Hayat, insana sayısız anı hediye eder. İlk adımını attığın gün, ilk başarın, ilk gözyaşın, ilk hayal kırıklığın… Zaman ilerledikçe anılar çoğalır, yıllar geçer, insanlar değişir. Kimi anlar unutulur, kimileri ise ömür boyu hafızamızın en güzel köşesinde yaşamaya devam eder. Fakat bütün bu anların içinde öyle bir an vardır ki, ne zaman hatırlansa kalbi yeniden ısıtır: **Sevildiğini hissettiğin an.** İnsan, dünyaya sevgiye muhtaç olarak gelir. Daha konuşmayı bilmeden bir annenin şefkatine, bir babanın güven veren eline ihtiyaç duyar. Büyüdükçe bu ihtiyaç şekil değiştirir ama asla bitmez. Çocukken ailemizden beklediğimiz sevgi, gençlikte dostluklarda, olgunlukta eşimizde, evlatlarımızda ve hayatın içindeki güzel insanlarda anlam bulur. Çünkü insanın en büyük ihtiyacı sevilmektir. Sevilmek, sadece güzel sözler duymak değildir. Bazen sessizce beklenmektir. Yorulduğunda "Ben yanındayım." diyen bir omuzdur. Üzüldüğünde gözlerinden akan yaşın fark edilmesidir. Bir fincan çayın paylaşılması, içten edilen bir sohbet, samimiyetle sorulan "Nasılsın?" sorusu da sevginin en güzel hâlidir. Bugün insanlar başarılarının peşinden koşuyor. Daha çok kazanmak, daha iyi yaşamak, daha fazla sahip olmak istiyor. Oysa hayatın sonunda insanın aklında kalan; aldığı maaş, oturduğu ev ya da kullandığı araba değil, kendisini gerçekten seven insanların varlığıdır. Sevildiğini bilen insanın yürüyüşü bile değişir. Umudu güçlenir, hayata daha sıkı sarılır. Çünkü sevgi, insanın ruhunu besleyen görünmez bir güçtür. En zor günlerde bile ayakta kalmasını sağlayan şey çoğu zaman sevildiğini bilmektir. Ne yazık ki sevgiyi çoğu zaman geç fark ediyoruz. Yanımızda olan insanların kıymetini, onları kaybettikten sonra anlamaya başlıyoruz. Oysa sevgi ertelenmemelidir. "Sonra söylerim." dediğimiz cümleler bazen hiç söylenemez. "Bir gün ziyaret ederim." dediğimiz insanlar belki de bizi bekleyemez. Hayatın en büyük pişmanlıklarından biri, söylenmeyen sevgidir. İnsan bazen yıllarca içinde taşıdığı duyguları gururu yüzünden dile getiremez. Oysa sevgi, ifade edildikçe çoğalır. Paylaşıldıkça büyür. Gizlendikçe değil, yaşandıkça anlam kazanır. Bir insanın sizi gerçekten sevdiğini anlamak için büyük sözlere ihtiyacınız yoktur. Zor gününüzde yanınızda olup olmadığına bakın. Başarınızla gerçekten mutlu olup olmadığına bakın. Siz konuşurken sizi dinleyip dinlemediğine bakın. Çünkü sevgi, en çok davranışlarda kendini gösterir. Gerçek sevgi, kusursuz insan aramak değildir. Kusurlarıyla birlikte kabul edebilmektir. Affedebilmektir. Güvenebilmektir. Bazen susarak anlaşabilmektir. Birlikte gülmek kadar birlikte ağlayabilmektir. Sevildiğini hisseden insan, çevresine de sevgi dağıtır. Güler yüzlü olur, anlayışlı olur, kırmamaya çalışır. Çünkü kalbi sevgiyle dolu olan bir insan, başkalarının kalbini incitmekten çekinir. İşte bu yüzden sevgi sadece iki insan arasında yaşanan bir duygu değildir; toplumu güzelleştiren en büyük değerdir. Bugün çevremizde yaşanan pek çok kırgınlığın, yalnızlığın ve umutsuzluğun temelinde sevgisizlik yatıyor. İnsanlar birbirlerini dinlemiyor, anlamıyor, aceleyle yargılıyor. Oysa bir tebessüm, içten bir teşekkür, samimi bir özür ya da beklenmedik bir iyilik; bir insanın bütün gününü, hatta bazen bütün hayatını değiştirebilir. Hayat bize her gün yeni bir fırsat sunuyor. Bir gönül almak, bir dostu aramak, anne ve babamıza sevgimizi göstermek, çocuklarımızı sımsıkı kucaklamak, eşimize "İyi ki varsın." demek... Bunlar büyük fedakârlıklar değil; ama en büyük mutlulukların başlangıcıdır. Sevildiğini hissetmek, insanın içindeki korkuları azaltır. Yalnızlığını hafifletir. Umudunu büyütür. İnsan, sevildiğini bildiğinde daha cesur olur; hayata daha güvenle bakar. Çünkü bilir ki düştüğünde elinden tutacak biri vardır. Ömür dediğimiz yolculuk, aslında sevgiyle anlam kazanır. Makamlar geçer, servetler tükenir, gençlik geride kalır. Ama sevgiyle kurulan bağlar, yıllar geçse de kalplerde yaşamaya devam eder. İnsan, ardında bıraktığı iyiliklerle ve sevgisiyle hatırlanır. Öyleyse bugün sevdiklerimizi ihmal etmeyelim. Kırgınlıkları büyütmeyelim. Bir telefon açmayı, bir hâl hatır sormayı, içten bir teşekkür etmeyi ertelemeyelim. Çünkü hayatın ne zaman hangi sayfasının kapanacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Ve unutmayalım… **İnsanın sahip olabileceği en büyük zenginlik, sevildiğini bilmektir. En güzel hediye, içten gelen bir sevgidir. En güvenli liman, sevgiyle bakan bir çift gözdür.** Çünkü hayatın en güzel günü değil, en güzel evi değil, en güzel makamı değil… **En güzel an, sevildiğin andır.**