SON DAKİKA
reklam
reklam

Serbest çalışma

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 21 Haziran 2026, Pazar - 12:01   Okunma Sayısı:

 

Günün hayhuyundan

Hadi biraz çalışalım

***Hasret ile haslet arasındaki fark

***Sinemaki, limaki (ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe) somaki (somaki ile Somali arasındaki fark)

***Nesafet (Hakkaniyet, adalet, hak duygusu) ile nefaset (Nefis, kaliteli üstün değerli olma durumu) arasındaki fark

***Suflî (aşağı, aşağılık, bayağı, adi) ile Sufi (Allah’ın rızasına ulaşmak isteyen kişi) arasındaki fark

***Suflör ile Sufyöz arasındaki fark

***Zehir ile zahir (Dış yüz, dış görünmüş, belli olan) arasındaki fark nedir

 

II. Dünya Savaşı, Hitler’in astroloji tutkusu nedeniyle çıktı

Adolf Hitler’in astrolojiye olan ilgisi pek çok kişi tarafından bilinir, ama bu ilginin 2. Dünya Savaşı’nın kaderini nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Chicago Tribune’ün Berlin muhabiri Sigrid Schultz, Hitler’in astrologlarıyla ilgili bir haber yaparken, Almanya ve Sovyetler Birliği’nin gizlice bir saldırmazlık paktı imzalayacağını öğrenmiş.

 Schultz, astrologların Hitler’e sürekli “yıldızlar senin lehine” mesajı verdiğini, bu bilgilerin Almanya’nın içindeki diğer kaynaklarla da örtüştüğünü keşfetmiş. Böylece Schultz, tarihe geçen en büyük haberlerinden birini patlatmış…Bu sırada Alman-Sovyet saldırmazlık paktı, yani Molotov-Ribbentrop Anlaşması, imzalanmak üzereymiş!

Hitler, astrologlarının verdiği “mükemmel” burç yorumlarıyla cesaretlenerek 1 Eylül 1939’da Polonya’yı işgale başlamış, 2. Dünya Savaşı’nı başlatmıştır. Belli ki Hitler’in astroloji tutkusunun bedelini tüm dünya ödemiştir…

 

İskender’in hastalığı

    Ünlü isimlerden son olarak Büyük İskender 6 gün boyunca felç geçirmesine neden olan nadir bir hastalığa yakalanmıştır. Kasları o kadar felç olmuştu ki, doktorlar nefes alamadığını ve öldüğünü duyurmuşlar. Yani İskender’in canlı canlı gömülmüş olma ihtimali var.

Tarihte sadece ünlü isimler yanlış veya eksik anlatılmıyor. Bazı olaylarda aynı ünlü kişilerin hikayeleri gibi yanlış, eksik veya hiç anlatılmıyor

 

Can yakmak

    Tarihte sadece eğlenmek için hayvanların canının yakıldığı bir dönem vardı. Fox Tossing (tilki savurma), 17. ve 18. yüzyıllarda başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın birçok yerinde popülerlik kazanan rekabetçi bir kan sporuydu. Canlı tilkileri ve diğer hayvanları havaya fırlatmayı içeriyordu.

 

Kutsal hayvanlar

    Günümüze kadar çok sayıda tanrıya inanılmış çok sayıda hayvan kutsal sayılmıştır. MÖ 300’de Maya kültüründe hindilere tapınılıyordu ve en kutsal ritüellerin bir parçasıydı.

Tarihte şu ana kıyasla tiksindirici sayılacak birçok farklı uygulama vardır: Örneğin Antik Roma’da iyi temizleme özelliği nedeniyle idrarın gargara olarak kullanılması yaygındı. Hem insan hem de hayvan idrarı, temizleyici bir madde görevi gören amonyak içerir, bu nedenle dişleri beyazlatır.

 

Ölü ile fotoğraf

Viktorya döneminin bir diğer ilginç yanı ise, insanlar hatıra olarak saklamak için ölü akrabalarının gerçekçi pozisyonlarda fotoğraflarını çekerlerdi. Bu tarihi geleneğe, ölüm sonrası fotoğrafçılık adını verdiler. Çeşitli kültürler bu geleneği takip etse de çoğunlukla Avrupa ve Amerika’da uygulandı.

 

Ölünün yargılanması

    Orta Çağ’da Papa Formosus öldükten sonra cesedi mezardan çıkarılarak mahkemeye çıkarılmıştır. “Ceset Mahkemesi” olarak bu olayda, ölü bir beden yargılanmış ve suçlu ilan edilmiştir.

 

Osmanlı dönemine ait bir anlatı

    Osmanlı döneminde padişahın huzuruna çıkamayanlar, gördükleri haksızlık karşısındaki şikayetlerini dile getirebilmek adına son bilinen bir çareye başvuruyorlardı: Ateş dilekçesi…

Şikâyeti olanlar padişahın sahil saraylarını gözlemliyor ve sultanın pencerede oturmasını kolluyorlardı. 

    Sultan pencereye çıktığı anda hemen bir kayıkla denize açılan bu kişiler, içinde saman, talaş bulunan bir kabı taş üstüne koyup tutuşturuyorlardı. Bu, "Padişahım, her taraftan gördüğüm haksızlık ve zulümle artık başımda ateş yanıyor. Son ümidim sendedir, sana sığınıyorum, fakat beni senin yanına almıyorlar" anlamına gelmekteydi.

    Bunu gören padişah derhal şikâyetçiyi yanına çağırır, dinler ve icap eden emirleri verirdi. Osmanlı'da bu duruma ateş dilekçesi anlamına gelen "ateş istidası" adı verilirdi. Ateş istidası Naima Tarihi'nde de geçmektedir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam