SON DAKİKA
reklam
reklam

Barışı sağlamak isteyenler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 16 Haziran 2026, Salı - 11:22   Okunma Sayısı:

 

Ya barıştan yana değilsiniz ya da silahlanmaya karşı değilsiniz. Bence ikisinden de yanasınız, çünkü dünyada nükleer silahlara sahip ABD, Rusya, Kuzey Kore, Çin, Fransa, İngiltere, Hindistan, Pakistan ve İsrail'in  nükleer silahlarını modernize etme ve cephanelerini arttırma yarışı hız kesmiyor.

Bazı ülkeler konvansiyonel silahlarda sınırlama çalışmalarını sürdürürken bazıları kıtalararası füzeler imal etmekte, bunları kendileri için tehdit gören bazı ülkeler de nükleer silahlarda yeni gelişmelerin peşine düşmüşlerdir.

    ABD'nin Sovyet Rusya ile 1991'de ve Rusya Federasyonu ile 1993'te imzaladığı Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşmalarının (START 1 ve START 2) uzantısı niteliğindeki New START anlaşması, 2010 yılında imzalanmıştı. Washington ile Moskova arasında yürürlükteki son nükleer anlaşma, uzun menzilli nükleer silah başlıklarına ve füzelere kısıtlama getiriyordu.

Rusya, geçen yıl süresi dolan anlaşmanın yükümlülüklerine 1 yıl daha uyacağını açıklamıştı. Anlaşmaya ilave süre de 5 Şubat 2026 günü dolmuştu.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla Rusya 5 bin 459, ABD 5 bin 177 nükleer savaş başlığı ile en fazla nükleer silaha sahip iki ülke olurken Çin'in savaş başlığı sayısının 600'ün biraz üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.

Sözler ve rakamlar böyleyken nükleer silah kapasitelerinde yeni bir sınırsızlanma dönemi başlamış, ABD'nin nükleer silahlarını bazı yeni Avrupa ülkelerine konuşlandırma planları ve Kuzey Kore'nin nükleer tesis kapasitesini artırma hamleleri öne çıkmıştır.

 

Güç dengeleri ne yönde?

    ABD ile Rusya arasında nükleer silahların büyüklüğünü ve statüsünü sınırlayan son anlaşmanın süresi dolmuş ve uzatılmamıştır. Bu durum, her iki süper gücün nükleer silah sistemlerinde öngörülebilirlik döneminin sonunu işaret etmektedir.

    NATO müttefikleri savunma bütçelerini artırırken, ABD'nin nükleer varlığını konvansiyonel kuvvetlerin çekildiği Avrupa ülkelerine (Polonya ve Baltık ülkeleri) yayma planları gündemdeki yerini korumaktadır.

    Kuzey Kore yönetimi, uranyum zenginleştirme kapasitesini ve nükleer silah üretimini "katlanarak" artırma yönündeki iddialı planlarını sürdürmekte ve yeni nükleer materyal tesislerini faaliyete geçirmektedir.

    İsrail nükleer faaliyetlerini büyük bir gizlilik içinde sürdürmektedir. 

ABD ve Rusya halihazırda 5.000'in üzerinde nükleer savaş başlığına sahipken, Çin'in nükleer modernizasyonu ile 2030 yılına kadar elindeki nükleer başlık sayısını bine çıkaracağı tahmin edilmektedir.

 

Nükleer silahların imha edilmesi

    Nükleer Silahların İmha Edilmesi Koalisyonu (ICAN) tarafından Cenevre'de açıklanan raporda  nükleer güçlerin, nükleer cephanelerini modernize etmek ve güçlendirmek için geçtiğimiz yıl harcamalarını dikkat çekici bir oranda artırdıkları belirtilmiştir.

ICAN raporuna göre nükleer güç olan 2024'te nükleer silahlar için harcamaları yüzde 11 oranında artarak 100 milyar 200 milyon dolara ulaşmıştır.

 

5 yılda yüzde 47'den fazla artış

    Bu artışın nükleer silahların modernizasyonu ve nükleer silah cephaneliğinin güçlendirilmesi için yapılan yatırımları yansıttığı belirtilmektedir.

    Beş yıl önce nükleer güçlerin nükleer silahlara toplam harcaması 68 milyar dolar tutarında olduğu, son beş yılda nükleer silahlara yapılan harcamaların yüzde 47'den fazla artmış olması dikkat çekicidir.

ABD, 2024'te 56 milyar 800 milyon dolara ulaşan tutar ile nükleer silahlara diğer tüm ülkelerin toplamından daha fazla harcama yapan ülke oldu. ABD'yi, 12 milyar 500 milyon dolar ile Çin, 10 milyar 400 milyon dolar ile İngiltere izlemiştir

.

BM bütçesinin 28 katı

    Raporda, "Nükleer silaha sahip ülkelerin 2024'te nükleer silah geliştirmek ve bunları muhafaza etmek için harcadıkları para, neredeyse Birleşmiş Milletler bütçesinin 28 katına eşit" tespitine yer verilmiştir. Bu verileri açıklayan ICAN, küresel çapta nükleer silahsızlanma için mücadele sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu bir koalisyondur. Bu başarısından dolayı 2017'de Nobel Barış Ödülü'nü layık görülmüştü.

ICAN'ın politika ve araştırma koordinatörü Alicia Sanders-Zakre, özellikle İngiltere ve Fransa'daki harcama artışının Ukrayna'daki savaş ve artan gerginliklerle ilişkili olabileceğini belirtmiştir. Sanders-Zakre "İngiltere ve Fransa'daki harcama artışında, en azından siyasi liderlerin söylemlerinde, Ukrayna'daki devam eden savaşa ve gerginliklere atıfta bulunulduğunu gördük ve bu bir rol oynuyor olabilir" demiştir.

 

Sonuç

    İngiltere ve NATO'daki diğer müttefikler artık Rusya'yı Avrupa için en önemli tehdit olarak görmektedir. Almanya gibi pek çok ülke savunma harcamalarını devasa boyutta artırarak silahlanmaya hız veren planlarını da uygulamaya başlamıştır. Türkiye’de bu yarışta yerini almalıdır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam