SON DAKİKA
reklam
reklam

Barış süreci

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 30 Haziran 2026, Salı - 12:45   Okunma Sayısı:

 

Jandarma özel harekât ve jandarma komando birlikleriyle korucuların İHA ve ATAK helikopterleri desteğinde sekiz ilde -Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van’da- icra ettikleri operasyonlarda 3 Rok. At., 72 uzun namlulu silah, 1 tabanca, 14 el bombası, 12 mayın ve el yapımı patlayıcı, 1.189 ağır silah mühimmatı, 2.100 elektrikli fünye, 4 telsiz, 3 jeneratör, 14.040 adet çeşitli çapta mühimmat, 197 kg kimyasal madde ele geçirilmiş, 34 mağara, sığınak ve barınma alanı imha edildiği bildirilmiştir.

 

Alman istihbaratı ise 140 sayfa halinde hazırladığı istihbarat raporunda Berlin’de en faal hareket eden dört ülkeyi -Rusya, Çin, İran ve Türkiye- saymış ve bu ülkelerin istihbarat servislerinin casusluk, dezenformasyon, siber operasyon kabiliyetlerinin yüksek seviyede seyrettiğini aktarmıştır.

 

Belgede, Ankara tarafından devlet düşmanı veya muhalif olarak görülen her kişi ya da kuruluşun, Almanya’da olsalar dahi MİT’in potansiyel takip ve operasyon hedefi olduğunu ileri sürmüştür. Terör örgütü olarak tanımlanan PKK’nın ülkedeki eleman devşirme, finansman ve tabanını mobilize etme faaliyetlerinin Türkiye’nin Suriye kuzeyindeki askeri operasyonlarıyla paralellik gösterdiği belirtilmiştir.

 

Yıllarca PKK’nın stratejisi, elde etmek istediği alan, ideolojisi, kuruluşu, yapısı, kuvveti ile ilgili yazılar yazdım. Dün ile bugün arasında fark var mı? Barış süreci adı altında ortaya konulan bir proje nedeniyle sadece silahlı çatışmalar durmuştur. Bu durulma Türkiye içinde gerçekleşmiştir.

 

Demek ki, istenirse olabiliyor, diyebilirsiniz. Yukarıdaki paragrafta özellikle Almanya’yı örnek verdim. Fransa’nın Almanya’dan aşağı kalır tarafı yoktur. Rusya’nın başkentinde PKK’nın bürosu halen faaliyetini sürdürmektedir. İsrail, Suriye topraklarına yerleşmek için PKK’yı programlamıştır. 

 

ABD-İran savaşı sırasında PKK’nın Tahran’a saldırması da planlanmıştır. Yunanistan’ın emekli general ve subayları PKK kamplarında eğitim vermişlerdir. Bugün için de gerek Yunanistan gerekse GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi), terör örgütünü Türkiye aleyhine kullanmaya devam etmektedirler. 

 

***                       ***                          ***

 

    Terör örgütünün güdüm altına aldığı bir kısım Kürt diasporası ve ilgili ülkelerdeki yerel unsurlar; Belçika başta olmak üzere Fransa, Hollanda ve İsveç’te farklı kapasitelere sahip PKK’lı yapılar ortaya çıkarmıştır. 

 

1980’lerde “sem patizan” düzeyinde olan bu oluşumlar, Türkiye ve Irak gibi farklı ülkelerden bu ülkelere siyasi sığınmacılık talebinde bulunarak yahut kaçak yollarla göç ederek, 1990’larda PKK’ya “gönüllü” katılan bir kitleyi meydana getirmiştir.

 

PKK örgütünün finansman kaynaklarında bazı Avrupa Birliği ülkelerinin oldukça aktif rolü olduğunu hatırlıyoruz. PYD/PKK’ya dönem dönem açıktan destek veren bu ülkelerin izlediği stratejilerin ve söz konusu örgüte açtığı alanın Orta Doğu’nun istikrarsızlaştırılmasındaki rolü büyüktür. Bu gerçekten yola çıkarak PYD/PKK’nın seçilmiş AB ülkeleri olan; Belçika, Fransa, Hollanda ve İsveç’teki yapıları örneğinde, terör örgütünün finans kaynakları mercek altına alınmıştı. Bu bağlamda PKK ve PYD/YPG terör yapılarının seçilmiş AB ülkelerindeki tarihi arka planı ve örgütsel şeması ele alınarak, illegal ve legal görünümlü mali kalemleri ve bu maddi unsurların kullanım amaçları incelenmiştir.

 

    PYD/PKK, seçilmiş AB ülkelerinde bulunan “kendi sosyal ağı” sayesinde “devrim için yardım”, “vergi”, “gönüllü” ve zorla toplanan “bağışlar”, uyuşturucu, hırsızlık, para aklama başta olmak üzere “legal” görünümlü ve illegal finans kaynaklarına sahip olduğu da deşifre edilmiştir. (Byman vd., 2001: 57). Nitekim kimi istihbarat raporlarına göre bu mali kalemler üzerinden; PKK’nın 86 milyar dolarlık bir bütçeye sahip olduğu iddia edilmiştir (Wikileaks, 1999).

 

İstihbarat raporlarınca Belçika merkezli PKK’lı TV kanallarının 200 milyon Dolar civarında bir parayı yönettiği tespit edilmiştir. Öte yandan 2005-2017 yılları arasında İsveç’te bulunan terör örgütünün sözde TV kanallarında çalışanların maaşlarından kesinti yapılarak 3,5 milyon avroya yakın para elde edilmiştir (Bayraklı, Yalçın ve Yeşiltaş, 2019: 222-223).

 

***                       ***                          ***

 

    Bunlara ilave tv kanalları gibi başka kaynaklar da vardı. Bu kaynaklar kesilince örgüt sendelemiş ve kayıplar vermeye başlamıştı. Dolayısıyla şimdi uygulanmak istenen barış süreci, AB ülkeleriyle iş birliği yapılmadan başarıya ulaşacak demek değildir. Bu konuda bir çalışma var mıdır? Akdeniz mahallesinde muhtar (!) olmaya çalışan Fransa’nın, insan kasaplarının ülkesi İsrail’in, ABD ile yakınlaşma durumumuza göre Rusya’nın pek de destek vereceğini zannetmiyorum.                         

 

***                       ***                          ***

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam