SON DAKİKA
reklam
reklam

Sevgili Trafik Kurbanına (ithafen)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 2 Temmuz 2026, Perşembe - 12:18   Okunma Sayısı:

 

Pırıl pırıldı, gencecik;

Yola çıkarken sevinçle

Eğlenmeyi hayal ediyordu,

Birkaç gececik…

 

Pusudaki katil

Kollarıyla kavramıştı kurbanı

Yaşam belirtisi arayan birisi

Onunla konuşmak isterken, 

Yutkunmuştu…

Ailesinin haber beklediği anda

Bin âh ile hayat durmuştu…

 

Trafik düzenlemesi

    Bir yakınını veya sevdiğini trafik kazasında kaybetmenin ne olduğunu bilir misiniz? Görsel ve yazılı basında okuduklarımız ve gördüklerimiz ölçüsünde kazaların bir kader olmadığına kesinlikle inanıyorum. 

    Teknolojik ürünler, kendi koşullarını sağladıktan sonra size terminolojisini ve kurallarını sunar. Yüksek hızlı bir araç modeli üretilecekse önce buna uygun otobanlar yapılır. İşletme talimatları, kullanma kuralları, değişen durumlara göre (karda, çöl veya kumluk alanda, bataklıkta, dik meyilde gibi) yapılabilecek ayarlar saptanır. 

    Sürücü ve yolcu emniyetini kapsayan konulara özellikle önem verilir. Bu hassasiyetlerden sonra araç piyasaya sürülür. Trafik kuralları uygar ülkelerde son derece yerleşik bir hal almıştır. Yine de istenmeyen bir olay meydana gelirse adalet hiç sapmaz ve sürüncemede kalmaz. 

 

Ülkemize gelince  

    Limitlerin her zaman zorlandığını görmek mümkündür. Tatile çıkmayı planlayan bazı kişiler, araçlarının çıkış bakımlarını, trafik muayene ve kontrollerini yaptırmadan yola revan olurlar. Hava durumuna, zemin özelliğine, yolcu sayısına veya taşıma kapasitesine aldırış etmeden araçlarını kullanan bazı sürücüler hız sınırlarını ve polisin uyarılarını da dikkate almazlar.

    Sürücü uykusuz da olsa yorgun da olsa sadece gideceği yere yetişmek gibi bir düşünce vardır kafasında. İçeridekilerin uyarıları da onu frenleyemez. Aracın radyosuyla, bilgisayar sistemiyle oynamak, telefonla konuşmak, yüksek sesli müzik dinlemek gibi kontrol zafiyeti yaratacak bütün eylemleri bu kişilerin üzerinde görmek mümkündür.

    “Tatil gezisi” bir niyet sapmasıyla “ralli”ye dönüşür. Açı ve hız olayını bağdaştıramayan sürücüler,  “hatalı solama”ya başlayınca potansiyel tehlike kaçınılmaz hal alır. Trafik canavarı dediğimiz olay budur, yani canavar içimizdedir. Kurallara dikkat etmiyorsak canavarlığa soyunmuş bir kişi olduğumuzu başkalarının söylemesine gerek yoktur.

 

Kurallara dikkat edenin günahı ne?

 

    Ülkemizde sağlık muayenesinden ehliyet alımına, sürüş tekniklerinden ilk yardım pratiğine kadar bilinçsizlik ve ilgisizlik görülebilmektedir. Sürücü kurslarındaki eğiticilerin çoğu genç yaştaki eğitmenlerdir. Ne kadarlık bir tecrübesi vardır ki onu aktarabilsin?

    Asabi kırılganlığı yüksek, çok sıcak iklimde, karda buzda, siste ve şiddetli yağmurda araç kullanmamış insanlar direksiyona geçince kuralları kendileri koyuyorlar. Zemin üzerindeki mıcır, silecek, park lambaları, patinaj zinciri veya daha çağdaş olan kar lastikleri onlar pek ilgilendirmez. Kaza olduğu anda inerek önce arabasına bakar sonra çarptığı insana ”geçmiş olsun!” bile demeden “Sen ne arıyorsun burada?” diyecek kadar küstahlaşırlar.

 

Kaza olmuştur

    Evet, şimdi bin âh ile belki de bir hayat sona ermek üzeredir. Bir insan olarak son görevlerini yapmayı aklına bile getiremeyen bu yaratıklar sağa sola telefonlar ederek trafik poliçesinin yapılmasını, tanıdığı tamirci ustasından aracın bakım gördüğüne dair düzmece raporlar hazırlamasını, araca kapasite dışı binen kişinin hemen kaybolmasını ister dururlar.

    Yerde can pazarı yaşanmaktadır. Bir can, bir aile için ne demektir, bilir misiniz? Yetiştirip büyüttüğünüz çocuğunuz bir daha aranızda olmayacak, onun tatlı gülüşünü bir daha göremeyeceksiniz demektir. Albümlere girecek, onu her andığınızda gözünüzde yaşlar belirecek ve genziniz yanacak, yüreğiniz dağlanacak demektir.

    Okula giden çocuklara bakarak çocuğunuzun çocukluğu gözlerinizin önüne gelecek ve hayıflanacaksınız. Siz insanî duyguları elden bırakmayarak beddua etmeyeceksiniz; ama katil bunu hiçbir zaman anlamayacaktır. Yasaların uygulanması sizi tatmin etmeyecek, acılarınıza acı katacaktır. Bir trafik canavarının bunları hissedebilmesi için yerde yatıyor ve kendisiyle kimse ilgilenmiyor olması mı gerekir? Neden insan olarak aklını çalıştırmaz? 

    Sevgili Trafik Kurbanı, kim bilir ne kadar acı çekmişsindir. Terbiye sınırları içinde kalarak isyanımı ancak bu kadar dile getirebildim. Hani yazımın içinde demiştim ya “limitleri zorlamak” diye? Ben de kendimi daha fazla zorlarsam bu sınırların dışına taşacağımdan korkuyorum. Üzerimizde hakkın var. Ne olur bizleri bağışla. 

    Yattığın yer aydınlık olsun. Sana huzur diliyorum.    

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam