SON DAKİKA
reklam
reklam

Eskimek güzeldir, eksilmedikçe!

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Haziran 2026, Pazartesi - 11:33   Okunma Sayısı:

 

                                                                             

 

                                                                               Akıllı insanlar herkesten ve her şeyden öğrenirler. Sıradan 

                                                                      insanlar sadece kendi tecrübelerinden ders çıkarırlar. 

                                                                                  Cahiller ise her şeyi bilirler.                                   (Sokrates)

 

    Ailece Bodrum’a gideceğiz. Kendi seçtiğim klasik müzik, sanat müziği, hafif müzik ve halk müziğinden parçaları yolda dinlemek için bellek’e kaydettim. Bunları bir eser olarak ortaya koyan sanatçıların hayatlarını, yaşadıkları dönemde ülkelerindeki ve küremizdeki önemli siyasi olayları, eserlere can veren enstrümanları da inceleyerek kendi sesimle kaydettim…

 

…Yola çıktık. Eşim radyoyu açtı. Âşık Veysel’in “Uzun ince bir yoldayım” isimli parçasını genç müzisyen bir hanım kız kendi üslûbuna göre söylüyordu. Birkaç parça sonra Türk sanat müziği eserlerine geçildi. Çoğumuzun bildiği canım eseri kendi yorumuyla söylüyordu. Dolayısıyla eser, kendi ruhundan uzaklaşıyordu. Radyoyu kapattık. Kendi yaptığım kayıtları dinlemeye geçtik.

 

Kimse eski eserle istediği gibi oynayamaz

  • Müzikte Barok Dönemi (1600-1750) sanatçılarından Johan Sebastian Bach’ın ya da

Antonio Vivaldi’nin yaklaşık dört asır önce meydana getirdiği eserleri herhangi bir yabancı sanatçı kendi üslûbuna göre yorumlayabilir mi, yorumlayamaz… İşte anıt eserler böyle uzun yaşayabiliyor.

 

  • Bir TSM programında genç sanatçı hanım, Rahmetli Semahat Özdenses’in karşısında

onun meşhur “Akşam oldu hüzünlendim ben yine” adlı eserini kendi yorumuna göre söylemişti. Belki de sonunda takdir bekliyordu ama ağır bir tenkide uğradı. 

 

“Hanım kızım bu parça benimdir. Siz de benim karşımda bana ait bir eseri canlandırıyorsunuz. Neden kendinize göre söylüyorsunuz? Notası belli, sözü belli. Niçin kalıpların dışına çıkıyorsunuz? Eğer yorum yapacaksanız bir eser koyarsınız ortaya ve istediğiniz gibi söyleyebilirsiniz.” mealinde uyarı almıştı. Ne kadar haklıydı!

 

  • Mimaride bir eski eser röleve, restitüsyon ve restorasyon süreçleri bitiminde aslına

uygun şekle sokulabilmektedir. Koruma Bölge Kurulları, önüne getirilen her dosyayı ince eleyip sık dokuyarak, gidip yerinde keşif ve inceleme yaparak, yasaya uygun görmediği hususlar hakkında suç duyurusunda bulunarak çalışmasını sürdürmektedir. Bir taş binanın aslını ortaya çıkarmak için sarf edilen bunca gayret ve incelik niçin müzikte gösterilmiyor? 

 

Değerlendirme

    Avrupa’da 5-6 yaşlarında nota bilgisine sahip çocuklar evlerde piyano çalabilmekte ve köklü müzik kültürüyle yetişmektedirler. Geleceğin devleri arasında yer alacak bu çocukların bir başka kişiyi taklit etme, kopya çalma gibi eksik tarafları olmayıp yaratıcı yanları güçlüdür. Toplum ise sanatçının emeğini inkâr etmez. Bu özelliği olmayan kişiler, bir eseri yorumlama adı altında kendine göre söyleyebilmektedir.

 

    Bizim toplumumuzda sanatçı sayısı azdır, eser üretimi durmaya yakındır. Anadolu’da küçük yaşlarda sazı eline alıp hislerini nağmeye döken âşıkların da sayısı azalmaktadır. Günümüzde halk müziğinin devleri âşıklardan, sanat müziğinin üstatlarından, pek ilgi duymasam da arabesk müziğin atalarından ortaya konulmuş anıt eserlerimiz vardır. 

    Müzik kültürü ve icra yeteneği olmayan, 3-5 parçasıyla ve kerameti kendinden menkul sanatçı (!) geçinen insanlar, bu eserleri çok farklı şekilde söylemek suretiyle ruhuna, partisyonuna, enstrüman anlayışına el atma cesaretini gösterebilmektedirler. Buna nasıl çare bulunabilir? Elbette günümüzün dev sanatçılarının görüşlerini bir platformda dile getirerek…

  

    Şiir yazmanın kolay bir şey olduğunu söyleyenlere edebî birkaç mısra yazmaya çalışmalarını, heykelin neye benzediğini soranlara çamurdan şekiller yapmalarını, bir tablodaki kompozisyonu küçük görenleri resim yapmaya ve çeşit boyalardan bir tonu ayarlatmaya yöneltmek gerektiğini hatta tenis oynamanın kolay olduğunu söyleyenin eline raket vererek izlemek gerektiğini düşünürüm, yapanların anlayabilmesi için… Nasıl ki, düşen birisi kendisinin anlaşılması için damdan düşen birisinin yanında olmasını isterse…  

 

    Eskimek güzeldir, eksilmedikçe! (Nazım Hikmet)

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam