Dört yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nda çeşitli askeri başarısızlıklarla karşı karşıya kalan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı’nın Ukrayna’ya askeri desteğini artırmasıyla birlikte sık sık nükleer söyleme başvurması dikkat çekicidir.
Ukrayna Savaşı’nın devam ettiği şu dönemde Rusya, NATO ile bir gerilim yaşamaktadır. Washington ile nükleer silahların kontrolüne ilişkin çıkmaz sürerken Rusya ve Belarus nükleer tatbikat düzenlemiştir.
Hatırlarsanız geçtiğimiz yılda Rusya, nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip yeni hipersonik füzesi Oreşnik’i tanıtmış ve Belarus’a konuşlandırma faaliyetleri karşısında Batı ittifakıyla rekabet tansiyonu daha da yükseltmişti.
Belarus Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Tatbikat kapsamında, Rus tarafıyla iş birliği içinde nükleer mühimmatın sevkiyatı ve kullanımına hazırlık konularının uygulanması planlanıyor. Yapılacak olan planlı tatbikatta üçüncü ülkelerin hedef alınmadığı ve bölgesel güvenlik açısından tehdit oluşturmadığı, tatbikata hava kuvvetleri ile füze birliklerinin katılacağı” belirtilmiştir.
Doğu Avrupa’da denize kıyısı bulunmayan Belarus, 30 yılı aşkın süredir Putin’in yakın müttefiki Aleksandr Lukaşenko tarafından yönetiliyor ve ekonomik ile askeri açıdan büyük ölçüde Moskova’ya bağımlı durumda
Ukrayna’ya yönelik tehdit
AB, bu gelişmeleri yakından takip ederek kendisine yönelik bir tehdit olduğunu sezerken Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy de, geçtiğimiz hafta kuzeyde Belarus sınırındaki birliklere takviye yapılması talimatını vermiş, Moskova’nın Belarus üzerinden yeni bir saldırı hazırlığında olduğunu öne sürmüştü.
Zelensky, Rusya’nın 2022’deki geniş çaplı işgal girişiminde Belarus’u bir sıçrama tahtası olarak kullandığını hatırlatarak, Moskova’nın müttefikini savaşa daha derin şekilde çekmek istediğini ifade etti.
Zelensky, Genelkurmay Başkanlığı ve ilgili ünitelerin yetkilileriyle bir toplantı yapmış ve, “Rusya, özellikle Belarus topraklarından güney ve kuzey yönlerinde operasyon planlarını değerlendiriyor. Bu planlar ya Ukrayna’da Çernihiv-Kiev hattına ya da NATO ülkelerinden birine yönelik olabilir” demiştir.
Kremlin ise Zelensky’nin iddialarını “gerilimi daha da körükleme girişimi” olarak nitelendirmiş ve reddetmiştir. Oysa Moskova, daha önce nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip kıtalararası balistik füze Sarmat’ı test etmişti. Bu gelişme, Rusya ile ABD’nin nükleer cephaneliklerini sınırlayan son anlaşmanın sona ermesinden aylar sonra ortaya çıkmıştır. Böylece şubat ayında Yeni START Anlaşması’nın sona ermesiyle, dünyanın en büyük iki nükleer gücü üzerindeki birçok kısıtlama da resmen ortadan kalkmıştır.
Düşünceler
NATO müttefiki olan Türkiye’nin nükleer bir savaşa hazırlık durumunu ve seviyesini bilemem, ama konvansiyonel bir savaşta bile AB ülkeleri PATRİOT füzelerini Türkiye’ye vermekte tereddüt etmişler ve kısa süre sonra da söküp götürmüşlerdir. İşin askeri yönüne fazla girmeden sivil cenahın ne yaptığına veya neleri yapmadığına bir bakalım.
Sığınaklar
Sığınaklar, dışarıdaki radyasyon seviyesini minimuma indirmek amacıyla kalın beton ve toprakla izole edilmiş kapalı alanlardır. Nükleer saldırı anında sığınaklar, patlamanın ani ısı, ışınım ve basınç etkisinden ve sonrasında havaya yayılan ölümcül radyoaktif serpintiden (radyasyonlu toz) korunmak için hayati öneme sahiptir.
En kritik hayatta kalma detayları şunlardır:
Korunmada hassasiyetler
Serpinti Tehlikesi: Nükleer patlamadan sonraki ilk dakikalar ve saatler içinde gökyüzüne savrulan radyoaktif tozlar rüzgârla geniş alanlara dağılır.
Zamanlama: Sığınakların ana amacı, radyasyon seviyesinin doğal olarak en hızlı düştüğü kritik ilk 24-48 saatlik sürede (radyoaktif bozunma süreci) sizi bu dış etkenlerden uzak tutmaktır.
Sığınak Çeşitleri
Özel Serpinti Sığınakları: Nükleer, kimyasal ve biyolojik saldırılara karşı özel olarak tasarlanıp inşa edilmiş, kendi havalandırma (filtreleme) sistemleri olan korunaklı alanlardır.
Doğal ve Güçlü Yapılar: Sivil savunma sığınağı bulunmayan durumlarda; kalın beton veya tuğla yapıların penceresiz kısımları, bodrum katları veya metro istasyonları gibi yer altı yapıları geçici birer serpinti sığınağı görevi görebilir.
İlk Uyarı ve Patlama: Siren duyulduğunda veya gökyüzünde parlak bir flaş görüldüğünde asla doğrudan ışığa bakılmamalı, derhal yerin altına ya da en yakın dayanıklı binanın ortasına /bodrumuna inilmelidir.
Dışarıda Yakalanırsanız: Sığınak bulunamıyorsa, yere yüzüstü yatılarak baş ve boyun bölgesi korunmalı, vücudun mümkün olduğunca az kısmı açıkta bırakılmalıdır.
Sığınak Kuralları: Sığınağa girdikten sonra dışarıdaki kirli havanın içeri girmesini önlemek için kapı ve pencereler sıkıca kapatılmalı (veya varsa sığınak havalandırma sistemi çalıştırılmalıdır).
Dünya genelinde bu tür tehditlere karşı devlet politikası olarak inşa edilen yapılar bulunur.
İsviçre’de nükleer sığınaklar
8,8 milyonluk nüfusuyla İsviçre, dünyada kişi başına en fazla nükleer sığınağa sahip ülkedir. 370 binden fazla nükleer sığınağı var. Son rakamlar, sığınak sayısının aslında nüfustan fazla olduğunu gösteriyor. 1963 tarihli bir yasa, yabancılar ve mülteciler de dahil olmak üzere tüm vatandaşların, kendi ülkelerinde veya komşu bir ülkede savaş veya nükleer felaket durumunda güvenli bir yere sahip olmasını garanti altına alıyor.
Bu alan kişi başına en az bir metrekare olmak zorunda. Dahası evlerinden en fazla 30 dakika yürüyüş mesafesinde olmalı. Dağlık alanlarda bu süre 60 dakikaya çıkabiliyor.
Kısa mesafeler, yalnızca ülkenin büyüklüğünden değil, aynı zamanda apartman sahiplerinin tüm evlerin altlarına sığınak inşa etmek zorunda olmalarından da kaynaklanıyor.
Nükleer güç mukayesesine girmeden önce sığınaklarla ilgili hazırlıkları yapıyor muyuz? Belediyeler inşaata ruhsat verirken sığınak yerini koşul olarak öne sürüyorlar mı? Dekontaminasyon merkezleri görev yapacak durumda mıdır? Hastaneler bir nükleer saldırıya karşı ne durumdadır?