin bölgede her zaman rol alabiliyor olması dengelerin kırılganlığına yol açmaktadır. 

Bütün bu olumsuzluklar Orta Doğu’nun kaygan yapısını daha da kaygan hale getirmekte vekil aktörlerin bölgede her zaman için rol alıyor olması, dengelerin kırılganlığına yol açmakta ve karar alma süreçlerini etkilemektedir.

Türkiye açısından savaş; hava ve füze savunması, elektromanyetik spektrum hâkimiyeti, stratejik altyapı, tesis ve kişi güvenliği, mühimmat sürdürülebilirliği, bilişsel savaş kapasitesi ile komuta-kontrol tedbirlerini göz ardı etmeksizin yeni nesil bir savunma yaklaşımının gerekliliğini ortaya koymuştur. Değişken ve müzmin krizlerin ortaya çıkıyor olması Türkiye’yi daha temkinli hareket etmeye zorlamaktadır. Bu nedenlerle Türkiye savunma sanayiinin teknolojik derinliği ile üretim sürdürülebilirliğini birlikte ele almış ve stratejik zorunluluk hâline getirmiştir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam