SON DAKİKA
reklam
reklam

TÜRKİYE'NİN GÜNLÜK YAŞAM HARİTASI

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 27 Haziran 2026, Cumartesi - 14:11   Okunma Sayısı:

Her insanın günde eşit olan tek şeyi zamandır. Hepimizin 24 saati var. Kimimiz bu zamanı çalışarak, kimimiz çocuklarına bakarak, kimimiz televizyon karşısında, kimimiz ise sosyal medyada geçiriyoruz. Peki Türkiye'de insanlar günlerini nasıl değerlendiriyor? Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı Zaman Kullanım Araştırması, toplumun günlük yaşamına adeta ayna tuttu.

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, insanların gün içinde en fazla zamanı uykuya ayırması oldu. Türkiye'de 10 yaş ve üzerindeki kişiler günde ortalama 8 saat 55 dakika uyuyor. Hafta sonlarında ise bu süre yaklaşık yarım saat daha artıyor. Yoğun iş temposu ve okul hayatı nedeniyle hafta içinde eksik kalan uyku, hafta sonunda telafi edilmeye çalışılıyor.

Uykudan sonra en fazla zaman yemek yemeye ve kişisel bakıma ayrılıyor. Ardından çalışma hayatı ve ev işleri geliyor. Aslında bu tablo, insanların büyük bölümünün gününü temel ihtiyaçlarını karşılamak ve geçimini sağlamak için harcadığını gösteriyor.

Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise kadınlarla erkekler arasındaki zaman kullanımındaki büyük fark oldu.

Kadınlar, ev işleri ve aile bakımı için günde ortalama 4 saatten fazla zaman harcıyor. Erkeklerde ise bu süre sadece 58 dakika. Başka bir ifadeyle kadınlar, ev içindeki görünmeyen emeğe erkeklerden yaklaşık üç saat daha fazla zaman ayırıyor.

Üstelik çalışan kadınlar bile işten geldikten sonra ev işleriyle ilgilenmeye devam ediyor. Çalışan bir kadın günde ortalama 2 saat 38 dakikasını ev işleri ve aile bakımına ayırırken, çalışan erkeklerde bu süre sadece 47 dakika olarak ölçüldü.

Bu rakamlar, toplumda yıllardır konuşulan "çifte mesai" gerçeğini bir kez daha ortaya koyuyor. Kadınlar hem iş yerinde çalışıyor hem de evde ikinci bir mesaiye başlıyor. Bu görünmeyen emek çoğu zaman ekonomik hesaplara girmese de aile yaşamının ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri olmaya devam ediyor.

Çalışma hayatına bakıldığında ise erkeklerin iş için daha fazla zaman harcadığı görülüyor. Çalışan erkekler günde ortalama 6 saat çalışırken, çalışan kadınlarda bu süre yaklaşık 5 saate yaklaşıyor. Bunun önemli nedenlerinden biri kadınların daha fazla yarı zamanlı çalışma ya da ev sorumlulukları nedeniyle çalışma hayatına daha az süre ayırabilmesi olarak değerlendiriliyor.

Araştırmanın belki de en düşündürücü sonuçlarından biri ise spor alışkanlıkları oldu.

Türkiye'de insanlar spora günde ortalama sadece 12 dakika ayırıyor. Kadınlarda bu süre 9 dakika, erkeklerde ise 16 dakika. Sağlıklı yaşamın öneminin her geçen gün daha fazla konuşulduğu bir dönemde bu rakamlar oldukça düşük kalıyor.

Oysa düzenli yürüyüş yapmak, bisiklete binmek veya basit egzersizler bile hem kalp sağlığını koruyor hem de ruh sağlığını olumlu etkiliyor. Uzmanlar, hareketsiz yaşamın obezite, diyabet ve kalp hastalıkları gibi birçok sağlık sorununu artırdığı konusunda sürekli uyarılarda bulunuyor.

Gençlerin zaman kullanımı da dikkat çekiyor. En fazla uyuyan, en fazla oyun oynayan ve en fazla spor yapan grup 10-14 yaş aralığındaki çocuklar oldu. Buna karşılık sosyal hayat ve eğlenceye en fazla zamanı 15-24 yaş grubundaki gençler ayırıyor.

İleri yaş gruplarında ise televizyon izleme alışkanlığının belirgin şekilde arttığı görülüyor. Özellikle 55 yaş üzerindeki vatandaşlar televizyon, radyo ve müzik dinlemeye gençlerden çok daha fazla zaman ayırıyor.

Teknolojinin günlük yaşam üzerindeki etkisi ise araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri oldu.

2015 yılında sosyal medyada vakit geçirenlerin oranı yüzde 33,9 iken, 2025 yılında bu oran yüzde 71,7'ye yükseldi. Yani on yıl içinde sosyal medya kullananların oranı iki katından fazla arttı.

Bugün milyonlarca kişi gününün önemli bölümünü telefon ekranına bakarak geçiriyor. Haber okumaktan alışveriş yapmaya, arkadaşlarla iletişim kurmaktan video izlemeye kadar birçok faaliyet artık cep telefonları üzerinden gerçekleştiriliyor.

Ancak bu değişimin bir başka yüzü daha var.

Gazete, dergi ve benzeri yayınları okuyanların oranı son on yılda neredeyse yarı yarıya azaldı. 2015 yılında her 100 kişiden yaklaşık 39'u gazete veya dergi okurken, bugün bu sayı 20 kişiye kadar geriledi.

Bu durum sadece basılı yayınların değil, uzun süre odaklanarak okuma alışkanlığının da zayıfladığını gösteriyor. Kısa videolar, hızlı içerikler ve birkaç saniyelik paylaşımlar artık insanların bilgiye ulaşma biçimini değiştiriyor.

Spor tercihlerinde de değişim yaşanıyor. Futbol oynayanların oranı azalırken voleybola ilginin arttığı görülüyor. En yaygın fiziksel aktivite ise yürüyüş ve koşu olmaya devam ediyor. Bu da insanların pahalı spor salonları yerine daha kolay ulaşabilecekleri egzersizleri tercih ettiğini gösteriyor.

Sonuç olarak TÜİK'in Zaman Kullanım Araştırması yalnızca saatlerin nasıl geçtiğini göstermiyor; aynı zamanda toplumun değişen yaşam biçimini, aile yapısını, çalışma düzenini ve teknolojinin hayatımız üzerindeki etkisini de gözler önüne seriyor.

Belki de bu araştırmanın bize verdiği en önemli mesaj şu:

Zaman, satın alınamayan tek servettir. Bugün nasıl kullandığımız, yarın nasıl bir hayat yaşayacağımızı belirler. Daha fazla kitap okumak, biraz daha hareket etmek, ailemizle kaliteli zaman geçirmek ve dijital ekranlardan biraz uzaklaşmak hem bireysel mutluluğumuzu hem de toplumsal yaşam kalitemizi artıracaktır. Çünkü geçen zaman geri gelmez; önemli olan, elimizdeki 24 saati en doğru şekilde değerlendirebilmektir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam