SON DAKİKA
reklam
reklam

Gelmek Varken Gitmek Niyedir?

Köşe Yazarı: Selami BALTAOĞLU   Eklenme Tarihi: 7 Ağustos 2026, Cuma - 12:54   Okunma Sayısı:

 

Hayat bazen tek bir sorunun etrafında döner durur.

Gelmek varken gitmek niyedir?

İnsan, doğduğu günden beri bir yerlere varmaya çalışır. Kimi zaman bir eve, kimi zaman bir kalbe, kimi zaman da kendine... Oysa en kıymetli yolculuk, mesafeleri aşmak değil; gönüller arasında köprü kurabilmektir.

Gelmek, sadece bir kapıyı çalmak değildir. Gelmek; "Ben buradayım." diyebilmektir. Bir dostun omzuna dokunabilmek, bir annenin duasına yetişebilmek, bir babanın sessiz gururunu paylaşabilmek, bir çocuğun gözlerindeki heyecana ortak olabilmektir.

Gitmek ise bazen sadece yürüyüp uzaklaşmak değildir. Bazen aynı evde olup kalpten gitmektir. Aynı sofraya oturup göz göze gelememektir. Aynı sokakta yürüyüp birbirini görememektir.

İnsan neden gider?

Belki kırıldığı için...

Belki anlaşılmadığını düşündüğü için...

Belki yorulduğu için...

Belki de sevgiyi yanlış yerde aradığı için...

Ama ne olursa olsun, gitmek ardında mutlaka eksik kalan cümleler bırakır. Söylenemeyen özürler, sarılmaya fırsat bulunamayan insanlar, ertelenen ziyaretler ve "Keşke..." ile başlayan pişmanlıklar...

Oysa gelmek umut taşır.

Bir annenin "Hoş geldin evladım." deyişi kadar sıcaktır gelmek.

Bir babanın sessizce sırtını sıvazlaması kadar güvenlidir.

Bir dostun "İyi ki geldin." sözü kadar değerlidir.

Çünkü insan sevildiği yere gelir.

Değer gördüğü yere gelir.

Kendisini olduğu gibi kabul eden insanların yanına gelir.

Hayat bize çok şey öğretir ama en büyük derslerinden biri şudur:

İnsan kalbinin huzur bulduğu yeri asla unutmaz.

Ne kadar uzağa giderse gitsin, bir gün dönmek ister.

Çünkü hiçbir otel, insanın evi kadar sıcak değildir.

Hiçbir şehir, sevdiklerinin bulunduğu yer kadar güzel değildir.

Hiçbir başarı, paylaşılmadığında tam anlamıyla mutluluk vermez.

Bugün çevremize baktığımızda herkesin bir telaşı var.

Daha çok kazanmak...

Daha büyük evler...

Daha güzel arabalar...

Daha yüksek makamlar...

Ama kimse daha çok sarılmayı konuşmuyor.

Kimse daha çok "Nasılsın?" demeyi planlamıyor.

Kimse kırılan kalpleri onarmak için zaman ayırmıyor.

Oysa ömür dediğimiz şey, takvim yapraklarından değil; birlikte geçirilen güzel anlardan oluşur.

Bir çayın buharında edilen sohbet...

Yağmur altında aynı şemsiyeyi paylaşmak...

Bayram sabahı kapıyı çalmak...

Bir hastayı ziyaret etmek...

Bir çocuğun saçını okşamak...

Yaşlı bir elin üzerine sevgiyle dokunmak...

İşte hayatın gerçek serveti bunlardır.

İnsan bazen gururuna yenilir.

Bir telefon açmaz.

Bir adım atmaz.

Bir özür dilemez.

Sonra yıllar geçer...

Araya sessizlik girer.

Mesafeler büyür.

Ve insan anlar ki kaybettiği şey zaman değil, aslında sevgidir.

Sevgi, dünyanın en güçlü dilidir.

Tercümana ihtiyaç duymaz.

Irkı, dili, dini, yaşı yoktur.

Bir tebessümde yaşar.

Bir selamda çoğalır.

Bir sarılışta iyileşir.

Bir "Ben buradayım." cümlesinde yeniden doğar.

Hayatın sonunda hiç kimse, "Keşke biraz daha fazla çalışsaydım." demiyor.

Ama pek çok insan şu cümleyi kuruyor:

"Keşke daha çok sevseydim."

"Keşke daha sık gitseydim."

"Keşke anneme daha çok sarılsaydım."

"Keşke babamın elini biraz daha tutsaydım."

"Keşke dostlarımı ihmal etmeseydim."

Çünkü hayatın en büyük pişmanlıkları, ertelenen sevgilerdir.

Kırgınlıklar büyütülmeye değmez.

İnatlar taşınmaya değmez.

Kin, sadece taşıyanı yorar.

Affetmek ise insanın kendine verdiği en güzel hediyedir.

Belki bugün birini aramanın tam zamanıdır.

Belki uzun zamandır konuşmadığınız bir dosta "Seni özledim." demenin...

Belki annenizin kapısını çalmanın...

Belki babanızın elini öpmenin...

Belki evladınıza sıkıca sarılmanın...

Belki eşinizin gözlerinin içine bakıp yeniden "İyi ki varsın." diyebilmenin...

Çünkü yarının garantisi yok.

Hayat beklemiyor.

Saatler durmuyor.

İnsanlar sonsuza kadar burada kalmıyor.

Geride bıraktığımız tek şey, sevdiklerimizin yüreğinde bıraktığımız iz oluyor.

Bu yüzden...

Kapılar kapanmasın.

Gönüller kırılmasın.

Sözler yarım kalmasın.

Sevgi ertelenmesin.

Gelmek varken gitmeyelim.

Uzaklaşmak yerine yakınlaşalım.

Susmak yerine konuşalım.

Kırmak yerine sarılalım.

Çünkü dünya, birbirini seven insanların sayesinde hâlâ yaşanacak kadar güzel.

Ve unutmayalım...

Bir gün herkes bir yerlere gidecek.

Fakat geride kalanlar, bizim ne kadar zengin olduğumuzu değil; ne kadar sevdiğimizi, ne kadar sevildiğimizi ve kaç kalbe dokunabildiğimizi hatırlayacak.

İşte bu yüzden soruyorum:

Gelmek varken gitmek niyedir?

Sevgiye giden yollar dururken, neden yalnızlığa yürünür?

Bir gönül kazanmak varken, neden bir gönül kırılır?

Oysa hayatın bütün anlamı belki de tek bir cümlede saklıdır:

İnsan, sevdiği yere gelir. Sevildiği yerde kalır. Gönlünü verdiği yerde ise ömür boyu yaşar.

Demekki neymiş sevmek varken,Gelmek Varken,Gitmek Niyedir? Sevginin kıymetini bilelim sevmekle bir ömür yaşayalım hep sevdiklerimizle kalalım.

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam