SON DAKİKA
reklam
reklam

Japon Yarbay Çumura -IV - (Yukichi Tsumura)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Haziran 2026, Pazartesi - 11:50   Okunma Sayısı:

Asinara Adası’na yerleşen Türk esirler

    Sibirya’nın soğuğunda esir kamplarında açlık ve her türlü sefaletin içinde ölüm kalım savaşı veren Türk esirlerini Asinara Adası’nda da sıcak, susuzluk, hastalık ve kötü yaşam şartları bekliyordu. İtalyanların ağır suçlular için sürgün ve salgın hastalıklar için de karantina merkezi olarak kullandıkları bu adada yetişen sebze, meyve et ve süt ürünleri ülkeye sokulmuyordu.

    Denizde köpek balıkları, karada ise zehirli yılanlarla kuşatılan esir gazilerimiz buraya sekiz ay kadar katlanmak zorundaydılar. Ne yazık ki bazıları vatan toprağının kokusunu alacak kadar memlekete yaklaşmalarına rağmen yılan sokması ve hastalık yüzünden Asinara Adası’nda şahadet şerbetini içmiş, adaya defnedilmiştir.

    Milletler Cemiyeti, Türk Kızılay’ının çalışmalarıyla 19 Haziran 1922’de Ümit vapuruyla İstanbul’a doğru seyre çıkmıştır. 25 Haziran 1922’de yedi buçuk yıllık esaret hayatı bitmiş, sırada fazlası ile özgürlüğü anavatanda kucaklamak kalmıştı.

    Yarbay Yukichi Çumura (Japonca: 津村諭吉), bilinen adıyla Yarbay Çumura veya Yarbay Çumura, Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetlerinde görev yapmış bir deniz subayıdır. Ancak onu unutulmaz kılan, 1921 yılında 1012 Türk savaş tutsağını İstanbul hükümetine teslim etmekle görevli Heimei-maru gemisinin komutanı olarak gösterdiği insanüstü cesaret ve insanlıktır. Bu olay, Türk-Japon dostluğunun en önemli simgelerinden biri haline gelmiştir. İşte bu kahramanlık hikayesinin tüm detayları:

 

Heimei-maru Olayının Arka Planı

    I. Dünya Savaşı sırasında, Rus Çarlığı tarafından esir alınan 1012 Türk askeri ve aileleri, Sibirya’daki esir kamplarında tutuluyordu. 1918 yılında, Rus İç Savaşı sırasında Beyaz Ordu’ya destek vermek amacıyla bölgeyi işgal eden Japon İmparatorluk Ordusu, bu Türk esirleri ele geçirdi.

1921 yılına gelindiğinde, diğer İtilaf Devletleri’nin böyle bir talebi olmamasına rağmen, Japon İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu’nun diplomatik ve ekonomik çabaları sonucu bu tutsakları İstanbul hükümetine teslim etme kararı aldı. Bu görev, Yarbay Yukichi Tsumura’ya verildi.

 

Heimei-maru Gemisi ve Yolculuk

1921 Şubat ayının sonunda, Heimei-maru gemisi Vladivostok’tan yola çıktı. Gemide, 1012 Türk esir ve onların aileleri bulunuyordu. Yarbay Tsumura, bu insanları güvenli bir şekilde İstanbul’a ulaştırmakla görevliydi.

En iyi tatil paketleri

Gemi, 3 Nisan 1921’de Süveyş Kanalı’nı geçerek Akdeniz’e ulaştı. Ancak 5 Nisan’da, Çanakkale Boğazı’na girmek üzereyken, Midilli Adası açıklarında Yunanistan Krallığı donanması tarafından durduruldu. Yunanistan, Anadolu’da devam eden Türk Kurtuluş Savaşı’nı gerekçe göstererek, Türk esirlerin İstanbul hükümetine teslim edilmesine izin veremeyeceklerini bildirdi. Yunan donanması, Yarbay Tsumura’dan Türk tutsakların Yunanistan’a teslim edilmesini istedi.

    Yarbay Tsumura, bu talepleri şiddetle reddetti. Tutsakların Japon İmparatorluğu himayesinde olduğunu ve onları teslim etmeyeceğini defalarca tekrarladı. Bu direniş, Yunanistan’ın gemiyi Pire Limanı’na çekmesine ve 6 ay boyunca limanda tutmasına neden oldu.

 

Limanda Geçen 6 Ay: İnsanlık Krizi

Pire Limanı’nda bekletilen Heimei-maru gemisi, erzak ve temel ihtiyaçlar açısından büyük bir sıkıntı yaşadı. Gemideki 1012 Türk esir ve Japon mürettebat, zorlu koşullarda hayatta kalmak için mücadele verdi.

Bu süreçte, Milletler Cemiyeti devreye girdi ve gemideki 395 kadın ve çocuğun serbest bırakılmasını talep etti. Yunanistan, bu talebi kabul etti ve kadınlar ile çocuklar, Olympos adlı bir Yunan gemisiyle İstanbul’a gönderildi

Japonya, Yunanistan’la yaptığı diplomatik görüşmelerde geminin serbest bırakılmasını sağlayamadı. İtilaf Devletleri’nin kurucu üyeleri olan Britanya İmparatorluğu ve Fransa’ya yapılan başvurular da sonuçsuz kaldı. Sonunda, İtalya’nın arabuluculuğuyla bir anlaşmaya varıldı. Yunanistan, gemiyi serbest bırakmayı kabul etti, ancak tutsaklar İstanbul Hükümeti’ne değil, İtalya’ya teslim edilecekti. Türk esirler, İtalya’nın Asinara Adası’ndaki bir esir kampına yerleştirildi.

 

Türk Esirlerin Özgürlüğüne Kavuşması

    Tutsaklar, Asinara Adası’nda 7 ay boyunca tutuldu. Bu süreçte, İstanbul hükümeti, İtilaf Devletleri’ne “Esirlerin orduya katılmayacağı” teminatını verdi. Mayıs 1922’de, Ümit adlı bir Türk gemisi, Asinara Adası’na ulaştı ve Türk esirleri İstanbul’a getirdi.

    Yarbay Yukichi Tsumura, Yunanistan’ın yoğun baskılarına rağmen Türk esirleri teslim etmeyerek, insanlık tarihine unutulmaz bir kahramanlık örneği bıraktı. Onun bu davranışı, Türk kamuoyunda büyük bir minnetle karşılandı.

Beykoz’da Bir Cadde: İstanbul’un Beykoz ilçesinde, Yarbay Tsumura’nın adını taşıyan bir cadde bulunmaktadır. Tsumura’nın kahramanlığı, bir belgeselle ölümsüzleştirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sözleri: 2019 yılında Japonya’ya yaptığı resmi ziyarette, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yarbay Tsumura’nın kahramanlığının hiç unutulmayacağını ve Türk-Japon dostluğunun bir simgesi olacağını vurguladı.

 

Tarihi belgeler ve arşivler

    Birleşmiş Milletler Arşivleri: Milletler Cemiyeti’nden kalan belgelerde, “Türk esirleri taşıyan ve Yunanistan tarafından ablukaya alınan Japon gemisi” ifadesi yer alıyor.

    Japon Arşivleri: Türk esirlerin iadesi için ayrılan fonlara dair yazışmalar bulunuyor. Osmanlı hükümeti 48 bin pound, Japonya ise 57 bin 60 yen katkıda bulunmuş.

    İngiliz Belgeleri: Yunan askerlerin tutumu ve Japon gemisinin iadesiyle ilgili tahrif edilmiş belgeler incelenmiştir.

 

Olayın Tarihi Arka Planı

    Kafkas Cephesi: Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nda Kafkas cephesinde Ruslara karşı savaşırken çok sayıda esir verdi.

    Sibirya Kampları: Rusya, ele geçirdiği esirleri Sibirya’daki kamplara gönderdi.

Japonya’nın Rolü: Bolşevik İhtilali sonrası Japonya, Beyaz Ordu’ya destek vererek Sibirya’yı işgal etti ve Türk esirleri kurtardı.

 

Sonuç

    Yarbay Yukichi Tsumura’nın hikayesi, savaşın en karanlık günlerinde bile insanlığın nasıl parlayabileceğinin bir kanıtıdır. Onun cesareti ve insanlığı, Türk-Japon dostluğunu güçlendiren unutulmaz bir miras bırakmıştır. Bu hikâye, sadece bir askerin kahramanlığını değil, aynı zamanda iki milletin kalbinde yer eden bir dostluk öyküsünü anlatıyor.

(Kaynaklar: II. Dünya Savaşı tarihi, Türk-Japon ilişkileri, askeri arşivler, Birleşmiş Milletler belgeleri)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam