SON DAKİKA
reklam
reklam

TRUMP’TAN F35 MÜJDESİ GELİRSE ÜLKEMİZ İÇİN YENİ BİR DÖNEM BAŞLAYABİLİR

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 8 Temmuz 2026, Çarşamba - 11:09   Okunma Sayısı:

Uluslararası kulislerde son günlerin en çok konuşulan konularından biri, ABD Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Türkiye'nin yeniden F-35 savaş uçağı programına dönebileceğini bildireceği yönündeki iddialar oldu. Henüz resmi bir açıklama yapılmış değil. Ancak bu ihtimal bile hem Türkiye'de hem de dünyada büyük yankı uyandırdı.

Peki F-35 neden bu kadar önemli? Türkiye yeniden programa dönerse ne değişir? Bu gelişmenin ekonomiye, savunmaya ve dış politikaya etkileri ne olur? Gelin bu soruların cevaplarını halkın anlayacağı dille birlikte değerlendirelim.

Türkiye, F-35 savaş uçağı projesinin ilk ortaklarından biriydi. Yıllarca bu projeye hem maddi katkı sağladı hem de birçok Türk savunma sanayi firması uçağın yüzlerce parçasını üreterek dünya pazarına gönderdi. Ancak Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ardından ABD yönetimi Ankara'yı programdan çıkardı. Böylece hem uçak teslimatları durdu hem de Türk şirketleri önemli üretim siparişlerini kaybetti.

Aradan geçen yıllarda Türkiye kendi savunma sanayisini daha da geliştirdi. Milli Muharip Uçak KAAN, HÜRJET, KIZILELMA, ANKA, AKINCI ve birçok yerli proje hız kazandı. Bugün Türkiye savunma sanayisinde geçmişe göre çok daha güçlü bir noktaya ulaştı. Buna rağmen F-35 gibi beşinci nesil savaş uçakları hâlâ dünyanın en gelişmiş savaş platformları arasında yer alıyor.

Eğer Türkiye yeniden F-35 programına alınırsa bunun ilk etkisi Türk Hava Kuvvetleri üzerinde görülebilir. Çünkü F-35 sadece bir savaş uçağı değildir. Aynı zamanda gelişmiş radar sistemleri, elektronik harp kabiliyeti, düşük görünürlük teknolojisi ve ağ merkezli savaş özellikleriyle modern orduların en önemli güç çarpanlarından biridir.

Ekonomik açıdan bakıldığında ise bu gelişmenin etkisi çok daha büyük olabilir. Daha önce F-35 üretim zincirinde yer alan Türk firmaları yeniden sipariş almaya başlayabilir. Bu da milyarlarca dolarlık ihracat anlamına gelir. Savunma sanayisinde çalışan binlerce mühendis ve teknisyen için yeni iş imkânları doğabilir. Teknoloji transferi sayesinde Türkiye'nin bilgi birikimi daha da artabilir.

Savunma sanayisi yalnızca silah üretmek demek değildir. Bu sektör; elektronik, yazılım, kompozit malzeme, havacılık, motor teknolojisi ve yüksek teknoloji üretiminin lokomotifidir. Bu nedenle savunma alanındaki her yatırım aynı zamanda ekonomiye de katkı sağlar.

Böyle bir gelişmenin dış politikada da önemli sonuçları olabilir. Son yıllarda Türkiye ile ABD arasında zaman zaman gerginlikler yaşandı. F-35 konusunda atılacak olumlu bir adım, iki ülke arasındaki güven ortamının yeniden oluşmasına katkı sağlayabilir. NATO içerisindeki iş birliği de güçlenebilir.

Elbette bunun kolay gerçekleşeceğini söylemek doğru olmaz. Çünkü ABD Kongresi'nin yaklaşımı, S-400 meselesi, CAATSA yaptırımları ve iki ülke arasındaki diğer diplomatik konular hâlâ masada bulunuyor. Dolayısıyla tek bir açıklamayla bütün sorunların çözüleceğini düşünmek gerçekçi olmaz.

Türkiye açısından bakıldığında ise artık şartlar geçmişten farklıdır. Bugün Türkiye tamamen dışa bağımlı bir savunma anlayışından uzaklaşmaya çalışıyor. Yerli üretime verilen önem her geçen yıl artıyor. KAAN projesi bunun en önemli örneklerinden biri olarak görülüyor.

Bazı uzmanlar, Türkiye yeniden F-35 programına girse bile milli savaş uçağı KAAN projesinin hız kesmeyeceğini düşünüyor. Çünkü iki sistem birbirinin alternatifi olmaktan çok farklı dönemlerde farklı görevler üstlenebilir. Kısa vadede F-35 ihtiyacı karşılanırken uzun vadede Türkiye kendi savaş uçağını üretmeye devam edebilir.

Uluslararası yatırımcılar açısından da böyle bir gelişme olumlu algılanabilir. Türkiye ile Batı arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, yabancı sermayenin güvenini artırabilir. Risk priminin düşmesi, finansman maliyetlerinin azalması ve yatırım ortamının güçlenmesi gibi ekonomik etkiler de gündeme gelebilir.

Diğer taraftan bu sürecin sadece siyasi açıklamalarla değil, somut anlaşmalarla desteklenmesi gerekir. Savunma projeleri uzun yıllar süren teknik, hukuki ve mali süreçlerden oluşur. Bu nedenle resmi imzalar atılmadan kesin sonuçlardan söz etmek doğru değildir.

Vatandaş açısından bakıldığında ise bu gelişme ilk bakışta sadece askeri bir konu gibi görülebilir. Oysa güçlü bir savunma sanayisi; daha fazla ihracat, daha yüksek katma değerli üretim, yeni yatırımlar ve nitelikli istihdam anlamına gelir. Yani savunma alanındaki ilerlemeler dolaylı olarak ekonomiye ve vatandaşın refahına da katkı sağlayabilir.

Sonuç olarak, Trump'ın Erdoğan'a Türkiye'nin yeniden F-35 programına dönüşü konusunda olumlu bir mesaj vereceği yönündeki iddialar gerçekleşirse, bu sadece iki ülke arasındaki ilişkiler açısından değil, savunma sanayisi, ekonomi ve bölgesel güvenlik açısından da yeni bir sayfa açabilir. Ancak bu aşamada unutulmaması gereken en önemli nokta, ortada henüz kesinleşmiş resmi bir karar bulunmadığıdır.

Beklentiler elbette yüksektir. Ancak uluslararası ilişkilerde kalıcı sonuçlar açıklamalarla değil, atılan somut adımlarla ortaya çıkar. Türkiye için önemli olan da günü kurtaran gelişmelerden çok, uzun vadede milli savunma kapasitesini güçlendirecek, ekonomik kazanımlar sağlayacak ve uluslararası iş birliklerini sürdürülebilir hale getirecek adımların atılmasıdır.

Kaynak: Euronews

 

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam