Ekonomide sık sık kurallardan söz edilir. Faiz kuralları, vergi düzenlemeleri, piyasa kuralları, yatırım teşvikleri, ticaret politikaları, bütçe disiplini gibi birçok başlık gündeme gelir. Fakat çoğu zaman gözden kaçan önemli bir nokta vardır: Ekonomide sadece kural koymak yeterli değildir; asıl mesele o kuralların nasıl uygulandığıdır.
Çünkü hayatın her alanında olduğu gibi ekonomide de kâğıt üzerindeki kuralla gerçek hayattaki uygulama arasında bazen büyük farklar oluşabilir. Trafik kurallarını düşünelim. Kırmızı ışıkta durmak bir kuraldır. Ancak bazı sürücüler için bu kural kesin şekilde uygulanırken bazılarına göz yumuluyorsa orada düzen bozulmaya başlar. Ekonomi de buna çok benzer.
Bir ülkede "herkes vergisini ödeyecek" kuralı olabilir. Ancak küçük esnafın üzerine sıkı denetim yapılırken büyük ölçekte vergi kaçıranlar rahat hareket edebiliyorsa vatandaşın adalet duygusu zedelenir. İnsanlar da zamanla "Kurallar herkese eşit işlemiyor" düşüncesine kapılabilir.
Ekonomi güven üzerine kurulu bir sistemdir. İnsanlar para yatırırken, yatırım yaparken, iş kurarken veya alışveriş yaparken geleceği tahmin etmeye çalışırlar. Eğer kuralların herkese aynı şekilde uygulanacağına inanırlarsa daha rahat hareket ederler.
Bir çiftçi düşünelim. Tarlasına yeni yatırım yapacak olsun. Tohum alacak, gübre alacak, belki kredi çekecek. Eğer devletin destek politikalarının her yıl değişmeyeceğini ve açıklanan kuralların istikrarlı uygulanacağını düşünüyorsa geleceğe daha güvenle bakabilir. Ancak bugün söylenenin yarın değişeceği korkusu oluşursa yatırım kararını erteleyebilir.
Bir sanayici için de durum aynıdır. Fabrika kurmak milyonlarca liralık yatırım anlamına gelir. Fabrika sahibi sadece bugünü değil önündeki beş yılı, on yılı hesaplar. Eğer sürekli değişen uygulamalarla karşılaşıyorsa "Bekleyelim, biraz daha görelim" düşüncesi ağır basabilir.
Ekonomide bazen sorun kuralların eksikliği değildir. Sorun, kuralların farklı zamanlarda farklı biçimlerde uygulanmasıdır.
Örneğin bir dönemde sıkı denetim yapılırken başka dönemde gevşek davranılması piyasada belirsizlik oluşturabilir. İş dünyası en çok belirsizlikten çekinir. Çünkü belirsizlik hesap yapmayı zorlaştırır.
Mahalle pazarını düşünelim. Pazarda herkesin uyması gereken bir düzen vardır. Tezgâhların yeri bellidir, tartının doğru olması gerekir, belirli kurallar uygulanır. Şimdi düşünelim ki bazı satıcılar istedikleri yere tezgâh açabiliyor, bazıları kurallardan muaf tutuluyor, bazılarına ise çok sıkı davranılıyor. O pazarda kısa sürede huzursuzluk başlar.
Ekonomi de büyük bir pazar gibidir. Kuralların kişilere göre değil ilkelere göre uygulanması gerekir.
Bir başka önemli konu da kuralların öngörülebilir olmasıdır. İnsanlar sürprizlerden hoşlanmaz. Özellikle para söz konusu olduğunda daha da dikkatli davranırlar.
Bir işletme sahibi yeni personel almayı planlıyor olsun. Ancak vergi oranlarının veya teşvik sistemlerinin aniden değişebileceği endişesi taşıyorsa kararını erteleyebilir. Çünkü gelecekte ne olacağını kestiremez.
Bu durum sadece büyük şirketleri etkilemez. Küçük esnafı da çiftçiyi de memuru da emekliyi de etkiler.
Çünkü ekonomide yaşanan güven sorunu zamanla zincirleme etki yaratır. İnsanlar harcamalarını azaltabilir. Şirketler yatırımlarını yavaşlatabilir. İşe alımlar düşebilir. Üretim yavaşlayabilir.
Bunun tam tersi de mümkündür.
Kurallar açık, net ve istikrarlı uygulanıyorsa ekonomik hareketlilik güç kazanabilir. İnsanlar önlerini görebildiklerinde daha rahat karar verirler. İşletmeler büyümeye cesaret ederler. Yatırımcılar yeni projeler geliştirirler.
Ekonomik başarı bazen yalnızca büyük projelerle veya yüksek bütçelerle açıklanmaz. Güçlü ekonomilerin önemli özelliklerinden biri kurumsal düzenin sağlam olmasıdır.
İnsanlar çoğu zaman ekonomik sorunların çözümünü yeni paketlerde, yeni desteklerde veya yeni düzenlemelerde arar. Oysa bazen ihtiyaç duyulan şey yeni bir kural değil, mevcut kuralların güven veren şekilde uygulanmasıdır.
Çünkü ekonomide vatandaşın aklındaki en temel soru şudur:
"Bugün geçerli olan kural yarın da aynı şekilde uygulanacak mı?"
Bu soruya güçlü bir "evet" cevabı verilebildiğinde ekonomi daha sağlam zemine oturur.
Sonuç olarak ekonomide kurallar trafik levhaları gibidir; yön gösterirler. Ancak levhaların olması tek başına yeterli değildir. O yolların herkes için aynı şekilde işlemesi gerekir. Kuralların uygulanış biçimi güven oluşturuyorsa ekonomi güçlenir; güven sarsılıyorsa kurallar kâğıt üzerinde kalabilir.
Çünkü ekonomide bazen mesele kuralın kendisi değil, o kuralın herkese eşit, şeffaf ve istikrarlı uygulanmasıdır.