Havalar her geçen yıl daha da ısınıyor, sıcak dalgaları hayatımızın normal bir parçası haline geliyor.
Haliyle, hepimiz ilk çare olarak klimalara ve soğutuculara sarılıyoruz.
Ancak ortada büyük ve tehlikeli bir kısır döngü var:
Evimizi veya ofisimizi serinletmek için çalıştırdığımız o cihazlar, dışarıya sıcak hava ve atmosfere zararlı gazlar pompalıyor. Yani biz içeride serinlerken, dünyayı adım adım daha da ısıtıyoruz.
Dünya ısındıkça daha çok klimaya ihtiyaç duyuyoruz; daha çok klima çalıştıkça dünya daha çok ısınıyor.
Peki çözüm ne?
Klimaları söküp atarak sıcaktan bunalmak mı?
Elbette hayır.
Çözüm, "sürdürülebilir soğutma" dediğimiz, doğayla inatlaşmayan, aklın ve bilimin yol gösterdiği sistemlerde gizli.
Sürdürülebilir soğutma aslında üç basit adımdan oluşuyor:
Doğru yalıtım, doğa dostu gazlar ve az elektrik harcayan yüksek teknoloji.
Bugün gelişmiş dünyaya baktığımızda bu değişimin çoktan başladığını görüyoruz.
Örneğin Kuzey Avrupa ülkelerinde veya Japonya’da yeni binalar inşa edilirken yalıtım sadece "kışın soğuğu engellesin" diye değil, "yazın sıcağı dışarıda tutsun" diye de yapılıyor.
Mimari tasarımlar, güneşin yakıcı açılarını kesecek ve doğal rüzgâr akımlarını binanın içine alacak şekilde planlanıyor.
Sonuç?
Daha en baştan klimaya duyulan ihtiyaç yarı yarıya düşüyor.
Bir başka örnek ise süpermarketler.
Gelişmiş ülkelerdeki büyük market zincirleri, o devasa soğutucu dolaplarında artık ozon tabakasını delen veya sera etkisi yaratan kimyasal gazları kullanmayı terk ediyor.
Bunun yerine karbondioksit veya amonyak gibi "doğal soğutucu akışkanlara" geçiyorlar.
Hem doğayı zehirlemiyorlar hem de enerji faturalarından devasa tasarruflar elde ediyorlar.
Akdeniz kuşağında yer alan cennet ülkemiz için bu konu bir tercih değil, ekonomik ve çevresel bir zorunluluktur.
Soğutmaya harcadığımız enerji, elektrik tüketimimizin çok büyük bir kısmını oluşturuyor.
Eğer ülkece binalarımızda "sıcaklık yalıtımını" bir standart haline getirirsek, eski ve elektrik canavarı cihazlarımızı doğa dostu gazlarla çalışan, yüksek verimli yeni nesil teknolojilerle değiştirirsek çok şey kazanırız.
Neler mi kazanırız?
Öncelikle milyarlarca liralık enerji faturamız düşer.
Yaz aylarında aşırı yüklenmeden kaynaklı elektrik kesintileri tarihe karışır.
En önemlisi, çocuklarımıza her yaz nefes almanın imkansızlaştığı bir beton cehennemi değil, yaşanabilir, serin ve yeşil bir gelecek bırakırız.
Doğayı tüketmeden serinlemek mümkündür.
Serinlemek için dünyayı yakmaya mecbur değiliz.
Çözüm elimizde; yeter ki bu dönüşümü bugün, hep birlikte başlatalım.