İsrail Başbakan Netanyahu, Türkiye’nin 1915’te soykırım yaptığı iddiasını tekrarladı. Hakkındaki yolsuzluk soruşturmaları, ABD Başkanı’nın Netanyahu için İsrail Cumhurbaşkanı’na affedilmesi için yaptığı ricaların sonuçsuz kalması ve hakkındaki yolsuzluk soruşturmalarının devam etmesi Netanyahu’yu çıldırtmaya yetiyor.
Konu hiçbir zaman sadece Netanyahu’nun konusu olmayacaktır. Yarın Ermenistan güçlenince yine soykırımı tekrarlayacak, Türkiye Rusya’dan uzaklaştığı zaman Rusya dile getirecek, Fransa yıllarca Ermenilerin katledildiğin savundu, gündeme getirecek ve soykırımla suçlanmak endişesini taşıyan Almanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri fırsat buldukça eşeleyeceklerdir.
Netanyahu, 1915 Tehciri’ni soykırım olarak telâffuz etmektedir. Ermenistan Başbakanı Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’den sözlerine destek aramaya kalkışmış, ama istemediği cevapları almıştır. Bu konuda Avrupa mahkemelerinde davalar açılmış ve Sayın Doğu Perinçek son noktayı koydurmuş, konu kapanmıştır.
II. Dünya Savaşı yıllarında Almanya’nın yaptığı soykırım tescillidir. Belgeler arşivlerde, objeler müzelerdedir. Öldürülen Yahudilerin isimleri anıtlardadır. Auschwitz Kampı geziye açıkltır.
Polonya’da Alman birliklerinin yerleşmesi
II. Dünya Savaşı başlamadan önce Auschwitz Nazi Kampı, eski ismiyle Oscwinchim, tahmini olarak yarısı Yahudi olan ve ortalama 14 bin kişinin yaşamakta olduğu sakin bir kasabadır. Kamp, Mayıs 1940’ta ilk Polonyalı siyasi suçlularını almıştır.
Auschwitz Kampı
Kamp denilince insanın aklına eğlence, huzur ve neşeli bir yaşam geliyor değil mi? Auschwitz Kampı’nın bu saydığım özelliklerden hiçbirisiyle uzaktan yakından ilgisi olmadığı gibi acı, vahşet ve hukuksuzluğun her türü vardır. Burası II. Dünya Savaşı yıllarında Almanların Yahudiler başta olmak üzere Polonyalı, Rus ve Çingeneleri topladığı, sağlıklı olanları çalıştırdığı, diğerlerini gaz odalarına sürdüğü ve vahşice ölümler tatbik ettiği bir kamptır…
Bu kamp ile ilgili olarak anlatılan öyküleri dinlemeye bile insanın içi el vermiyor. İnsanlar boyuna ve kilosuna göre fırınların içine üçer üçer atılmış, gaz odalarına bir delikten sokulmuşlar. Yakılan insanların ısıttığı suyla bu odaların hemen bitişiğinde bulunan kamp komutanı odasında SS subayları banyo yapmışlar… Bunları dinlemeye kimin kalbi dayanır? İnanmayan Polonya’ya gidip kampı gezebilir.
Tutsakların kampa ilk getirilişleri
Hitler ve propaganda bakanı Alman toplumunun Yahudilerden, Ruslardan, Çingenelerden ve Polonyalılardan arındırılması gerektiğine karar verirler. Yahudiler dünyadan kazınması gereken bir ırktır. Rusya ile anlaştıktan sonra SS birliklerini Polonya üzerine salar. Polonya’yı işgal eden Alman birlikleri, Krakov’un civarındaki Auschwitz’de ilk toplama ve imha kampını kurarlar. Avrupa’nın çeşitli yerlerine yönelen Alman birlikleri buralardan topladıkları Yahudileri kafileler halinde trenlerle Auschwitz’e taşımaya başlarlar.
“Tatile gidiyorsunuz” aldatmacasıyla insanlara bavulları hazırlattırılır ve üzerlerine isimleri yazdırılır. Uzak yerlerden trenlerle, daha yakın yerlerden kamyonlarla veya yaya yürüyüş kafileleri halinde Auschwitz’e sevk edilmişler. Gelenler kamp girişinde müzikle karşılanıyorlar. Kampın kapısının üstünde “Arbeit macht frei” (çalışmak insanı özgürleştirir) yazısı bulunuyor. Bu yazıdaki “B” harfinin üst gözü büyük yapılmış. Yani bir şeylerin doğru gitmediğini hissettirmek istemiş yapan Yahudi usta.
Kampın muzdaripleri
Yahudi mezarlarını yıkmak isteyen Almanlar, bu işlemi de Yahudilere yaptırmışlardır. İşi yapacak olan Yahudi, atalarına saygısızlık olmaması için mezar taşlarını yolun altına gelecek şekilde dikiyor ve üstünü asfaltlıyor. Yıllar sonra bunu bilen birisi yol ile birlikte taşları kaldırıyor ve burası anıt haline getiriliyor.
Çekilen resimlere bakıyoruz. Gaz kapsülleri, gaz kutuları ve daha büyük bidonumsu tenekeler… Erkeklerden toplanan ince tek gözlüklerin toplamı32 kg. tutmuş. Toplanan ayakkabıların uzunluğu koridorlar boyunca dizilerek gösterilmiştir.
Kampın aktif olduğu sürede buradan kaçan mahkûm sayısı 144 olarak verilmiştir. Kampta Yahudilere ek olarak 150 bin Polonyalı, 23 bin Roman ve Sinti, 15 bin Sovyet savaş tutsağı ve 400 Yehova Şahidi de hüküm giymiştir.
Auschwitz toplama kampında ya da bir diğer adıyla ‘ölüm kampı”nda hayatta kalmaya başarabilenler 27 Ocak 1945’te Sovyet birliklerince kurtarılmıştır. Auschwitz’in acı geçmişinde yaşananları soykırımdan kurtarılan tanıklar anlatmışlardır.
Sonuç
Çeşitli işkencelere uğramış, fırınlarda diri diri yakılmış Yahudilere dünya milletleri ve tabii ki Türkler acımayla bakmış, şefkatle sarılmışlardır. Kurtarabildiklerini kurtarmaya çalışmışlardır. Auschwitz kampı halen müze olarak yapılanlara tanıklık etmektedir. İnternette bol miktarda resim vardır. Netanyahu, senin elinde Türkiye’de açılan toplama kampları, işkence odaları, insanların diri diri yakıldığı fırınlarla ilgili belge, bilgi, resim, tanık ifadesi, doktor raporu var mıdır?
Türkiye, canilerin elinden kurtulmayı başarabilmiş masum Yahudilere kucak açmış, Cumhuriyet kurulduktan sonra Alman Yahudisi bilim adamlarına Türk üniversitelerinde yer vermiştir.
Şimdi size yapılanları çabuk unutmuş ve masum Filistin halkına, Gazzelilere yurtlarını ölüm kampı ilan ederek acımasızca saldırı ve işkenceler yapıyorsunuz. Türklerin ve dünyanın sizlere duyduğu şefkat duygularını bütün İsrail halkı adına silmeye çalışıyorsunuz. Oysa İsrail halkı bile size tepki gösteriyor. Elbette her filmin bir sonu vardır. İktidarınızın sonu da gelmiş görünüyor. Almayın masumların âhını, çıkar aheste aheste…