Bir devletin bağımsızlığı, egemenliği ve vatandaşlarına sunduğu refah, doğrudan bütçesinin gücüyle ölçülür.
Hazinesi güçlü olmayan bir devletin, ekonomik veya siyasi alanda kalıcı bir güç sergilemesi mümkün değildir.
Ekonomide başarı, keyfi kararlarla değil, kurallarla gelir.
Bağımsız bir Mali Konsey tarafından denetlenen ve yasal güvenceye alınan bir Mali Kural mekanizması, devletin bütçe yaparken sınırlarını bilmesini sağlar.
Bu noktada küresel olarak kabul görmüş en güçlü çıpa Maastricht Kriterleridir.
Gelişmiş Avrupa ekonomilerinin temelini oluşturan bu kurallara göre; bir ülkenin bütçe açığı milli gelirinin %3’ünü, toplam kamu borcu ise %60’ını aşmamalıdır.
Bu kriterleri benimsemek, sadece teknik bir disiplin sağlamaz; aynı zamanda dünyaya "Biz parayı nereye, nasıl harcayacağımızı biliyoruz ve kurallara uyuyoruz" mesajı veren çok güçlü bir siyasi ve ekonomik sinyaldir.
Devletin topladığı vergilerin harcandığı en büyük alanlardan biri kamu ihaleleridir.
Bu ihalelerin kapalı kapılar ardında değil; tam bir şeffaflık ve rekabet içinde yapılması gerekir.
Gelişmiş dünyada, örneğin kamu harcamalarının dijitalleştiği Kuzey Avrupa ülkelerinde, her bir kuruşun nereye harcandığı vatandaşlar ve denetçiler tarafından anlık olarak izlenebilir.
İhalelerde tam rekabet sağlandığında, devlet aynı işi çok daha kaliteli ve çok daha ucuza yaptırır.
Bu da bütçedeki israfın önünü keserek hazineyi doğrudan güçlendirir.
Sosyal güvenlik sistemimizin en büyük yapısal sorunu, sağlık harcamaları ile emeklilik fonlarının aynı çuvala konulmasıdır.
Bu iki alan tamamen farklı dinamiklere sahiptir ve acilen birbirinden ayrılmalıdır.
Sağlık sistemi, bugünün ihtiyaçlarını ve anlık harcamalarını kapsar.
Emeklilik sistemi ise vatandaşın gelecekteki güvencesidir; uzun vadeli bir birikim ve yatırım yönetimi gerektirir.
Almanya gibi sosyal güvenlik mimarisi güçlü ülkelerde bu yapılar tamamen ayrı fonlar olarak yönetilir.
Sağlık için toplanan prim sağlık sistemine, emeklilik için biriken para ise sadece gelecekteki maaşlara harcanır.
Bu ayrım yapıldığında, sağlık sistemindeki anlık bir kriz emeklinin geleceğini tehdit edemez; bütçede hangi alanın açık verdiği net olarak görülür ve doğru müdahale yapılabilir.
Özetle;
Mali kural ile öngörülebilirlik sağlayan, ihalelerini şeffaf kılan ve sosyal güvenliğini akılcı bir mimariyle ayıran bir devlet, hazinesini doldurur.
Güçlü bir hazine ise güçlü bir geleceğin tek teminatıdır.