Sevgi...
Belki de insanın yeryüzünde öğrendiği en güzel kelime.
Dört harften oluşur ama içine bir ömrü sığdırır.
Çünkü sevmek, sadece birine "Seni seviyorum." demek değildir.
Sevmek; bir insanın varlığını kendi mutluluğunun bir parçası hâline getirebilmektir.
Onun gülümsemesini kendi sevincin bilmek, gözlerinden akan bir damla yaşın yüreğine düşmesine izin vermektir.
Bir insanı gerçekten sevmek, ona değer vermeyi bilmektir.
Değer vermek ise pahalı hediyeler almak değildir.
Her istediğini yapmak da değildir.
Değer vermek; zaman ayırmaktır.
Dinlemektir.
Anlamaya çalışmaktır.
Yanında olmaktır.
En çok ihtiyaç duyduğu anda sessizce elini tutabilmektir.
Hayatın en büyük yanılgılarından biri, sevginin sadece sözlerden ibaret olduğunu sanmaktır.
Oysa kelimeler bazen yetersiz kalır.
İnsan, en çok davranışlarıyla sever.
Bir sabah atılan "Günaydın." mesajında...
"Yemeğini yedin mi?" diye soran küçük bir cümlede...
Üşüdüğünde omzuna bırakılan bir hırkada...
Yorgun olduğunu fark edip sessizce hazırlanan bir fincan çayda...
Kalabalık içinde seni arayan bir çift gözde...
Sevgi bütün sadeliğiyle kendini gösterir.
Gerçek sevgi, gösteriş istemez.
Alkış beklemez.
Hesap yapmaz.
Karşılık aramaz.
O sadece verir.
Çünkü seven insan, verdiği sevgiden eksilmez.
Aksine, paylaştıkça çoğalır.
İnsan bazen yıllarca sevildiğini sanır.
Ama bir gün anlar ki sevilmek başka, değer görmek bambaşkadır.
Çünkü seni gerçekten seven insan, seni değiştirmeye çalışmaz.
Olduğun gibi kabul eder.
Eksiklerini yüzüne vurmak yerine onları tamamlamaya çalışır.
Hatalarını büyütmek yerine seni anlamaya gayret eder.
Başarılarınla gurur duyar.
Üzüntülerinde omuz olur.
Sessiz kaldığında bile seni duymaya çalışır.
İşte değer vermek budur.
Bir insanın sesindeki yorgunluğu fark edebilmektir.
Gözlerindeki hüznü kelimelerden önce okuyabilmektir.
"Güçlüyüm." dese bile aslında yorulduğunu hissedebilmektir.
Çünkü sevgi sadece bakmak değildir.
Görebilmektir.
Sadece duymak değildir.
Hissedebilmektir.
Birini sevmek, onun hayatında güvenli bir liman olabilmektir.
Öyle bir liman ki...
Fırtınalar ne kadar büyük olursa olsun döneceği bir yer olduğunu bilsin.
Yanında yargılanmayacağını...
Eksikleriyle kabul edileceğini...
Kırıldığında sarılacak bir omuz bulacağını bilsin.
Hayatta herkes başarılı olabilir.
Herkes zengin olabilir.
Herkes makam sahibi olabilir.
Ama herkes bir başkasına huzur olamaz.
Çünkü huzur, sevginin en olgun hâlidir.
Ve huzur veren insanlar, dünyanın en kıymetli insanlarıdır.
Sevdiğimiz insanlara çoğu zaman onları ne kadar değerli gördüğümüzü söylemeyi erteliyoruz.
"Nasılsa biliyor."
"Nasılsa anlıyor."
"Nasılsa yarın söylerim."
Oysa hayatın en büyük pişmanlıkları, yarına bırakılan sevgilerdir.
Bir gün telefon etmek isteriz ama arayacağımız ses artık cevap vermez.
Bir gün sarılmak isteriz ama o omuz artık yanımızda değildir.
Bir gün teşekkür etmek isteriz ama geç kalmışızdır.
İşte o zaman insan anlar...
Sevgi ertelenmeye gelmez.
Çünkü zaman, en adil olduğu kadar en acımasız öğretmendir.
Beklemez.
Geri dönmez.
Tekrar etmez.
Bu yüzden sevdiğiniz insanlara bugün değer verin.
Onları dinleyin.
Onlara vakit ayırın.
Birlikte sessizce yürüyün.
Bir fincan kahveyi paylaşın.
Gözlerinin içine bakarak konuşun.
Küçük ayrıntıları hatırlayın.
Doğum günlerini değil sadece...
Canlarının sıkkın olduğu günleri de hatırlayın.
Çünkü insanı özel hissettiren şey büyük sürprizler değil, küçük inceliklerdir.
Sevgi emektir derler.
Ben buna bir cümle daha eklemek isterim:
Sevgi, emek kadar dikkat ve özen ister.
Nasıl ki en güzel çiçek her gün su isterse, en güçlü ilişkiler de her gün ilgi ister.
İhmal edilen sevgi sessizce solar.
Konuşulmayan kırgınlıklar büyür.
Söylenmeyen güzel sözler zamanla içimizde yük olur.
Oysa bir "İyi ki varsın." demek sadece birkaç saniye sürer.
Ama etkisi bazen bir ömür devam eder.
Hayatın sonunda kimse kaç kez haklı çıktığını hatırlamayacak.
Kimse kaç tartışmayı kazandığını konuşmayacak.
Kimse ne kadar çok para kazandığını anlatmayacak.
Fakat insanlar, kendilerini nasıl hissettirdiğinizi unutmayacak.
Bir kalbi kırıp ardından yüzlerce güzel söz söylemek kolaydır.
Asıl marifet, o kalbi hiç incitmemektir.
Çünkü kırılan cam belki yapıştırılır.
Ama kırılan güven, eski berraklığına kolay kolay kavuşamaz.
Bir insanı sevmek; onun kusurlarına rağmen yanında kalabilmektir.
Mutluluğunu kıskanmadan alkışlayabilmektir.
Başarısını kendi başarın gibi kutlayabilmektir.
Hastalığında başucunda bekleyebilmektir.
Sessizliğine bile saygı duyabilmektir.
Ve en önemlisi...
"Ben buradayım." diyebilmektir.
İnsan bazen dünyanın bütün yükünü tek başına taşıdığını zanneder.
Oysa sevildiğini hissettiği anda omuzlarındaki yük hafifler.
Çünkü sevgi sadece kalbi değil, insanın bütün hayatını güçlendirir.
Bir insanın kendine olan inancını yeniden yeşertir.
Umudunu tazeler.
Yorgunluğunu unutturur.
Ve ona yeniden gülümseyebilme cesareti verir.
Belki de bu yüzden, gerçek sevgi bir mucize değildir.
Gerçek sevgi, her gün yeniden seçilen bir emektir.
Her gün yeniden verilen bir değerdir.
Her gün yeniden söylenen küçük ama samimi cümlelerdir.
Hayat, sevdiğimiz insanlara ayırdığımız zaman kadar güzeldir.
Kalpler, gördüğü değer kadar huzur bulur.
İnsan ise sevildiğini hissettiği kadar cesur olur.
Öyleyse sevdiklerimizi yarına bırakmayalım.
Onlara sevgimizi göstermeyi ertelemeyelim.
Bir sarılmayı, bir teşekkürü, bir özrü, bir "Seni seviyorum." cümlesini bekletmeyelim.
Çünkü hayatın en büyük zenginliği; sahip olduğumuz eşyalar değil, değer verdiğimiz insanlar ve onların kalbinde bıraktığımız sıcak izlerdir.
Ve unutmayalım...
Bir kişiyi sevmek, onu değiştirmeye çalışmak değildir. Bir kişiyi sevmek; onu anlamak, yanında olmak, incitmekten korkmak ve her gün yeniden "Sen benim için değerlisin." diyebilmektir. Çünkü sevginin en güzel hâli, sözlerde değil; hissettirdiği değerde yaşar.