SON DAKİKA
reklam
reklam

TRUMP'TAN HÜRMÜZ AÇIKLAMASI

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 16 Temmuz 2026, Perşembe - 11:49   Okunma Sayısı:

Dünyanın en kritik deniz yollarından biri olan Hürmüz Boğazı, bir kez daha uluslararası siyasetin merkezine oturdu. ABD Başkanı Donald Trump'ın, "Hürmüz Boğazı'nı ele geçireceğiz, zengin ülkeler bunun bedelini bize ödeyecek." şeklindeki sert açıklaması dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu sözler yalnızca diplomatik bir çıkış olarak görülmedi; aynı zamanda enerji piyasalarından küresel ticarete kadar birçok alanda yeni tartışmaların fitilini ateşledi.

Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan dar ama son derece stratejik bir su yoludur. Dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran gibi enerji devlerinin petrol ve doğal gaz ihracatının önemli bölümü bu güzergâh üzerinden dünya pazarlarına ulaşıyor.

Bu nedenle Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak en küçük gerginlik bile petrol fiyatlarının yükselmesine, enerji maliyetlerinin artmasına ve küresel ekonominin sarsılmasına yol açabiliyor. Trump'ın açıklamaları da tam bu nedenle yalnızca siyasi değil, ekonomik açıdan da büyük önem taşıyor.

Trump'ın "zengin ülkeler bize para ödeyecek" sözleri ise dikkat çekici bir mesaj içeriyor. ABD uzun yıllardır Basra Körfezi'nde büyük bir askeri güç bulunduruyor. Washington yönetimi, bu askeri varlığın yalnızca Amerika'nın değil, petrol ithal eden Avrupa ve Asya ülkelerinin de güvenliğini sağladığını savunuyor. Trump ise geçmişte olduğu gibi bugün de "Amerika dünyanın güvenlik görevlisi olmamalı" anlayışını dile getiriyor.

Trump'ın bakış açısına göre, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinden en fazla yararlanan ülkeler; Çin, Japonya, Güney Kore ve Avrupa Birliği ülkeleri. Çünkü bu ülkelerin sanayileri büyük ölçüde Körfez petrolüne bağımlı. Eğer ABD bu güvenliği sağlıyorsa, bunun mali yükünü de bu ülkelerin paylaşması gerektiğini düşünüyor.

Ancak uluslararası hukuk açısından mesele oldukça karmaşık. Hürmüz Boğazı uluslararası deniz taşımacılığına açık bir geçiş noktasıdır. Hiçbir ülkenin tek taraflı olarak "burayı ele geçiriyorum" deme hakkı bulunmuyor. Böyle bir girişim uluslararası hukukta ciddi tartışmalara neden olabilir ve bölgedeki gerilimi daha da artırabilir.

İran ise yıllardır Hürmüz Boğazı'nın kendi ulusal güvenliği açısından vazgeçilmez olduğunu savunuyor. Tahran yönetimi, zaman zaman Batı'nın uyguladığı yaptırımlara karşı boğazı kapatma tehdidinde bulundu. Böyle dönemlerde petrol fiyatları kısa sürede yükseldi, dünya piyasalarında büyük dalgalanmalar yaşandı.

Bugün gelinen noktada Orta Doğu zaten oldukça hassas bir dönemden geçiyor. Bölgedeki çatışmalar, vekâlet savaşları ve siyasi krizler devam ederken Hürmüz Boğazı üzerindeki söylemlerin sertleşmesi yeni riskleri de beraberinde getiriyor.

Türkiye açısından bakıldığında da Hürmüz Boğazı'nın önemi büyük. Türkiye enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithalat yoluyla karşılıyor. Petrol fiyatlarının yükselmesi, akaryakıt maliyetlerinin artmasına, ulaşım giderlerinin yükselmesine ve dolayısıyla enflasyonun yeniden baskı altına girmesine neden olabiliyor.

Bunun yanında sanayi üretiminde kullanılan enerji maliyetlerinin artması, fabrikaların üretim giderlerini yükseltiyor. Bu da birçok ürünün fiyatına zam olarak yansıyabiliyor. Vatandaşın cebini doğrudan etkileyen bu gelişmeler, yalnızca enerji sektörünü değil, gıdadan ulaşıma kadar pek çok alanı etkiliyor.

Uzmanlara göre, küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemde böylesine sert açıklamalar yatırımcıları da tedirgin ediyor. Borsalarda dalgalanmalar yaşanabiliyor, altın gibi güvenli limanlara yönelim artabiliyor. Döviz piyasalarında da hareketlilik görülebiliyor.

Trump'ın açıklamalarının ne kadarının siyasi söylem ne kadarının uygulanabilir politika olduğu ise zamanla netleşecek. Ancak geçmişte de görüldüğü gibi ABD başkanlarının yaptığı açıklamalar çoğu zaman uluslararası piyasalarda anında etkisini gösteriyor. Bu nedenle dünya kamuoyu Washington'dan gelecek yeni mesajları dikkatle takip ediyor.

Enerji güvenliği artık yalnızca petrol meselesi değil; aynı zamanda ekonomik istikrar, gıda fiyatları, enflasyon ve ülkelerin büyüme performansı açısından da kritik önem taşıyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek her gelişme, binlerce kilometre uzaktaki ülkelerin ekonomilerini bile etkileyebiliyor.

Sonuç olarak Trump'ın "Hürmüz Boğazı'nı ele geçireceğiz, zengin ülkeler bize para ödeyecek" sözleri, uluslararası siyasette yeni tartışmaların kapısını araladı. Bu açıklamaların nasıl bir diplomatik sürece dönüşeceği henüz bilinmiyor. Ancak kesin olan bir gerçek var: Dünyanın enerji damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı, önümüzdeki dönemde de küresel gündemin en sıcak başlıklarından biri olmaya devam edecek. Bu nedenle hem hükümetlerin hem de piyasaların atılacak her adımı dikkatle izlemesi, olası risklere karşı hazırlıklı olması büyük önem taşıyor.

Kaynak: Euronews

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam