Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı mayıs ayına ilişkin işgücü istatistiklerini açıkladı. İlk bakışta rakamlar oldukça olumlu bir tablo çiziyor. İşsizlik oranı yüzde 8,2 seviyesinde kalırken istihdam edilen kişi sayısı yaklaşık 285 bin arttı. İşgücüne katılan insan sayısı da yükseldi. Ancak rakamların ayrıntılarına bakıldığında, ekonomide hem umut veren hem de dikkatle izlenmesi gereken gelişmeler olduğu görülüyor.
Öncelikle en dikkat çekici gelişme, işsiz sayısının bir önceki aya göre yalnızca 9 bin kişi artmasına rağmen işsizlik oranının değişmemesi oldu. Bunun temel nedeni, aynı dönemde hem iş bulanların hem de iş aramaya başlayanların sayısının birlikte artmasıdır. Yani piyasaya yeni insanlar girdi, ekonomi de bunların önemli bir bölümüne iş imkânı sağlayabildi. Bu nedenle işsizlik oranı yükselmedi.
İstihdam edilen kişi sayısının 32 milyon 463 bine çıkması, ekonominin üretmeye ve yeni çalışanlara ihtiyaç duymaya devam ettiğini gösteriyor. Özellikle yaklaşık 300 bine yakın yeni istihdam oluşturulması, son dönemin dikkat çekici gelişmelerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bu durum işletmelerin faaliyetlerini sürdürdüğünü ve ekonomik hareketliliğin devam ettiğini gösteriyor.
İşgücüne katılma oranındaki yükseliş de önemli bir gelişme. Çünkü insanlar ancak iş bulabileceklerine inandıklarında yeniden iş aramaya başlar. Mayıs ayında işgücüne katılma oranının yüzde 52,8'e yükselmesi, birçok kişinin çalışma hayatına dönmek istediğini ortaya koyuyor. Bu da ekonomiye duyulan güven açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir.
Bununla birlikte kadınlar açısından tablo hâlâ istenilen seviyede değil. Erkeklerde işgücüne katılma oranı yüzde 71'e ulaşırken kadınlarda bu oran yalnızca yüzde 35 seviyesinde bulunuyor. Başka bir ifadeyle çalışma çağındaki her üç kadından yalnızca biri işgücü piyasasında yer alıyor. Bu durum, Türkiye'nin uzun yıllardır çözmeye çalıştığı yapısal sorunlardan biri olmayı sürdürüyor.
Kadın istihdam oranı da yüzde 31,4 seviyesinde kaldı. Erkeklerde ise bu oran yüzde 66,1 olarak gerçekleşti. Aradaki büyük fark, çocuk bakım hizmetleri, eğitim olanakları, bölgesel farklılıklar ve kayıt dışı çalışma gibi birçok nedenden kaynaklanıyor. Uzmanlara göre sürdürülebilir ekonomik büyüme için kadınların iş hayatına daha fazla katılması büyük önem taşıyor.
Genç işsizliği ise dikkat çeken diğer başlıklardan biri oldu. 15-24 yaş grubunda işsizlik oranı yüzde 14,8'e yükseldi. Özellikle genç kadınlarda işsizlik oranının yüzde 21,8 gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşması, eğitimden çalışma hayatına geçiş sürecinde yaşanan sıkıntıları bir kez daha gözler önüne seriyor.
Gençlerin iş bulmakta zorlanması sadece bugünün değil, geleceğin de ekonomik sorunlarından biri olarak görülüyor. Uzun süre işsiz kalan gençler mesleki deneyim kazanamıyor, gelir elde edemiyor ve ekonomik hayata geç katılıyor. Bu nedenle gençlere yönelik istihdam politikaları büyük önem taşıyor.
Mayıs ayında haftalık ortalama fiili çalışma süresi de 42,4 saate yükseldi. Bu gelişme işletmelerde üretimin arttığına ve çalışanların daha yoğun çalıştığına işaret ediyor. Özellikle sanayi, hizmetler ve ihracata yönelik sektörlerde üretim temposunun devam ettiği değerlendiriliyor.
Ancak işgücü piyasasının en dikkat çekici göstergelerinden biri "atıl işgücü oranı" oldu. Bu oran yüzde 31'e yükseldi. İlk bakışta işsizlik oranı yüzde 8,2 görünürken neden atıl işgücü yüzde 31 diye sorulabilir.
Bunun nedeni, atıl işgücünün yalnızca resmi işsizleri kapsamamasıdır. Daha fazla çalışmak istediği halde yeterince çalışamayanlar, iş bulma umudunu kaybettiği için iş aramayanlar ve çalışmaya hazır olduğu halde çeşitli nedenlerle işe başlayamayan kişiler de bu hesaplamaya dâhil ediliyor. Dolayısıyla bu oran, işgücü piyasasının gerçek durumunu daha geniş bir bakış açısıyla ortaya koyuyor.
Yüzde 31'lik oran, çalışma çağındaki birçok insanın mevcut işinden memnun olmadığını veya istediği çalışma imkânına henüz ulaşamadığını gösteriyor. Bu nedenle yalnızca resmi işsizlik oranına bakarak işgücü piyasasını değerlendirmek yeterli olmayabiliyor.
Genel tablo değerlendirildiğinde Türkiye ekonomisinde istihdam artışının devam ettiği görülüyor. İşgücüne katılım yükseliyor, çalışan sayısı artıyor ve işsizlik oranı düşük seviyesini koruyor.
Bunlar ekonomi açısından olumlu gelişmeler olarak öne çıkıyor.
Ancak diğer tarafta genç işsizliği, kadınların işgücüne düşük katılımı ve atıl işgücündeki yükseliş gibi yapısal sorunlar önemini koruyor. Ekonomide kalıcı başarı yalnızca işsizlik oranını düşürmekle değil, kaliteli, güvenceli ve verimli istihdam oluşturmakla mümkün olacaktır.
Önümüzdeki aylarda enflasyondaki gelişmeler, faiz politikaları, yatırımlar ve ekonomik büyümenin seyri işgücü piyasasını doğrudan etkilemeye devam edecek. Eğer yatırımlar hızlanır ve üretim artışı sürerse hem gençler hem de kadınlar için daha fazla istihdam fırsatı oluşabilir.
Kısacası mayıs ayı işgücü verileri, Türkiye ekonomisinin üretim ve istihdam açısından canlılığını koruduğunu gösteriyor. Ancak rakamların arkasındaki ayrıntılar, işgücü piyasasında çözülmesi gereken önemli yapısal sorunların da varlığını sürdürdüğünü açıkça ortaya koyuyor. Bundan sonraki süreçte hedef sadece daha fazla kişiye iş bulmak değil, aynı zamanda daha nitelikli, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir çalışma hayatı oluşturmak olmalıdır.