NATO izleyip not alıyor
NATO Gensek Stoltenberg, ABD için en büyük tehdidin Çin olduğunu söylemişti. Bu şekil vidaların yalama olmasına sebep oldu. 2017 yılında Çin donanmasıyla Akdeniz’de NATO ülkelerinin arasında gözdağı verircesine, 2018 yılında da kendi başına Doğu Akdeniz’de diğer ülkeleri umursamaksızın tatbikatlar yaptı. O zamandan beri tavrınız, “gelişmeleri dikkatle izliyoruz. İzlemeye devam ediyoruz. Not alıyoruz” şeklinde olmuştu.
Ukrayna’nın hali ortadayken, nükleer silah kullanımına kadar varan tehdidi de izlemeye devam edin. Rusya nükleer tatbikat da yaptı. Denizaltından 8.000 Km menzilli füzeleri ateşledi. Bunları kimse görmüyor. Bazı çevreler, TSK’nın Güneydoğu Anadolu ve Suriye topraklarında kimyasal silah kullandığını dile getirmişti. Bu söylem bir nakarattır. Dersim katliamı (!) “öttürgeç”iyle başladı ve fırsat buldukça da devam ediyor.
Ukrayna, Fransa’ya sert tepki göstermişti. Macron, Batılı liderleri Rusya ile bir masa etrafında müzakere etmeye çağırınca Ukrayna Devlet Başkanı, Macron’a “Ülkenin kasabaları ve şehirleri saldırıya uğrarken Kremlin diktatörü ile masaya oturma çağrısını kınamıştı.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Yunanistan’ı Ukrayna’ya Türkiye’yi de Rusya’ya benzetmiş. Benzetme yetersiz kalmış. Yunanistan sen AB’yi ve ABD’yi kışkırtmalıydın. Rusya’ya nasıl ambargo uyguluyorlarsa Türkiye’ye de uygulatmalıydın!
Dağıstan, Çeçenistan, Tuva Başkurt, Yakut ve Ahıska Türkleri Ukrayna Savaşı’nın Rus cephesinde savaşıyorlar. Bunlar Putin’in paralı askerleridir… Taliban’dan kaçan 30 bin kişilik işsiz ve umutsuz Afganistan Ulusal Komando Birliği bu şekilde kullanılıyor.
Polonya Almanya’dan tazminat talep ediyor
II. Dünya Savaşı’ndaki kayıpları nedeniyle Polonya, Almanya'dan 1,26 trilyon dolar tazminat talebini resmen iletmişti. Polonya Dışişleri Bakanı, konu ile ilgili açıklamasında Almanya'ya gönderilecek diplomatik bir notanın imzalandığını ve Alman Dışişleri Bakanına talebin iletileceğini belirtmişti. Saldırı ve işgal nedeniyle Polonya devletinin uğradığı maddi ve manevi kayıplar için Federal Almanya Cumhuriyeti tarafından "tazminat ödenmesinin" gerektiği ifade edilmişti. Nazi rejimi mağdurlarına tazminat ödenmesinin yanı sıra "el konulan" Polonya kültür varlıkları ve arşiv belgeleri sorununa da net bir çözüm bulunması gerektiği vurgulanmıştı.
Varşova, 1 Eylül’de yayınladığı bir raporda İkinci Dünya Savaşı sırasındaki kayıplarını 6,2 trilyon zloti (1,26 trilyon dolar) olarak tahmin edildiğini, bu meblâğın 5,2 milyondan fazla Polonya vatandaşının (üç milyona yakını Yahudi) ölüm tazminatı olduğunu açıklamıştı.
Avrupa içinde birliği tesis etmenin önemine vurgu yapan zamanın Başbakanı Morawiecki, “AB olarak tüm günün zorluklarını birlikte göğüslemeliyiz. İlerlemek istiyorsak, eylemleri değiştirmek durumundayız. Ya Avrupa olarak birlikte çalışıp, yelkenlerimizi açarız ya da hayalet bir gemiye dönüşürüz” demişti. Dünyada yaşanan ekonomik krizin ve Ukrayna-Rus Savaşı’nın enerji ve gıda krizine neden olduğunu belirterek bunlara “mahşerin dört atlısı” denilebilir.
Polonya Başbakanı her ne kadar böyle dediyse de Berlin yönetimi daha önce Polonya'dan gelen tazminat taleplerini reddetmiş, buna sebep olarak da Polonya'nın 1953'te savaş tazminatlarından feragat etmesini göstermiştir. Bu feragat kararının Varşova tarafından birkaç kez teyit edildiğini de ileri süren Almanya, Yunanistan'ın da geçmişteki tazminat taleplerine karşı da aynı argümanları öne sürmüştü. Oysa aynı Almanya, II. Dünya Savaşı’ndaki kayıplar nedeniyle İsrail’e yaklaşık 1,8 milyar, Yunanistan’a ise yaklaşık 60 milyon euro tazminat ödemişti.
İsrail’den tazminat talebi
İsrail için de benzer talepler yıllar geçse de Filistin ve Gazzeliler tarafından istenebilecek, İsrail halkının başında bir ur olarak çıkacaktır. Eğer dünya İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni kabul ettiyse bunlar mutlaka olacaktır.
Hele ki, böyle bir enerji darboğazı yaşanırken ve de herkes kendi derdine düşmüşken Almanya’dan bu parayı almak zor olsa gerek?