Yarbay Çumura
Japon gemisi ve mürettebatını esir almanın uluslararası yeni bir krize yol açacağını bilen Yunan hükümeti böyle bir şeye cesaret edemese de gayri insani yollara başvurmaktan çekinmez.
Yunanlar hem Türkleri hem Japonları yıldırmak için gemiye erzak vermezler. Ne var ki, ne Türklerde ne de Japonlarda yılgınlıktan eser vardır. Yarbay Çumura “Çok ümitliyim Yunanlılar sizleri elimizden kolay kolay alamayacaklardır.” diye ümit tazelemektedir.
Türk esirlerin Japon Yarbay’a güvenleri tamdır. Halil Ataman; “…umudumu kırmıyorum. Japonlar ayak direyecek ve bizleri Yunanlara vermeyecekler” diyerek Yarbay Çumura’ya güvenlerini belirtmektedir. Bu kuvvetli ruh halinin, her geçen gün biraz daha ağırlaşan gemi şartlarında ne kadar daha süreceği belirsizdir.
Pire’de Türk esirlerin zorla tutulmasının üzerinden 5 ay geçmiştir. Japonlar, Türkiye’ye götürmek üzere aldıkları esirleri İstanbul’a ulaştırmak için direnç gösterirken, Yunanlar Heymeymoro vapurunun Pire’den ayrılmasına izin vermezler. Japonlar bu sıkıntılı sürece ve ağır gemi şartlarına dayanamamış, geminin ikinci kaptanı da dâhil çoğu hastalanıp Yunan hastanelerine kaldırılmıştır.
Milletler Cemiyeti durum incelemesi yapar
Türk esirleri, Milletler Cemiyetine başvuruda bulunarak Heymeymoro’yu incelemek üzere bir sağlık heyetinin gemiye gönderilmesini sağlarlar. 1 Ağustos 1921’de incelemelere başlayan heyet üyeleri, gördükleri manzara karşısında şaşkına döner ve üzüntülerini gizleyemezler.
Muayeneler sonucunda malul sayılan 395 kişi, 6 Ağustos 1921’de, önceden büyük baş hayvan taşımak için kullanılan Olympos vapuru ile İstanbul’a gönderilir. 13 Nisan 1921’den beri Pire’de tutulan Türk esirlerinin tarafsız bir ülke arazisine yollanmasına karar verilir. Varılan anlaşmaya göre sevk, iskân ve iaşe masraflarını Osmanlı hükümeti karşılayacak ve Türk kafilesi Türk– Yunan Harbi sonuna kadar İtalya’nın Asinara Adası’nda misafir edilecektir.
İtalya Asinara Adası
Heymeymoro taşıdığı 620 Türk esiriyle 13 Ekim 1921’de Pire’den ayrılarak 17 Ekim 1921 tarihinde Sardunya Adası’nın Porto Torrres limanına varır. Asinara Adası’na gitmek üzere Japonya’nın Roma Askeri Ataşesi bizzat Asinara Adası’na gelerek Türklere ne kadar değer verdiğini gösterir.
18 Ekim sabahı Asinara Adası’na varan Türk esirleri derme çatma bir iskeleden karaya çıkarlar. Viladivostok’tan beri esir Türk gazilerinin kaptanlıklarını yapan, Türkleri Yunanlara Teslim Etmeyen Yarbay Çumura kader arkadaşlarına hüzünlü bir veda konuşması yapar;
“Arkadaşlar sizi, siz Türkleri tanımış olmak benim için hayatım boyunca taşıyacağım çok canlı ve daima yaşayan bir şeref ve iftihar vesilesi olacaktır. Siz Türkleri tanımış olma fırsatına nail olduğum için çok bahtiyarım. Sizlerde çok üstün bir seciye (ahlak) ve karakter, aynı zamanda fazilet gördüm. Bu söylediklerim bilmüşahade (gözlemlerime dayanarak) duygularımın kendisidir.
İşte bu görüşüm bana şu gerçekleri söyletiyor: Sizler insanlığın öğüneceği bir üstün insansınız. Bütün iyi ve en iyi vasıflar sizdedir. Sizle büyük şayanı hürmet bir milletin çocukları olduğunuzu fiilen ispat ettiniz. Bu gerçeğin yegâne şahidi benim. Sizlerle geçirdiğim tam sekiz aylık süre, bana çok kıymetli hayati mevzular öğretti.
Şimdi burada sizleri müjdelemek değil, olanı ve yarınlarda olacağı söylemek istiyorum: Yaşamak, var olmak sizin ve siz ayardakilerin hakkıdır. En şayanı hürmet, kendine inanılır, güvenilir, en yüksek ahlaka sahip, yaşamaya en çok layık olan bir milletsiziniz. Bugün memleketinizin giriştiği mücadele, zaferle sona erecektir. Çünkü var olmak ve yaşamak isteyen sizsiniz; Türk milletidir. Yakından gördüğüm kaypak ve kahpe milletler size dem vuramaz. Parlak yarınlar sizindir. Sizler sevdiğiniz vatanınıza götüremediğim için çok üzgünüm ve müteessirim. Çünkü sizleri bu ıssız, insansız, vahşi ve kötü görünüşlü bir yere indirdik. Umarım, bu yerden de kurtulursunuz. Şimdi en iyi dileklerimle hepinizi selamlarım. (Devam edecek)
(Halil Ataman, Esaret Yılları,281-282. Türkleri Yunanlara Teslim Etmeyen Yarbay Çumura)
Japon Yarbay Çumura (Yukichi Tsumura)