Modern bir şehirde yaşamak, caddelerinde güvenle yürüyebilmek, trafikte saatlerce heba olmamak demektir.
Ancak bugün pek çok kentimizde, ulaşımı rahatlatması gereken yolların adeta birer "açık hava otoparkına" ve hatta "parkmetreli ticari alanlara" dönüştürüldüğünü görüyoruz.
Şeritlerin birer birer iptal edilerek ücretli otopark yapılması, sadece trafiği kilitlemiyor; aynı zamanda şehircilik ilkelerine ve en önemlisi kamu yararına açıkça aykırılık teşkil ediyor.
Peki, gelişmiş dünyada bu işler nasıl yürüyor ve biz nerede hata yapıyoruz?
Gelin, hepimizin anlayabileceği temel şehircilik esaslarıyla konuyu masaya yatıralım.
Şehircilik biliminde altın bir kural vardır.
Her alan, kendi işlevine göre planlanmalıdır.
Nüfus ve alan dengesi gözetilerek, yolun kaplayacağı yer ile otoparkın kaplayacağı yer imar planlarında ayrı ayrı hesaplanır.
Bir alanın otopark olabilmesi, ancak imar planı tadilatıyla mümkündür.
Bu karar, şehrin geleceğini çizen 1/5000 Nazım İmar Planı ve 1/1000 Uygulama İmar Planı hiyerarşisinde net bir şekilde yer almalıdır.
Mevcut imar planında "yol" olarak görünen bir şeridi, kolaycılığa kaçarak parkmetre uygulamasıyla paralı otopark yapmak plan bütünlüğünü bozar.
Yolun amacı ulaşımı sağlamaktır; araç depolamak değildir.
Bugün Kopenhag, Amsterdam veya Tokyo gibi dünya kentlerinde, caddeleri işgal eden araç göremezsiniz.
Bu şehirler otopark sorununu yolları daraltarak değil; bina otoparkları, bölge otoparkları ve yeraltı genel otoparkları inşa ederek çözmüşlerdir.
Tokyo’da bir araç satın alabilmek için öncelikle o aracı park edeceğiniz size ait bir park yerini belgelemeniz (Shako Shomeisho) zorunludur.
Yani şehir, caddelerini kimsenin özel mülküne veya ticari otoparkına feda etmez.
Caddeler, vergilerimizle inşa edilen ve hepimizin eşit şekilde kullanımına açık olan kamusal alanlardır.
İki veya üç şeritli bir caddenin bir şeridini parkmetre ile ücretli hale getirmek, kamunun hakkı olan yolu ticari bir amaca alet etmektir.
Bu durum;
Trafik güvenliğini tehlikeye atar.
Park etmeye çalışan veya oradan çıkmak isteyen araçlar trafiğin akışını yavaşlatır, kazalara davetiye çıkarır.
Ulaşımı aksatır.
Şehrin ana damarları tıkanır, toplu taşıma araçları ve hatta ambulans, itfaiye gibi acil durum araçları yolda kalır.
Kalıcı çözümler üretmek yerine yolları otoparka çevirmek, modern belediyecilik anlayışıyla asla bağdaşmaz.
Şehirlerin hafızası, vicdanı ve ortak aklı olan Kent Konseyleri, bu plansızlığa dur diyebilecek en yasal ve güçlü mekanizmadır.
Kent konseyleri, kentsel alanların amacına uygun kullanılması ve halkın yaşam kalitesinin korunması adına, bu konuyu Belediye Meclis gündemine taşımaya tam yetkilidir.
Yolların otopark olarak kullanılmasının son bulması, imar planlarının bilime uygun revize edilmesi ve kalıcı bölge otoparklarının yapılması için Kent Konseyleri vakit kaybetmeden görüşme talebi önermelidir.
Şehirler arabalar için değil, insanlar içindir.
Yollarımızı geri almak, geleceğimizi doğru planlamaktan geçer.