SON DAKİKA
reklam
reklam

Özlü sözler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 31 Temmuz 2026, Cuma - 11:21   Okunma Sayısı:

Gündelik işlerde genç, siyasette ise yaşlı olan ağır basar.

 

Kederin sınırı vardır ama korkunun yoktur.

 

Sertlik korku uyandırır, kabalık ise öfke doğurur.

 

Yaşamın kısalığından dolayı bugünün insanı olmalıyız, yarının değil. (Ancak menfaat peşinde koşan ve günün insanı olanlar da vardır. Onlara da yarının insanı olmaya bakın derler.)

 

Kişi zamanını boşa harcamamışsa geçen seneler bakımından genç, saatler bakımından yaşlıdır.

 

Zor bir iştir, düşmekte olan şöhreti yeniden doğrultmak.

 

Kişi kendi talihinin yontucusudur.

 

Kişi davranışlarında ince olabilmek için haddinden fazla çaba sarf ederse çirkin görünmeye başlayabilir. İncelikte özenticilik değil de doğallık bulunmalıdır.

 

İnsanlar arasındaki en büyük güven, öğüt alışverişinde yatar.

 

Yeni doğmuş yavruların görünüşleri nasıl biçimsizse, zamanın doğurduğu yenilikler de öyledir.

 

Karanlıkta bütün renkler bir araya gelir.

 

Kuşkusuz ruh ile beden arasında bir uzlaşma vardır. Hatta doğa birinde yanıldığı vakit diğeri de tehlikeye girmiş olur.

 

Bir kumarbaz oyunda ne kadar iyiyse, o kadar kötü bir insandır.

 

Kötü uyuduğunun farkında olmayan kişi iyi uyur.

 

Hiç şikâyet etmeyeceğin kadar mükemmel bir talih bulamazsın.

 

Korkak kendine ihtiyatlı, cimri ise tutumlu dermiş.

 

Gençlik pişmanlık alanıdır.

 

Sağlığı aşırı gözetmek zihni dirençsiz kılarak bedenin dilencisi yapar.

 

Sağlıklı beden ruhun konuk evi, hastalıklı beden ise tutukevidir.

 

Sarhoşluğun kişiyi ayaklandırması soylu bir erdemdir.

 

Sessizlik sözlere incelik ve itibar katar.

 

Hakikaten uygun düşünemiyorsak, en azından düşündüğümüze uygun düşünelim.

 

Çekingenlik gösteren kişi azara davetiye çıkarır.

Schopenhauer, potansiyel olarak aktif anlamlar taşıyan iki entelektüel beceriyi yani aklı ve anlayışı birbirinden ayırmıştır. Anlayış, bakmayı kavramsal ve terimsel olarak düşünebilme sonrasında içinde barındırdığını temsil etme yetisidir. Bu zihindeki soyut bir konsepttir. Akıl ise buna karşılık, baktığıyla kendini doğrudan doğruya belirsiz; bir insanın ne kadar hızlı veya güçlü olabileceğini bilebilmek, bir gürültünün nedeninin ne olabileceğini veya bir mızrağın hedefine varması için hangi açıyla ya da hangi güçle fırlatılması gerektiğini tahmin ve hesap etmek şeklinde muhakemelerin içinde bulur.

 

Akıl ile bütün hayvanları kastederken, anlayışta da en öne çıkan ölçüt olma özelliğiyle insanı kastetmiştir. Her şeye rağmen Schopenhauer, bu düşünsel yaklaşımı ve çıkış noktasıyla anlayış yetisi üzerine Kant veya idealistlerden daha fazla skeptik şeyler yazmıştır.

 

Örneğin; Üç türlü aristokrasi vardır; birincisi yaş ve kıdem; ikincisi servet; üçüncüsü akıl ve bilgidir. En şereflisi sonuncusudur.

 

* Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiç bir şeyi olmayandır.

* Birbirlerini en çok teshir edenler, birbirlerini en çok itmam edenlerdir.

* Tüm istekler ihtiyaçtan, dolayısıyla yoksunluktan, dolayısıyla ıstıraptan doğar.

* Gelişimimiz için bir aynaya ihtiyacımız vardır.

* Her çocuk bir bakıma bir dahi ve her dahi bir bakıma bir çocuktur.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam