SON DAKİKA
reklam
reklam

NATO ve AB’de çatlaklar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 27 Haziran 2026, Cumartesi - 14:49   Okunma Sayısı:

 

NATO’da çalkalanma

***Karadeniz’deki Rus donanması ağır bir darbe aldı

***Suriye’de Moskova’nın eski müttefiki Beşar Esad yönetimi bıraktı ve Rusya’ya kaçtı.

***Kafkasya'da Ermenistan'ın demokratik hükümeti Rusya'dan uzaklaşarak Türkiye ile normalleşme sürecini ilerletiyor. 

***Türkiye’nin Afrika’da yer edinmesi karşısında zayıf kalan Rusya, kankalığa son vererek    Türkiye’ye karşı biraz mesafeli davranmaya başlamıştır. NATO, bu gelişmeler karşısında duyarlı davranamamış, Özellikle de ABD Başkanı Trump’ın NATO ülkelerine yönelik açıklamaları NATO’da büyük bir sarsıntı yaratmıştı. 

 

AB’de durum

Şimdi ise, İsrail olayları AB’de çalkalanma yaratmıştır. 

    AB Komisyonu, İsrail'in Gazze'deki soykırımı karşısında uzun süre sessiz kalmakla eleştirilmesinin ardından bazı üye ülkelerden gelen talepler üzerine Kasım 2025'te İsrail ile Ortaklık Anlaşması'nın bazı bölümlerinin askıya alınmasını ve İsrail hükümetindeki "aşırı sağcı bakanlara" yaptırım uygulanmasını önermişti. Ancak bu adımlar, üye ülkeler arasında oy birliği sağlanamadığı için hayata geçirilememiş ve ateşkesin ardından dosya fiilen dondurulmuştu.

***"Almanya, nisan ayında AB-İsrail ticaret anlaşmasının askıya alınmasını engellemiştir.

***Almanya, özellikle "Küresel Güney ülkeleri" ile ilişkilerinde bunun etkilerini hissetmiş, ağır diplomatik maliyetler içine düştüğünü sezmiştir. 

 

Fransa-GKRY ittifakı

AB’nin problemli çocuğu Fransa (!) da bir başına hareket etmeye devam etmektedir. Kıbrıs Adası’nda GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) ile garantörlük anlaşmasına aykırı hareket etmiş, Ada’ya daimî olarak yerleşmek üzere Rum yönetiminin Türkiye’ye karşı ittifak arayışının bir parçası olmuştur. 

    Macron, nisan ayındaki ziyaretinde Fransa ve Kıbrıs'ın "Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki insani yardım operasyonları için" Fransız kuvvetlerine ev sahipliği yapmak için gerekli çerçeveyi oluşturmaya çalıştığını söylemiştir. Paris, insansız hava aracı saldırılarının ardından Kıbrıs'a savunma amaçlı askeri ekipman konuşlandıran ilk Avrupa ülkelerinden biridir.

    Kıbrıs ve Fransa arasındaki anlaşma 8 Haziran Pazartesi günü imzalanmıştır. Kıbrıs medyasında konu hakkında şu görüşler ileri sürülmüştür:

 

---Askeri koordinasyon ve birlikte çalışabilirlik,

---Savunma teknolojileri, tedarik ve sanayi bağlantıları, 

---Ortak tatbikatlar, stratejik diyalog ve personel değişimleri,

---Her iki ülkenin topraklarında faaliyet gösteren güçlere yönelik idari ve hukuki düzenlemeler…

    Türkiye ve Fransa NATO'nun iki önemli müttefiki olmalarına rağmen birçok uluslararası süreç ve jeopolitik gelişmede karşıt saflarda yer almaktadır.

 

Türkiye’nin tepkileri

    Türkiye, konuya şiddetle tepki göstermiş ve aşağıdaki hususları bir kez daha vurgulamak istemiştir:

    ---1960 Anlaşmaları sayesinde Kıbrıs Adası’nda ve Doğu Akdeniz’de bir hassas denge oluşturulmuş, bu denge ilgili ülkelerin garantörlük haklarıyla teminat altına alınmıştır.

    ---Fransa’nın GKRY ile yaptığı anlaşma Kıbrıs’la ilgili 1960 Anlaşmalarına aykırıdır.

    ---Fransa’nın, GKRY ile ikili bir Askeri Anlaşma imzalama cihetine gitmesi kaygı verici bir gelişmedir.

    ---GKRY, bu tür bir anlaşma yapmaya ehil ve yetkili değildir. GKRY’nin Kıbrıs Türklerini veya Ada’nın tümünü temsil etmediğini ve Kıbrıs Türkleri adına Ada’nın tümü için bu tür tasarruflarda bulunmaya yetkisi olmadığını hatırlatmak istemiştir.

    ---Anlaşma BM çözüm parametre ve çerçevesine ters düşmektedir.

    ---Bu anlaşma Rumların uzlaşmaz tutumlarını daha da pekiştirecek ve kapsamlı çözüm çabalarına ciddi zarar verecektir.

    ---Söz konusu anlaşma Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından herhangi bir sonuç doğurmaz.

---Son dönemdeki tutum ve eylemleriyle Kıbrıs sorununu giderek Doğu Akdeniz’e genişleten Rum Yönetimi bölge için istikrarsızlık kaynağı olmaya devam etmektedir.

 

Tarihin seyri

Garantörlük anlaşması da bir yana Osmanlı İmparatorluğu 1517 yılından beri Mısır’ı yönetiyordu. Yaklaşık üç asır sonra Napolyon Bonapart 1798 yılında Mısır’ı fethetti. Suriye’ye yöneldi. 1802 yılında Mısır tekrar Osmanlı İmparatorluğu’na geçti.

    Mısır Valisi Said Paşa’nın desteğiyle Fransız mühendis Ferdinand de Lesseps tarafından 1859-1869 yılları arasında Süveyş Kanalı projesi gerçekleştirilmiştir. Fransa, kanal nedeniyle İngiliz ticarî egemenliğini kırmak amacıyla Mısır’a olan ilgisini devam ettirmek istemiştir. 1882 yılında Mısır, Süveyş Kanalı'nın kontrolünü ele geçirmek ve sömürge yollarının güvenliğini sağlamak amacıyla İngiltere (Birleşik Krallık) tarafından işgal edilmiştir.

Fransa, Akdeniz egemenliğini sağlamak, Orta Doğu’yu hinterlandı olarak görmek düşüncesindedir. Bu amaçla I. Dünya Savaşı’ndan beri (1914-1918) Doğu Akdeniz’de etki alanı oluşturmak istemektedir.  Bu düşüncesini Irak’a yapılan Körfez Harekâtı’nda ve Suriye’nin hizaya getirilmesinde ABD’nin yanında yer almakla da göstermiştir.

Hırsını frenleyemeyen Fransa, bu kez de İngiltere’nin 1960 yılında imzalanan Kıbrıs Garantörlük Anlaşması’na kafayı takmış, GKRY’nin talebini bulunmaz nimet olarak görmüştür. Fransa ateşi söndürmek yerine Kıbrıs Adası’na benzin taşımıştır. BM bunu nasıl izah edecektir? Türkiye’nin eylemli bir tepkisine NATO nasıl balacaktır?

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam