Bir evin en kıymetli hazinesi nedir diye sorsalar, hiç düşünmeden "Büyükleridir." derim.
Çünkü onlar, yalnızca yaş almış insanlar değildir. Onlar bir ömrün birikimi, sabrın, emeğin, sevginin ve fedakârlığın yaşayan hatıralarıdır. Her çizgisi bir hikâye, her bakışı bir tecrübe, her duası ise bizler için görünmeyen birer berekettir.
Bugün güçlü adımlarla yürüyebiliyorsak, çocukluğumuzda elimizden tutan bir anne, bizi hayata hazırlayan bir baba, sevgisini esirgemeyen bir dede ya da şefkatini yüreğimize işleyen bir nine sayesindedir. Onlar, kendi hayallerinden vazgeçerek bizim hayallerimizi büyüten insanlardır.
Bir anne, uykusuz gecelerini evladına armağan eder.
Bir baba, yorgunluğunu belli etmeden ailesi için çalışır.
Bir dede, geçmişten geleceğe uzanan köprü olur.
Bir nine, sıcak bir gülümsemesiyle evi yuva hâline getirir.
Biz büyürken onlar sessizce yaşlanır.
Biz geleceğe koşarken onların saçlarına bir tel daha ak düşer.
Biz hayatın telaşına kapılırken, onlar kapının çalınmasını bekler.
Belki bir telefon…
Belki kısa bir ziyaret…
Belki sadece "Nasılsın?" diye sorulacak birkaç samimi cümle…
Aslında büyüklerimizin istediği şey çok büyük değildir. Onlar ne lüks bir hayat ister ne de gösterişli hediyeler. En büyük mutlulukları, evlatlarının ve torunlarının sesini duymak, aynı sofrada bir araya gelmek, sevildiklerini hissetmektir.
Hayatın en acı gerçeklerinden biri şudur: İnsan, kıymetini çoğu zaman kaybettikten sonra anlar.
Oysa sevgi ertelenmemelidir.
Bir annenin elini öpmek…
Bir babaya sımsıkı sarılmak…
Bir dedenin anlattığı eski hikâyeleri sabırla dinlemek…
Bir ninenin duasını almak…
Bunların değeri hiçbir maddi zenginlikle ölçülemez.
Çünkü onların duaları, çıktığımız her yolda görünmeyen bir ışık olur.
Hayatta bazı insanlar konuşarak öğretir, bazıları ise yaşayarak…
Büyüklerimiz, hayatın en değerli öğretmenleridir.
Onlardan sabrı öğreniriz.
Şükretmeyi öğreniriz.
Paylaşmayı öğreniriz.
İnsan olmayı öğreniriz.
Bugün sahip olduğumuz birçok güzel alışkanlık, onların yıllar boyunca bize gösterdiği sevgi ve örnek davranışların eseridir.
Ne yazık ki modern hayatın hızlı temposu içinde bazen en değerli insanlarımızı ihmal edebiliyoruz.
"İşim var."
"Sonra uğrarım."
"Bir ara ararım."
"Haftaya mutlaka giderim."
Derken günler geçiyor, aylar geçiyor, yıllar geçiyor.
Oysa zaman, hiç kimseyi beklemiyor.
Bugün söyleyebileceğimiz güzel bir söz, yarın söylemek için geç kalınmış bir pişmanlığa dönüşebiliyor.
Bu yüzden büyüklerimizi ihmal etmeyelim.
Onları sadece özel günlerde değil, hayatın her gününde hatırlayalım.
Kapılarını çalalım.
Birlikte çay içelim.
Sohbet edelim.
Anılarını dinleyelim.
Onlara değerli olduklarını hissettirelim.
Çünkü yaşlılık, yalnızca bedenin yorulması değildir.
En çok da unutulmuş hissetmenin yüküdür.
Bir yaşlının yüzündeki tebessüm bazen sadece birkaç dakikalık ilginin eseridir.
Bir telefon görüşmesi, bütün gününü güzelleştirebilir.
Bir torunun sarılması, haftalarca sürecek bir mutluluk bırakabilir.
İşte sevginin gerçek gücü budur.
Sevgi; pahalı hediyelerde değil, samimi ilgide saklıdır.
Unutmayalım ki bugün onların yürüdüğü yoldan, yarın bizler yürüyeceğiz.
Bugün onların beklediği bir kapıyı, yarın belki biz bekleyeceğiz.
Bugün onların özlediği bir sesi, yarın belki biz özleyeceğiz.
Hayat, aslında bize sürekli aynı dersi verir:
Gösterdiğimiz sevgi, bir gün mutlaka bize geri döner.
Büyüklerimize duyduğumuz saygı, yalnızca bir gelenek değil; insanlığımızın en güzel göstergesidir.
Onların ellerini öpmek, geçmişimize saygı duymaktır.
Onların fikirlerini dinlemek, tecrübeye değer vermektir.
Onları mutlu etmek ise sadece onların değil, kendi vicdanımızın da huzur bulmasını sağlar.
Sağlık, yaşlılıkta en büyük nimettir.
Bu yüzden Rabbimden tüm büyüklerimiz için sağlık, huzur, bereket ve uzun ömür diliyorum.
Yüzlerinden tebessüm hiç eksik olmasın.
Evleri neşeyle dolsun.
Duaları kabul olsun.
Gönülleri huzurla dolsun.
Kendilerini hiçbir zaman yalnız hissetmesinler.
Çünkü bir toplum, büyüklerine gösterdiği saygı kadar güçlüdür.
Bir aile, büyüklerine verdiği değer kadar huzurludur.
Bir ev, büyüklerinin duası kadar bereketlidir.
Gelin bugün bir adım atalım.
Annemizi arayalım.
Babamıza sarılalım.
Dedemizin elini öpelim.
Ninemizin gönlünü alalım.
Yaşlı komşumuzun kapısını çalalım.
Bir fincan çayı birlikte paylaşalım.
Çünkü yarın için en güzel miras, bugün verdiğimiz sevgidir.
Ve unutmayalım…
Hayat bize birçok başarı kazandırabilir.
Makamlar, servetler ve unvanlar verebilir.
Ama hiçbir başarı, annesinin duasını almış bir evladın huzurunu; babasının gönlünü kazanmış bir insanın mutluluğunu veremez.
Büyüklerimiz bizim geçmişimizdir, kökümüzdür, hafızamızdır. Onlara gösterdiğimiz sevgi ve saygı, aslında kendi geleceğimize bıraktığımız en güzel mirastır.
Haydi, büyüklerimizi her daim mutlu edelim. Onların ellerini sevgiyle tutalım, gönüllerini incitmeyelim, dualarını eksik etmeyelim. Rabbim bütün büyüklerimize sağlık, huzur, bereket ve hayırlı, uzun ömürler nasip etsin. Çünkü onların yüzündeki bir tebessüm, dünyadaki en kıymetli mutluluklardan biridir.